HAYATIMIZA YÖN VEREN DEĞERLER - 10 KİMLERDİ BU GÜZEL İNSANLAR? YENİDEN MİLLİ MÜCADELECİLER

                Sevgili okuyucularım; Yeniden Milli Mücadele seri yazımızda hareketin 80'li yıllara kadar olan sürecini sathi olarak özetleyerek geliyoruz. Elbette şahsımın vakıf olmadığı birçok konular, iddialar, sebepler ve sonuçlar da mevcuttur. Söz konusu yazımızın içeriğine dair yeterince bilgiye ulaşmak çok mümkün olmuyor.

HAYATIMIZA YÖN VEREN DEĞERLER - 10 KİMLERDİ BU GÜZEL İNSANLAR? YENİDEN MİLLİ MÜCADELECİLER
09 Ocak 2021 - 19:19 - Güncelleme: 10 Ocak 2021 - 15:12
                Mücadele Birliği ile ilgili kısıtlı sayıda yapılan basın faaliyetleri ya da hareketin içeriğini anlatan neşriyatlar o kadar az ki! Bir elin parmağını geçmeyecek kadar az olan bu yayınlar, hareket hakkında çok daha geniş çaplı bilgi edinmemize yardımcı olmuyor.
              
Hareketin kurucu liderlerinin birer birer darı bekaya göçmeye devam ediyor olmaları ve geçmişe dair öz eleştirel boyutta konuşmaya yönelik ketumlukları, hala Millet Partisi Genel Başkanlığını yürüten lider Aykut Edibali'nin de bu bağlamdaki ithamlara karşı bir özeleştiride bulunmadığı iddiaları gündemini koruyor. Mücadele Teşkilatının önemli kademelerinde yer almış şahıslarla yapmış olduğum bağlantılarda bu suskunluğun temelinde edep ve adaba dayalı bir anlayış, her ne kadar lidere eleştirel boyutta yaklaşılsa da teşkilat ve mensuplarına özgü derin bir saygı gereği olsa gerek asla rencide edici ithamlarda bulunmuyorlar, temkinli davranıyorlar.  




Mücadele Teşkilatından bir şekilde tasfiye edilmiş, hareketin dışına atılmış şahıslar kadar, kendilerince haklı gerekçelerle hareketten bireysel ya da kitlesel bazda kopmuş gruplar bir takım sivil ya da siyasal organizasyonlar içinde yer alarak faaliyetlerini devam ettirme gayreti içinde olmuşlardır. Yeniden Milli Mücadele Hareketinden kopuş nedeni olarak en çok gösterilen; " liderlik anlayışı, liderlik sultası, liderlik despotizmi, şura ve istişare eksikliğini!" gösteren şahısların çok ilginçtir;
 
 Mücadele Teşkilatından sonra kendilerince bir sığınak kabul ettikleri oluşumlarda, (cemaat, tarikat, siyasi parti vs.) bu tarz liderlik anlayışının çok daha katı olması ve liderlik otoritesinin çok daha güçlü olmasına rağmen, bu yapılar içinde yer almalarını ve üst düzey görevlerde bulunmalarını da anlamak mümkün değildir. Bu görüntü de ister istemez; davadan kopanların "ikbal sevdaları, gelecek kaygıları ve dünyevi arzular uğruna bu hareketten ayrıldıkları" iddiasında olanları da haklı gösteriyor ifadelerine de sık rastlıyoruz.
     
      MÜCADELECİ KADROLAR İŞ BAŞINDA

   Öbür taraftan Milli Mücadele Teşkilatı içinden ayrılıp başka sivil ya da siyasi teşekküllerde yer alan şahıs ve grupların, "Milli Mücadelecilik" karakteristik yapı ve hüviyetini her zaman korudukları, almış oldukları mücadele kültür ve fikriyatıyla bir farkındalık oluşturdukları, Milli davalara olan duyarlılığı ve devlete olan bağlılıklarından asla taviz vermedikleri, bulundukları ortamı etkiledikleri, güvenilir şahsiyetler oldukları, her daim konuşula gelen hakikatlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.
                Onun içindir ki bir Mücadelecinin sahip olduğu bu özellik, Türkiye'de faaliyet gösteren birçok siyasi partinin dikkatini çekmiş, "Milli Mücadeleci Kadrolar" her dönem ihtiyaç duyularak; hem devlet kademesinde bürokrat, hem de siyasi partilerde güvenilir, samimi, yetişkin kadrolar olarak görülmesine, değişik kademelerde görev yapmak üzere bünyelerine çekilmesine sebep teşkil etmiştir.          



Adalet Partisi, Refah Partisi, özellikle Anavatan Partisi lideri Özal'ın hazır bir kadro olarak gördüğü Mücadelecileri büyük çapta kadrosuna alarak parti bünyesinde ve devlet kademelerinde görev verdiğini daha sonra bu durum karşısında hareketin lideri Aykut Edibali'nin Özal'a karşı bir serzenişte bulunduğunu gözlemliyoruz. Aynı şekilde Ak Parti bünyesinde de önemli, ağır vazifelere getirilecek (belediye başkanlığı, bakanlık, başbakanlık vb. ) birçok mücadeleciye rastlıyoruz. Mücadeleci kadrolardan üst seviyede siyasi şahsiyetler kadar bürokraside genel müdürlükler, bakanlık müşavirlikleri, valilik, anayasa mahkemesi üyeliği, Yargıtay hakimliği, baro başkanlıkları, rektörlükler, dekanlıklar yapmış çok önemli görevler ifa etmiş ve hali hazır bu görevleri ifa etmekte olan başarılı, Türkiye kamuoyunca tanınan binlerce mücadeleciyi ismini zikretmeden gösterebiliriz.


