HAYATIMIZA YÖN VEREN DEĞERLER - 9 KİMLERDİ BU GÜZEL İNSANLAR? YENİDEN MİLLİ MÜCADELECİLER

        Sevgili okuyucularım; Milli Mücadele Hareketi ile ilgili ortaya atılan iddialara devam ederken; şunun öncelikle bilinmesi gerekir ki sıralaya geldiğimiz iddiaların sahiplerinin birçoğunun hareketin içinde bulunmadığı, bazı duyumlarını dile getiren ithamlar olduğunu gerçeğinin de belirtmemiz gerekiyor.  

HAYATIMIZA YÖN VEREN DEĞERLER - 9 KİMLERDİ BU GÜZEL İNSANLAR? YENİDEN MİLLİ MÜCADELECİLER
01 Ocak 2021 - 20:00 - Güncelleme: 01 Ocak 2021 - 20:10
        Sadece Milli Mücadele Teşkilatı ile ilgili değil, ülkemizde ve dünyada faaliyet gösteren benzeri tüm hareketlerle ilgili olumlu ve olumsuz yargılar yapılabilir, bu ithamlar suçlama ve karalama cihetinde de olabilir. Bazı devrimci hareketler, sağda Ülkücü Hareket, Milli Görüş hareketi gibi birçok cemaatler içinde benzeri iç çatışmaların, karalamaların ve ithamların mevcut olduğu gibi (...)     
      
 

Milli Mücadele Hareketinin "DEVLET TARAFINDAN KURULDUĞU VE ONUN KONTROLÜNDE OLDUĞU" iddiaları gündeme getirilirken; kanaatimce iddia sahiplerinin dönemin siyasi ortamını (konjektörel) göz önünde tutmadan, devletimizin maruz kaldığı kızıl-komünist ihtilal tehlikesini göz ardı ettiğini düşünüyorum. Devleti savunma, sahiplenme içgüdüsü ile elbette devletimizin bazı birimleriyle irtibatta olmak zorunda kalınmış olabilir.


       

Zamanın bazı kanaat önderleriyle olan irtibat ve bu önderlerin devletin istihbarat birimleriyle olan işbirliği Milli Mücadele Hareketini tamamen devletin kurduğu bir teşkilat gibi göstermek haksızlık olacağını belirtmekte fayda var. Öyle ki o dönem bahsi geçen kanaat önderleriyle (Mehmet Emin Alpkan, Ziya Uygur) irtibatı olmayan daha sonra devletin yüksek kademelerinde yer alacak şahıslar yok gibidir. Rahmetli Alparslan Türkeş, Rahmetli Necmettin Erbakan, Rahmetli Turgut Özal gibi çok önemli şahsiyetlerin bu şahıslarla olan irtibatı onların şahsı ve hareketlerini de bu bağlamda zan altında tutacaktır.       


        Öbür taraftan bu iddiaları dile getiren şahısların Milli Mücadele Hareketi ve lideri aleyhine konuşurken gayet itidalli davrandığı, mümkün olduğunca içinde bulunduğu bu harekete zarar vermemeye gayret ettiğini, incitmekten de sakındığını gözlemliyoruz.

       

Yakın zamanda görüşmüş olduğum genel merkezde görevli, hareketin liderli Aykut EDİBALİ'ye çok yakın bir isim, fakat şu anda bu hareketten ayrılmış, önemli bir zatla yapmış olduğum bir sohbetimde;


        -"Hareketten kopma nedenlerinizi, bilgi ve birikimlerinizi neden açıkça telaffuz etmiyorsunuz, gerçekleri mezara mı taşıyacaksınız?" dediğimde çok ilginç gelebilecek şekilde;

        -"Biz hareketten, fikir ve ideallerimizden değil liderden koptuk! Fikir ve düşüncelerimizde asla bir farklılığımız yok. Bizim geçmişimize ve hareketimize olan derin sevdamız ve saygımız gereği, BAZI ŞEYLERİ BELKİ MEZARA GÖTÜRÜRÜZ AMA ASLA PAZARA DA TAŞIMAYIZ." Diyerek hala Milli Mücadele Hareketine olan sadakatini ve saygısını dile getiriyordu.
 
        MİLLİ MÜCADELE HAREKETİ HAKKINDAKİ DİĞER İDDİALARA GELİNCE
      
  * Özellikle 12 Mart 1971 Muhtırası sonrası Milli Mücadele Hareketi tüm güçlüklere rağmen çalışmalarına ara vermemiş, sosyal kitle faaliyetleri ve neşriyatlarıyla "devletçi, İslami ve milli hüviyetini" devam ettiriyorken hareket merkezinin Milliyetçilik akımına dönüştüğü, hareketin lideri Aykut Edibali'nin tüm uyarılara karşın kendisini ifade etmekte zorlandığı Millilik kavramının kavmi bir irdeleme değil aslında İslami düşüncenin bir yorumu farklı bir söylemi olduğu iddiasına rağmen, harekette önemli kopuşların yaşandığı, hareketin ferdi liderlik, indi fikir ve düşüncelerle yönetilmeye çalışıldığı. Ortak aklın ya da kurumsal aklın değil, istişareden uzak bir zihniyetle yönetilmeye çalışıldığı.

       
Bu arada 1970'li yıllardan sonra ülkemizde gelişen antikomünist, milliyetçilik söylemlerine karşı; sadece İslami söylemlerle hareket ederek KADRO ve FİKİR hareketinden milli, İslami tüm akımları kucaklayıcı "KİTLESEL BİR HAREKETE DÖNÜŞME ZORUNLULUĞU BELKİ DE HAREKETİN LİDERİNİ BÖYLE BİR KONJEKTÖREL DEĞİŞİME GÖTÜRMÜŞ OLABİLİR." Ayrıca İslami çizgiden kopmadan ancak devlet ile barışık, "İSLAM'I; ARAPÇILIK EKSENİNDEN KURTARARAK, TÜRKLÜĞÜ DE İNKÂR ETMEYEN BİR ANLAYIŞ" kanaatinin de hâkim kılınmaya çalışıldığı fakat bu denklemde yaşanan itilaflarla kopuşların başladığı baskın bir görüş olarak karşımıza çıkıyor.   

     
  

Bu yıllarda hareketten kopuş sebeplerinden biri de; hareketin liderinin teşkilatın kitlesel gücünün henüz yetersiz olduğu dolayısıyla siyasi kulvara atlamanın henüz erken olduğu düşüncesine karşı, BİRAN ÖNCE SİYASİ BİR OLUŞUMLA (PARTİLEŞME) HAREKETİNE GEÇİŞİN ELZEM OLDUĞU görüşü tartışılmış, derhal parti kurulması fikri kabul edilmemiş iddialarına rastlıyoruz.

       
Viyana'da görüştüğüm, 70'li yıllarda Fatsa Lisesi Müdürlüğü yapmış, o dönem yapılan çalışmaları, gayretleri inanılmaz fedakârlıkları gözleri dolu dolu anlatan cefakar bir ağabeyimiz hareketten kopuş sebebini;

         
"Aykut Edibali'nin tüm uyarılara rağmen bir zamanlama hatası yaptığını, tıpkı "İhvani Müslimin Teşkilatı" gibi hareketin büyüklüğünün farkına varamadığını, siyasal sürece geçişte geç kaldığını, MHP ve MSP gibi partilerin kurulmadan partinin kurulması gerektiğini..." ifade ederken

       
 "Milli Mücadele Hareketi iktidar olmak için kurulmuş bir kadro hareketiydi. Bu dönemde yapılan bu hata ilerisi için telafisi mümkün olmayan kopuşlara neden olduğu" iddiasında bulunuyordu.        

      
  Bu iddiayı dile getirenler; MHP ve MSP gibi partilerin Milli Mücadele Hareketinin dile getirdiği İslami-Milli söylemleri dile getirmeye başlamasından sonra görüş ve düşüncelerinin artık daha az fark edilmesine, bir farkındalık oluşturulamadığı ve hareketin yükselişinde bir ivme kaybının yaşandığını ifade ediyorlar.

 
ADALET PARTİSİ İLE İŞBİRLİĞİ

        1977 seçimlerinde Mehmet Emin ALPKAN'ın Aykut EDİBALİ'ye telkinleriyle Adalet Partisi ile yapılan bir ittifakın sonrası farklı kopuşların yaşandığı iddiası.
       
Saadettin BİLGİÇ'e karşı değişik operasyonlarla, Adalet Partisi Genel Başkanı Seçilen Süleyman DEMİREL ile yapılan temaslar sonucu birlikte hareket etme kararı alınmış, hatta AP'nin mitinglerinin coşkulu bir şekilde Milli Mücadele Teşkilatı tarafından tertiplendiği, Milli Mücadelecilerin AP'nin gençlik kolları gibi çalıştığı... Demirel ile yapılan pazarlıklarda önemli sayıda Mücadele Kökenli kadronun mebus olma sözü alınmasına rağmen, seçim sonunda sadece birkaç Mücadelecinin mebusluğa seçilebildiği, Demirel'in listelerde değişiklik yaparak, oyun oynadığı, buna engel olduğu rivayet edildiği...

     
   AP ile yapılan bu işbirliğinin davanın söylemleri ile uyuşmadığı gerekçesiyle bu yıllarda bazı kopmalar yaşanmıştır. Hareketin Lideri Aykut Edibali, bu hamlesiyle umuyorum, kanaatimce "ADALET PARTİSİ İÇİNDE BİR HURUÇ HAREKETİ" düşünmüş olabilir kim bilir (...?)     

     
   Milli Mücadele Hareketi mensupları, sempatizanları ile birlikte bir dizi ekonomik işbirliğine dayalı, iktisadi ortaklığa dayalı birçok çalışma içinde olmuş fakat bu faaliyetler genelde olumsuz neticeler doğurmuş, bu olumsuz neticeler teşkilat bünyesinde huzursuzluklara sebebiyet verdiği, bu başarısızlık bazı şahıslar tarafından teşkilata mal edildiği, bu güven kaybı sonrasında değişik kopmaların yaşandığı iddia edilmektedir.  

       
1978 Yılında hareketten kopan, Milli Mücadele Kadrolarından, Adalet Partisi Afyon Milletvekili Mehmet ÖZUTKU yapmış olduğu bir öz eleştiride;

      
  "
Biz şunu söylüyorduk; bu hareketi para için, pul için, mevki ve makam için baltalamayalım, bu hareket, gerçekten Allah rızası için bir araya gelmiş insanlar topluluğudur, para istiyorsanız para buluruz, mevki istiyorsanız mevki de buluruz, yeter ki bu dostluğa bu arkadaşlığa, bu davaya kıymayın. Mesele para meselesi değildi. Genel merkez benim dediğim tek doğrudur anlayışındaydı, asıl mesele buydu. Bu tarz uygulamalardan sonra kopmalar başladı zaten. Yoksa parasal, maddesel meseleler konuşuluyordu ama çok önemli konular değildi.

     
   Yalnız liderleri itham etmek yanlış, hepimiz bu işte mesulüz ve vebaldeyiz. Kendimizi ak kaşık gibi kenara çıkarıp sadece iki, üç kişiyi günah keçisi ilan etmek yanlıştır." Şeklinde ifadelerde bulunmakla beraber Aykut Edibali'nin şu sözünü de hatırlatmaktadır;

"LİDER TÜM TEŞKİLATIN BAŞARISININ VE BAŞARISIZLIĞININ MESULÜDÜR."

Haftaya kaldığımız yerden devam etmek ümidi ile...
 

Bu haber 4220 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum