EBABİL KUŞLARINI BEKLİYORUZ

Yayınlama: 25.11.2023
Düzenleme: 25.11.2023 18:02
138
A+
A-

Saygıdeğer okuyucularımız,

Dünyanın ve ülkemizin gündeminde yer alan, İsrail-Hamas arasında devam eden savaşta 15 bine yakın sivilin vahşice katledilişini hala seyrediyoruz. Her gün ortalama 300 Filistinli şehit edilirken, ölenlerin çoğunu çocuklar ve kadınlar oluşturuyor. Katil İsrail, uluslararası savaş hukukunu tanımayarak hastaneleri, okulları ve mabetleri bombalayacak kadar gözü dönmüş durumda. Dünya tarihinin yazmadığı korkunç bir soykırım yaşanıyor Gazze’de.

Buna mukabil başta 57 İslam ülkesi olmak üzere kınamalar, yardım göndermeler, dualar, temenniler, gıyabi cenaze namazları, mitingler, protestolar tüm hızıyla kesilmeden devam ediyor. Tüm bu eylemlere karşı elbette İsrail’in kılı kıpırdamıyor. Saldırılarına devam ediyor. Bunun yanında dünyada ciddi olarak Filistin lehine çalışma yapan demeçler veren namuslu, vicdan sahibi Hristiyan idareciler ve politikacılar da yok değil.

Bizim bu politikacılardan çok daha etkili olmamız, onlardan bir farkımız olması gerekmez mi?

İsrail, Gazze’de yapmakta olduğu soykırım ve işlediği cinayetlerin cüretini kimden alıyor? Diye sorarsak en başta elbette ABD ve bazı Hristiyan AB ülkeleri diyeceksiniz. Haklı olabilirsiniz. Lakin bana göre Siyonist İsrail, Filistin’i işgal ve binlerce masumu katlederken en büyük cesaret ve cüreti 57 İslam ülkesinin tutumundan alıyor. İslam ülkelerinin bu sessizliği, Siyonistlerin en büyük kazancı ve hareket noktası. Sözlü kınamalar ve pasif eylemler dışında ciddi yaptırımlara girmeyen İslam Dünyası Filistin’in yüz binlerce kardeşimizin vebalini taşıyor. Oysa ki İslam Dünyasının, özellikle Türkiye’nin elinde ABD ve İsrail’i bu saldırılarından vazgeçirecek onca imkan varken… (…….)

İdarecilerimiz diplomatik görüşmeler, kamuoyu oluşturmak için yapılan ziyaret ve açıklamalar dışında ciddi eylem ve yaptırımlara bir türlü başvurmuyor. Hal bu ki bugün; sağır ve kör sultanın dahi bildiği büyük İsrail Projesinin ve haritasının menzilinde 22 tane şehrimiz tehdit altında. Yani Nil’den Kapadokya’ya kadar çizilmiş bir Siyonist hedef içerisindeyiz. Bundan da anlaşılıyor ki; Filistin’den sonra sıra başta Lübnan, Suriye, İran, Irak ve Türkiye’ye gelecek. Bugün Filistin’de başlayan yangın yerinde söndürülemezse maalesef diğer ülkelere sıçrayacak ve Anadolu coğrafyası da aynı akıbeti yaşayacaktır. Binaenaleyh Filistin ve Kudüs İslam Dünyasının ve ülkemizin tabii sınırı kabul edilmelidir. Bugün Filistin’de durdurulamayan Siyonist İsrail, korkarım önümüzdeki yıllar hiçbir şekilde durdurulamaz.

Mukaddes Kudüs’ün ve Mescid-i Aksa’nın işgali karşısında çaresizleri oynayan İslam Alemi’nin Allah Muhafaza en büyük kutsallarımızdan olan Medine ve Mekke’nin, yani Kabe’nin işgali karşısında da aynı umursamazlığı ve korkaklığı sergileyeceğinden endişe ediyorum.

AĞLA OĞLUM AĞLA!

Endülüs Emevi Devleti’nin son Sultanı Ebu Abdullah, ulema ve annesinin tüm uyarılarına rağmen düşmanlarının tuzağına düşmüş, tatlı sözlerine kanmış savaşmaktan ve mücadele etmekten uzak durmuş, nihayetinde toprakları işgal edilince, düşman saraya dayanınca Gırnata’dan ayrılmak zorunda kalmış ve hıçkırıklarla ağlamıştır. Bunun üzerine annesi ise; Sultana dönerek;

-“Ağla oğlum! Ağla! zamanında erkekler gibi savaşarak savunamadığın vatanın için şimdi kadınlar gibi ağla!..” demiştir.

Bu misalden hareketle bugün İslam Alemi Siyonist İsrail ve Hristiyan Batı Blokuna karşı yek vücut mücadele etmezse eğer, akıbetimizin Endülüs Emevi Devleti gibi olacağından korkuyorum. İslam Dünyasının lideri olmak zorunda olan Türkiye, daha aktif uygulayacağı, caydırıcı politikalarla tüm İslam Alemine ümit vermek zorundadır. Bizim dışımızda bu misyonu üstlenecek ne yazık ki başka bir ülke yoktur. İnşallah kısa zamanda özümüze dönerek, devlet – millet kenetlenmesiyle arzu ettiğimiz şekilde milli politikalarımızı uygulamaya koyarız.

Çok mu ümit varız?

Elbette değil.

Ama başkada bir çaremiz gözükmüyor. Bizi ümitsizliğe sevk eden iktidarıyla, muhalefetin Filistin meselesinde ortaya koydukları pasif politikalarla bir neticeye varmamız mümkün gözükmüyor. Hala partilerimiz iç meselelerinin dışına çıkamıyor, oluşturulan suni gündemlerle oyalanıyor ve önümüzdeki yerel seçimlerle ilgili çalışmalarla meşgul oluyorlar. Filistin müdafaasının aslında Türkiye’nin ve İslam Aleminin savunması olduğu gerçeğinin idrakinde değiliz. Partilerimiz bu durumdayken sivil toplum kuruluşlarımız, sendikalar, dernekler, İslami cemaatler, tarikatlar farklı duyarlılık ta mı? Ne yazık ki; maalesef onlar da kınamak ve dua dışında bir eylem içerisinde değiller.

Asrımızın Ebrehe’si Siyonist İsrail’i durduracak yegâne güç ve kudret Allah Teala’nın göndereceği Ebabiller mi? Sorusunu sorarak milyarlarca Müslüman’ın vicdanına seslenerek yazımıza son verelim.     

                     

   

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.