                Kısacası benzeri partiler bir nevi "Milli Mücadele Hareketi'nin donanımlı, ehliyetli, liyakatli, inançlı, dürüst" kadrolarının ve bu kadroların sosyolojik ve psikolojik olarak hazırladığı millet tezahürü bir mirasın üzerine konmuş teşkilatlardır. Yani "Milli Mücadeleciler" yetiştirmiş oldukları kadroları kendi siyasi arenasında değerlendirememiş, maalesef göz göre göre diğer partilere kaptırmıştır iddialarına rastlıyoruz.

                Aykut Edibali; hareketten ayrılıp başka partilerde önemli görevler edinen şahıslar ile ilgili sorulan bir soruya;
                " Ben onlara dünyalık hiç bir şey, makam, mansıp, koltuk vaat etmedim. Bizim ne böyle bir vaadimiz, ne de bir hedefimiz, ne de bir imkânımız olmuştur." Şeklinde ifadeleriyle Mücadele Hareketi'nin bir ikbal hareketi olmadığını, fakat bu önemli görevlere getirilen arkadaşlarına da devlet ve millete hizmet noktasında başarılar dilediği düşüncesini de dile getirmiştir.

                Örnek vermek gerekirse başlıca siyasilerden; Ankara Eski Belediye Başkanlarından Mehmet Altınsoy, Melih Gökçek, İstanbul Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna, İzmir Belediye Başkanı Burhan Özfatura, Sağlık Bakanı Halil Şıvgın, Cemil Çiçek (Bakanlık, Meclis Başkanlığı) Ömer Vehbi Hatipoğlu, Mehmet Çiçek, Recep Kırış, İbrahim Kumaş, Mehmet Özutku gibi birçok siyasi şahsiyetler yanında çok önemli akademisyenler, profesörler, yazarlar, çizerler yer almış bu önemli şahıslardan; Mustafa Ruhi Şirin, Kemal Yaman, Hüseyin Gülerce, Taha Akyol, Gaffar Yakın,  Mehmet Akif Ak, Atilla Yayla, Dr. Zeki Ceylan, Prof. Dr. Mustafa Erdoğan, Prof. Dr. Mehmet Nurdoğan, Ahmet Taşgetiren gibi birçok şahsın ismi ilk aklımıza gelenlerden. Bunun dışında ismini sayamayacağımız 70'li yıllardan itibaren günümüze kadar birçok ünvana sahip olmuş önemli şahsiyetlere rastlıyoruz.       

                1970'li yılların sonlarında büyük çalkantılar ile birlikte, bünyesinden büyük ayrılıklar yaşamış Milli Mücadele Hareketi, 1980 Askeri Darbesiyle çalışmalarında büyük sekteye uğrar. Ağır ihtilal şartları ve yasakları teşkilat bünyesinde özellikle kültür çalışmaları ekseninde büyük zafiyet vermiş, kültürel ve siyasal faaliyetler adeta dondurulmuş, mevcut cunta yönetiminin karar ve baskılarının neticesinde tabiri caizse üç mücadeleci bir araya gelememiş, dolayısıyla bir durgunluk dönemi yaşanmıştır. İhtilal sonrası yeniden demokratik düzene geçme kararından sonra parti kurma ve hareketin partileşme sürecinin başladığını gözlemliyoruz.

 
"SİYASETİ YALANDAN, RİYADAN, DOLANDAN AYIRACAK,
İBADETİN KARDEŞİ KILACAĞIZ."

 
           
  
Bu aşamada Mücadele Hareketi'nin bu çalışmalarının yanı sıra tüm partileşme hareketleri de askeri cuntanın büyük bir denetimi ve ambargosu altında sürdürülürken, cuntanın keyfi anti-demokratik uygulamaları altında partileşme süreci bir hayli sancılı gelişmiştir. Çıkartılan tüm engellere rağmen, nitekim 22 Mart 1984 yılında Yeniden Milli Mücadeleciler; parti kuruluşunu, 48 kişilik kurucular listesi ve Genel Başkan Aykut Edibali imzasıyla ilgili makama dilekçeyle ulaştırmıştır.


"Demirin, altının, paranın devri değil, insanın devri başlıyor sloganıyla,
İlkeleri;
İlim, ahlak, meşruiyetçilik ve gelişmecilik olan ISLAHATÇI DEMOKRASİ PARTİSİ'ni kurarlar.
              
  "Siyaseti yalandan, riyadan, dolandan ayıracak, ibadetin kardeşi kılacağız."

                İddiasıyla kurulan parti siyasi arenaya girişiyle olağanüstü bir çıkış yakalamıştır. "LİDERİMİZ EDİBALİ" sloganlarıyla, yaptıkları ilk kongre ile siyasi çalışmalarına adım atmış olan Mücadelecilerin; siyasi parti kongresi müthiş sükse yapmış, zamanın güçlü ve kitle partileri Anavatan ve Doğru Yol Partilerinin kongrelerini bile gölgede bırakarak, günün basınında sansasyonel bir şaşkınlık oluşturarak "KİM BUNLAR?" ve "NE YAPMAK İSTİYORLAR?" manşetleriyle kamuoyuna takdim ediliyorlardı. Yani Mücadeleciler, ISLAHATÇI DEMOKRASİ PARTİSİ ile siyasete muhteşem bir giriş yapmışlar, bu siyasallaşma heyecanı dalga dalga tüm yurda yayılıyor, Milli Mücadelecilerin yıllardır beklediği bir süreç başlıyordu.  
  
          
    Saygıdeğer okuyucularım Mücadele Hareketinin siyasal sürecini (partileşme bazında) gelecek sayımızda devam etmek üzere....

                Sağlık ve afiyette kalın inşaallah...   

 

Bu haber 3524 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum