HAYATIMIZA YÖN VEREN DEĞERLER – 23 KİMLERDİ BU GÜZEL İNSANLAR? YENİDEN MİLLİ MÜCADELECİLER

HAYATIMIZA YÖN VEREN DEĞERLER – 23 KİMLERDİ BU GÜZEL İNSANLAR? YENİDEN MİLLİ MÜCADELECİLER
21 Mart 2021 - 18:49 - Güncelleme: 25 Mart 2021 - 21:34
Saygıdeğer okuyucularım,

Yazı dizimizde Avrupa’daki çalışmalarımızı anlatmaya devam ediyoruz.
 Viyana’da düzenlenmiş, başarı ile organize edilmiş, “ya Allah Bismillah Allah’u Ekber, Kahrolsun Rusya, Kahrolsun Ermenistan, Yaşasın Azerbaycan” sloganlarıyla Viyana caddelerini inleten binlerce Türkün görkemli yürüyüşü ve mitingi olan, Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanında olduğumuzu gösteren “BÜYÜK AZERBAYCAN MİTİNGİ”ni gerçekleştirmenin onurunu yaşıyorduk.

Çınarspor, Yunus Emre İlim Kültür Derneği (camii), sosyal, sportif ve kültürel faaliyetlerini devam ettiriyordu. Öbür taraftan kurmuş olduğumuz “Türk Spor Kültür Birliği” adlı federasyonumuzla kardeş cemiyetlerle ortaklaşa çalışmalarımızı kesintisiz sürdürüyorduk.

BOSNA’DA SIRP MEZALİMİ TELİN MİTİNGİ


1992 yılında “Bosna Hersek’in” Yugoslavya’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etmesi üzerine Sırpların tüm batının desteğini alarak başlattığı savaşı ve soykırımı hatırlayalım.

“25 Haziran 1991'de Hırvatistan ve Slovenya’nın resmi olarak bağımsızlıklarını ilan etmesiyle patlak veren Yugoslavya İç Savaşı sonrası dağılmaya başlayan ülke, Sırbistan, Karadağ, Bosna-Hersek, Hırvatistan, Slovenya ve Makedonya'dan oluşuyordu.

Bosna- Hersek de 29 Şubat-1 Mart 1992'de yapılan referandumla eski Yugoslavya'dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etti. 1991'de bağımsızlığını kazanan Hırvatistan'da Hırvat güçleri ile Yugoslav askerleri arasında devam eden çatışmalar, Bosna Hersek'e de sıçradı. Sırpların kontrolündeki Yugoslav ordusu, o dönemde nüfusunun büyük çoğunluğunu Hırvatların oluşturduğu Boşnakların Ravno köyüne saldırdı. Böylece Bosna Hersek'teki savaş bu saldırı ile gayrı resmi olarak başlamış oldu.

Yugoslavya'nın parçalanmasını fırsat bilen Bosnalı Hırvat ve Sırplar da Bosna Hersek topraklarını kendi aralarında paylaşmak için Boşnakları da içine alan cumhuriyet kurduklarını açıkladı. Hırvatlar, 18 Kasım 1991'de Hersek-Bosna Hırvat Cumhuriyeti'ni, Sırplar ise 9 Ocak 1992'de Sırp Cumhuriyeti'ni ilan etti.”

Bosna'yı ele geçirmek isteyen Sırp ve Hırvatların bağımsızlığını ilan etmesinin ardından, Sırpların kontrolündeki Yugoslav ordusunun ve istihbarat birimlerinin silahlandırdığı Bosnalı Sırplar, Müslüman Boşnaklara yönelik etnik temizlik başlattı. Boşnak kardeşlerimiz ise liderleri Aliya İzzetbegoviç önderliğinde kuzeyde ve doğuda Sırplara, güneyde ve batıda da Hırvatlara karşı ülkenin bütünlüğünü korumak için Müslüman Boşnakları organize ederek tüm gücüyle bir savaş verdiler. Sırp güçleri özellikle Srebrenitsa’da korkunç zulümlerle, toplu katliamlara giriştiler. Başta NATO olmak üzere bu işlenen cinayetlere göz yumuldu. Tüm dünyanın gözü önünde “bir etnik soykırım” yaşanıyordu.



Bosna’da yaşanan bu mezalimi telin etmek amaçlı bir miting düzenleme düşüncesiyle başta beraber ortaklaşa faaliyetler yaptığımız “ülkücü federasyon derneği mensupları, İslami Union yöneticileri ile bir araya gelerek miting için mutabık kaldık. Diğer kardeş milli, İslami cemiyetlere de teklifler götürüldü. Ama maalesef söz konusu cemiyetler “Azerbaycan Mitinginde” olduğu gibi ortaklaşa düzenlenecek mitinge katılmayacaklarını belirttiler.

Biz üç cemiyet Viyana’da faaliyet gösteren Boşnak Dernek ve kuruluşlarıyla temasa geçerek bir “Bosna Telin Mitingi” düzenlemeyi teklif ettik. Ortaklaşa bir şekilde organize olduk. Geniş katılımlı bu yürüyüş ve mitinge her türlü desteği verdik. Mitingin sunumunu ben gerçekleştirdim. Kürsüde şu ifadeleri kullandığımı hatırlıyorum;

“ kendilerini medeniyetin temsilcisi, hümanist söylemleriyle barışın elçileri gören Avrupa devletleri, diğer süper güçlerin, kısacası tüm dünyanın gözü önünde bir millet etnik temizlikle soykırıma tabi tutuluyor. Bunun tek bir nedeni var. BOŞNAKLARIN MÜSLÜMAN OLMASI VE AVRUPA’NIN GÖBEĞİNDE BAYRAĞINDA “BİR HİLAL OLAN DEVLETE” TAHAMMÜL EDEMEME İÇGÜDÜSÜ…”

Mitingde Türk cemiyet temsilcileri yanında Boşnak kardeşlerimiz de konuşma yaptılar. Başarıyla gerçekleştirdiğimiz bu mitingde belki vicdanen mutmaindik fakat diğer Türk cemiyetlerinin mitinge katılmaması içimizde hüzün veren bir uhde olarak kaldı. Gönül istiyordu ki; Azerbaycan mitinginde olduğu gibi yekvücut, Boşnak kardeşlerimizin yanında olduğumuzu gösterebilseydik keşke...!

Dünyanın değişik yerlerinden Bosna’ya yardımlar gönderiliyor, mücahit hüviyetinde kardeşlerimiz cepheye gidiyordu. Viyana’dan da bazı Türk gençlerinin de yardıma koştuğu ve şehit haberlerinin geldiği konuşuluyordu. Futbolcularımızdan İlhan Akdin‘in de cepheye gittiğini öğrendik. Bir süre sonra İlhan, o avuca sığmaz hareketli kardeşimiz başında Boşnak Fesi, salmış olduğu düzgün sakalı ve mücahit kılığı ile karşımıza çıktı. Sarmaş dolaş olduk. İlhan hikâyesini anlatırken kendisi üzerindeki değişiklikleri görebiliyor, olgunluğunu hissediyor bize bambaşka bir gurur tattırıyordu. Cepheye gidişini, çarpışmalardan, mücadelelerden bahsederken Bosna Halkının yaşadığı zulümleri duygulu bir şekilde anlattı. Boşnak Kardeşlerimizin kılık-kıyafet, erzak ihtiyacı yanında ekonomik olarak ta ihtiyaçları için Viyana’ya geldiğini, başka arkadaşlarıyla beraber yardım toplayıp Bosna’ya geçireceklerini belirtti. Biz de diğer kardeş cemiyetler gibi kendi bünyemizde yaptığımız duyurularla camimizin altında topladığımız, halkımızın getirdiği yardımları ve paraları bu kardeşimize bir müddet sonra teslim ettik.



Bu konuda da elimizden gelen duyarlılığı göstererek dualarımızla birlikte Bosna Davasına katkı sağlamaya gayret ettik. Bugün Bosna’dan hatırda kalan; Bilge Kral Bosnalıların unutulmaz yiğit lideri Aliye İzzetbegoviç’in büyük mücadelesi ve tüm batıya kafa tutan Bosna Halkı ve mücahitlerin inanılmaz gayret ve kahramanlıkları….

Sizlerle bir hatıramı da paylaşamadan geçemeyeceğim. Bir vesile ile ziyaret ettiğimiz Niederösterreich’da (Avusturya’da bir eyalet) bir Boşnak annemiz, bizi görünce hıçkırıklarla ağlamaya başladı. Bosna’da öldürülmüş, zulme uğramış birçok yakını olduğunu anlatıyor,



“böyle bir insanlık olamaz. Sırplar vahşi sırtlanlar gibi saldırıyor. Çoluk çocuk, yaşı, ihtiyar demeden katlediyor. Dünya seyrediyor. Elimizden de bir şey gelmiyor. Ey Yüce Allah’ım sen neredesin? Sen bari bize yardım eyle!..” derken çaresiz, isyankar haykırışlarını unutamıyorum.

Yazımızın Bosna Bölümünü Bosna Şehitleri ve ahmetli Aliya İzzet Begoviç’i rahmetle ve saygıyla yâd ederek, Begoviç’in idarecilerimize hitaben söylediği unutulmaz sözleriyle tamamlayalım.




VİYANA’DAN MEKTUP VAR

Milli Mücadelecilerin yapmış olduğu faaliyetleri anlatan cemiyet kurucularımızdan, dava kardeşim, can dostum İbrahim KOÇ’un, Viyana’dan gönderdiği yazısı ile sizleri baş başa bırakıyorum.    



“Selamünaleyküm Saygıdeğer Kardeşim. Ben âcizane yazı diziniz için bir şeyler karaladım. Allah yar ve yardımcın olsun. Viyana’dan selamlar, saygılar...


“HAYATIMIZA YÖN VEREN DEĞERLER... KİMLERDI BU GÜZEL İNSANLAR? YENİDEN MİLLİ MÜCADELECİLER” Harika bir yazı dizisi doğrusu.

Yazı dizisinin üslup ve akıcılığı, çileli ama ulvi bir davanın gündeme oturtulmasının zaruri olduğu, kardeş hareketlerin yanı sıra bir döneme tüm ağırlığı koymuş, Aziz Milletimizin ve memleketimizin en karanlık yıllarında ifa ettiği mühim ve hayati görev açısından damgasını vurmuş, Aziz Milletimizin varlık ve bekası için gelecek nesillere tevarüs etmesinde hayati önemi haiz güzide bir hareket ve ekibinin destansı mücadelesini harika bir şekilde gazetenizde yazı dizisi haline getirip yayınlayan; Saygıdeğer Başkanım Bülent OKUNAKOL'dan Allah razı olsun. Bu Ulvi Davanın gelecek nesillere aktarılması açısından ifa ettiği bu savsaklanamaz görevin hayırlara vesile olması dileğiyle kendisine şükranlarımı iletiyorum.

Bu ulvi davayı yarım asrı aşan bir zaman önce memleketin en zor ve en karanlık günlerinde başlatan bütün fedakârlıkları ortaya koyarak mücadele eden, ilk neslin yetişmesinde büyük emeği olan, hayatımıza yön veren bu güzide ve güzel insanlardan Allah razı olsun. Onlar YENİDEN MİLLİ MÜCADELECİLER'di elbet…

Ahirete irtihal edenlere Allah'tan rahmet, hayatta olanlara hayırlı, uzun ömür diliyorum.
Ben âcizane otuz yılı aşkın bir süre Viyana'da bulunan bir insan olarak bu güzide ve güzel insanların yetiştirdiği, insanların gurbet ellerdeki sorumluluk hissedip yaptıkları faaliyetlerden söz etmek istiyorum biraz.

Ben 1988 yılının sonunda Viyana'ya geldim. Viyana'ya geldiğimde Hayatımıza Yön Veren bu güzide ve güzel İnsanların öğrencileri çoktan yapılması gereken hizmetleri ortaya koymuşlardı bile.

Dillere destan bir ÇINARSPOR EFSANESİ var ki, gerçekten yıllarca süren bir efsane!...
Kardeşlerimiz birçok kardeş teşkilatta hizmet vermişler, sonunda Viyana'da Efsane Çınarspor’u gençliğimizin ve insanımızın hizmetine sunmuşlar, birçok başarıya imza atmışlar. Tabi ki bu güzide insanların başında; OKUNAKOL KARDEŞLER ve rahmetli Ramazan ÖNDER HOCAMIZ, Bayram Durmaz ağabeyimiz gibi birçok saygıdeğer İnsan vardı.

Çınarspor birçok hizmetin nüvesini teşkil etmiştir.
Kardeş Teşkilatlarla birlikte Viyana Türk Spor Birliği Futbol Federasyonu'nun kuruluşuna önderlik etmiş, kardeş takımlar da oluşturulmuş, Viyana’da bulunan hemen hemen bütün cemiyetlerin iştirak ettiği bir Futbol Ligi oluşturulmuş, geçliğimize sportif ve kültürel hizmetlerin yanında, onların gurbet ellerde olumsuz mekânlardan uzak tutulması için gayret sarf edilmiştir.

Tabi Efsane Çınarspor yöneticilerinin yetiştiği hayat felsefesi gereği bunlarla yetinilemezdi, hedefi yükseltilmesi, gurbetteki insanımıza daha nice hizmetler sunulması onların idealleriydi.

Nihayet bu idealler doğrultusundaki emekler semeresini veriyor, ekibe Viyana'da Din Dersi Öğretmeni olan, 1970'li yıllarda Burdur İHL Müdürlüğü yapmış, Mücadele Birliği Burdur İl Teşkilatı kurucuları arasında yer almış Saygıdeğer Zekeriya KAPLAN Hocanın dâhil olmasıyla çalışmalar Yunus Emre İlim-Kültür ve Sanat Derneği'nin kuruluşuyla taçlanıyordu. Yıl 1989...

Hizmet asıl yeni başlıyordu tabi.

Memlekette yüce idealleri tevarüs etmiş gurbet ellerin çileli Yiğitlerinin yeni hedefi gönüllerin fethiydi. Aralarında betondan duvarlar bulunan cemiyetleri yakınlaştırıp kaynaştırmak, inananların kardeşliğini sağlamak,"Birlikten kuvvet doğar.". düsturunun gereğini yerine getirmek olmazsa olmaz, mutlaka gerçekleşmesi gereken hedefti.
Bu hedefin gerçekleşmesi için Viyana'da uzun süre sarf edilen emeklerin bizzat şahidi olmuş birisi olarak ne kadar zor bir görev olduğunu yaşayanlardanım doğrusu.

 
VİYANA'DA TEŞKİLAATLARI İLK DEFA BİR ARAYA GETİREN OLAY...

RUS TANKLARININ AZERBAYCAN'A GİRMESİ...

Milletinin, İslam Âleminin ve İnsanlığın dertleriyle dertlenen YİĞİTLER için Azerbaycan'a Rus tanklarının girişi büyük üzüntü sebebi olmuştu. Hemen harekete geçtiler, Viyana’da bütün Teşkilatların katılacağı ses getirecek büyük bir “Protesto Mitingi” düzenlemek için çalışmalara başladılar, Ramazan Ayı’ydı, sahurlara kadar süren görüşmelerle tüm teşkilatların bir araya gelmesini zor olsa da başardılar. Bir ilk gerçekleşiyor, kardeş teşkilatlar böylesi müessif ortak bir dert için bir araya geliyordu. Son derece sıkıntılı ve zorlu bir çaba sonucu bu ses getiren “Büyük Miting” gerçekleşti. İnsanımızda büyük heyecan ve kaynaşma meydana gelmiş, yapılan hisli konuşmalar, okunan yüreklere dokunan şiirler gözleri yaşartmış, kucaklaşmamıza sebep olmuştu. Velhasıl Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanında olduğumuzu göstermenin yanında suni duvarları yıkıp bir araya gelebileceğimizi de ispatlamış oluyorduk.

Ardından 1 Mart 1992 de başlayıp 14 Aralık 1995 yılına kadar süren Bosnalı Kardeşlerimizin büyük katliama uğramasına sebep olan Bosna Savaşı dolayısıyla yaptığımız Miting bunu takip ediyordu.

Yıl 1993, çok büyük çabalar, fedakârlıklar, aşılan büyük engeller sonucu gerçekleşen IDP, MÇP, RP arasında gerçekleşen ve 62 vekil ile meclise girilmesini sağlayan Büyük Millet İttifakının ardından Yeniden Milli Mücadelenin Kurucusu, Lideri, Millet Partisi Genel Başkanı Sayın Aykut EDİBALİ'nin zorlu bir uğraşıyla davet edildiği başarılı Viyana Konferansı.

Demek oluyordu ki, idealler ulvi olunca, niyetler halis olunca, yegâne gaye Allah rızası olunca Allah'ın izniyle aşılamayacak engel, başarılamayacak sınav yoktur vesselam!...
Yiğitlerin gurbet ellerdeki çalışmaları her sene yapılan Fetih Şenlikleri dâhil, kuruluşuna önderlik ettikleri Gölhisarlılar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ve daha nice faaliyetlerle devam etti. Yüzü ağartan çalışmalar yapıldı…

Güzel bir örneklik sergilediler doğrusu.
Allah emeği geçen herkesten razı olsun.
Geriden gelenlere numune- i imtisal olur inşaAllah.
Allah mesajını dosdoğru anlayan, gereğini yapıp rızasına eren bahtiyar kullarından eylesin bizi!

Selam olsun sırf Allah rızası için mücadeleye devam eden HAKİKAT İZCİSİ YİĞİTLERE...
Gelecek bölümde YMM Lideri, Millet Partisi Genel Başkanı Aykut EDİBALİ’nin Viyana konferansı ve gezisinden bahsedeceğiz Allah’ın izniyle…
Sağ ve selamette kalın aziz okuyucularım.
 


Bu haber 3247 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum