HAYATIMIZA YÖN VEREN DEĞERLER – KİMLERDİ BU GÜZEL İNSANLAR? YENİDEN MİLLİ MÜCADELECİLER... 32. BÖLÜM

HAYATIMIZA YÖN VEREN DEĞERLER – KİMLERDİ BU GÜZEL İNSANLAR? YENİDEN MİLLİ MÜCADELECİLER... 32. BÖLÜM
22 Nisan 2021 - 18:50 - Güncelleme: 22 Nisan 2021 - 19:44
KONYALI BİR MİLLİ MÜCADELE KAHRAMANI İŞADAMI RAHİM ÖZKAYMAK
MİLLİ MÜCADELE KONYA SANCAĞININ DOĞUŞU




Saygıdeğer okuyucularım,

Bu bölümümüzde “Milli Mücadele Hareketi” Serüveninin Konya ayağında, teşkilatın ilk defa resmi olarak hayata geçirilmesinde ön ayak olan, davaya her türlü katkıyı sağlayarak kadirşinaslık, fedakarlık ve vefa abidesi, dönemin Milli Mücadele Devlerinden, geçen sene rahmeti rahmana kavuşan, Konya’nın yetiştirdiği önemli işadamlarından Rahim ÖZKAYMAK’tan bahsetmek istiyoruz.



Rahim Özkaymak;
Konya’da Faytonculuk’tan Karoser Ustalığına, Taşımacılığa, Turizmden, Sanayii’ye, siyasetten iş dünyasına kadar pek çok alanda faaliyet göstermiş, bir dönem yaptığı otobüsler ve otobüslerde ilk defa yatar koltuğu kullanan, Türkiye’nin Rahim Ustası; Anadolu Kaplanı, Konya’da ilk kez Hac organizasyonlarını gerçekleştiren hayırsever, milliyetçi, muhafazakâr, İslami kimliği ile tanınan, “Milli Mücadele Hareketine” maddi ve manevi anlamda Konya’da en büyük desteği veren işadamı…



Rahim ÖZKAYMAK’la hareketi başlatan başta Mevlüt Faruk İslamoğlu ve Prf. Dr. Mustafa Aydın’ın onun vefatıyla ilgili kaleme aldığı yazıları sizlerle paylaşmadan önce rahmetli ÖZKAYMAK’ın kendisi ile yapılan bir röportajda, bizzat kendisinin anlattığı “Milli Mücadele Hareketi”nin doğuşunu, resmi olarak nasıl hayata geçirildiğini anlatan bir bölümünü sizlerle paylaşıyoruz:

MÜCADELE BİRLİĞİ DERNEĞİ KURULUYOR

“1963 veya 1964 yılıydı seyahat acentesi açmak için teşebbüse geçtim. İş yeri eski sosyal sigortalar pasajı altı. Belge alabilmek için yabancı dil bilen İngilizce, Fransızca, Arapça sertifikalı tercüman gerekliydi. Bize de Allah’ın aslanı biri müracaat etti. İsmi Mevlüt Cavlak. Biz de kendisinin tercümanlık belgesinden faydalanmak üzere işe başladık ve seyahat acentesi belgelerimizi böylelikle almış olduk. Bu arada Konya’nın ilk hac seferlerini de başlatmış olduk. Mevlüt’le bir arada olduğumuz zamanlarda, solculardan, inançsızlardan şikâyet ederdi. “Bu şikâyetler söylemekle olmaz”. “Bu işler kötüyle mücadele etmekle olur” dedim. Aradan çok zaman geçmedi, Mevlüt Cavlak “siz bana kötüyle mücadele edin demiştiniz. Ben de arkadaşlarımı seyahat acentesine getirebilir miyim” dedi. Ben de tabiî ki dedim ve Mevlüt’ün arkadaşları gelmeye başladı. Bir yıl geçmeden yer ufak gelmeye başladı. Biz iş yerini Hükümet meydanına taşıdık. Hem bizim iş yerimiz değişti, hem de o günün genç mücadeleci aslanlarının yeri hükümet meydanı olmuştu. Yani şimdiki beyaz eşya satan Ahmet Kolat’ın olduğu yer idi. Takriben 1965 yılıydı. Hükümet meydanında Özkaymak seyahat acentesinde mücadele birliği karargâhı fiilen kurulmaya başlıyor. Mevlüt İslamoğlu başkanlığında Mücadele Birliği Derneği kuruluyor. Mücadele birliği grubu arkadaşlar milli fikirleriyle, dini inançlarıyla Türkiye Cumhuriyeti’ne hizmet verecek inançlı, özünde Türk Milliyetçisi bir kadroydu. Türk Milletine, Türkiye Cumhuriyeti’ne iyi hizmetler vereceklerdi. Kötü niyetli kişiler, mücadele birliğini ve kadrosunu dağıttılar. Dağıtanlar utansınlar, daha sonra mücadele birliğinin “milli fikrini Milliyetçi Hareket Partisi” aldı, “dini inancını da Milli Selamet Partisi” aldı. Yüzlerce mücadeleci aslanların hepsi ayrı bir değerdi. Bunların arasından üç isim verebileceğim. İsimlere gelince Mevlüt İslamoğlu, Necmettin Erişen, Yavuz Arslan.

RAHİM ÖZKAYMAK ABİ’NİN ARDINDAN
Prof. Dr. Mustafa AYDIN


Birkaç gün önce kaybettiğimiz Rahim Özkaymak Abinin hatırasını yâd etmek üzere elbette söylenebilecek çok söz var, ne var ki ölüm sözün bir bakıma bittiği yerdir. Ama yine de bir şeylerle yâd etmek isterim. Onu mücadele hareketinin başlarında tanımıştım. Bu sürecin başlangıcı 1967’lere kadar 50 yılı aşkın bir zaman geriye gider, ancak bu tanımışlığın gerçek anlamda tanışmışlığa dönüşmesi, daha yakından görüşüp konuşma fırsatı buluşum son 15 yıla aittir. Bu, ilk Mücadele grubunun yarı nostaljik bir otağı olan Meram Buluşmaları Platformu sebebiyle olmuştur.


Herhalde onun en önemli yönü vefakâr ve fedakâr olmasıydı. Bu özellikleri yalnızca mücadele kökenli arkadaşlara karşı değildir. İçinde bulunduğu iş dünyası içinde de dost grupları vardı, bunlara karşı da âlicenap davranır, izzet ve ikramdan kaçınmazdı



Rahim Abi, hayatı boyunca siyasetin içine bütünüyle dalmadı. Bir iş adamı olarak ilgi duymadı değil, ama hep kenarında durdu, muhalif veya muvafıklığı belli ölçüler içinde kaldı. Milletvekili alım-satım pazarlarına, hükümetler kurup indirmeye bulaşmadı. Pek çok insan gibi iş yaptırırım diye temenna çekmedi. Uç noktada ideolojik bir tavrı yoktu, istikrarlı bir duruşu vardı. Geldiği kökeni unutmayan bir Anadolu insanıydı. Pek çok işadamı çıktığı şehri anımsatmazken onun adı nerdeyse Konya ile özdeşleşmişti.

Sevdiğim yönlerden birisi popülist olmaması, halkın sakalına göre tarak vermemesiydi. Eski Otogar camiine katkısının dışında okul-cami gibi tesislerin yapımına girmemişti. Bir platform ortamında otel lobisinde eşimle birlikte otururken, eşim “Rahim abi okul, cami, hastane gibi tesisler düşünmez misiniz” diye sordu. Rahim abi hafif gülümseyerek, “Onu da yaparız ama bazı nedenlerden dolayı ben biraz farklı düşünüyorum. Onları yapanlardan Allah razı olsun, ben hayrı biraz daha farklı düşünüyorum” dedi. Yani gerekçe tartışılabilir olsa bile söz konusu ettiğim popülizme işaret ediyordu.

Benim Rahim Abinin hatırası üzerinde durabileceğim en önemli noktalardan birisi şüphesiz “Meram Buluşmaları”dır.  Bu program rahmetli Rahim Abinin ev sahipliğinde 2010 yılında başlayan ve 2017 ye kadar süren bir platformdu. İlk defa Antalya Falez Özkaymak otelde başlayan ve Alanya İncekum Özkaymak Oteliyle devam eden toplantıların çoğu Konya Özkaymak Oteli ve yine ona ait olan Meram Krom Tesislerinde devam etmişti. Gündemli yapılan ama bir iş adamı olarak kendisini doğrudan ilgilendirmeyen bu toplantılardan rahmetli büyük bir manevi haz duyardı.



Meram buluşmalarına, ilk Mücadelecilik yıllarında çoğunun bıyığı terlememiş, henüz bir işe ve eşe sahip olmayan, tabir caizse uzatmalı öğrencilerden oluşan ama bu toplantıların icra edildiği yıllarda faklı iş ve meslek sahibi arkadaşlar katılıyorlardı. Genellikle Tertip Komitesi’nde yer aldığım için elimde bulunan notlara bakıp mesela şu 30 kişilik katılım listesinde (isimlerini mahfuz tutayım) 4 eğitimci (öğretmen), 2 akademisyen, 3 avukat, 2 işletmeci, 4 milletvekili, 2 ilahiyatçı, 1 noter, 2 kırtasiyeci, 1 TV ci, 3 iş adamı (ki birisi Rahim Abi’dir), 1 mali müşavir, 1 doktor, 1 vali, bulunduğunu ifade edeyim.

Rahim Abinin Mücadelecilerle ilişkisi hareketin henüz resmi bir kuruluş haline gelmediği bir dönemde (ki yıl 1966 dır) Mevlüt İslamoğlu ile yürüttüğü ajans işleriyle başlar. Ve hareketin henüz bir merkezinin bulunmadığı o zamanlarda Hükümet Konağı karşısındaki bürosu aynı zamanda bu görevi yene getirir. Düşünün ki bir iş yeri, bir başka iş için arı kovanı gibi işliyor ama onun yüzünde hiçbir rahatsızlık görülmüyor, çocuk denebilecek insanları bir büyük adam gibi tebessümle karşılıyor. Bu desteği daha sonra teşkilat adına Ankara, İstanbul gibi yerlere yolculuk yapan arkadaşlardan, kargolardan ve sonuna kadar kitap mecmua kolilerinin taşınmasından ücret almamıştır.

Rahim Abinin iyi niyetli faydalı işler yaptığına inandığı bir gruba yardımcı olmak gibi bir manevi getirisinin dışında, maddi hiçbir çıkarı yoktu. Söz konusu ettiğimiz Meram buluşmaları da bu bağlamda sürdü. Mesela otellerinde özel ikram programlarıyla karşıladığı ekibe gerçekten ciddi bir ev sahipliği yapıyordu. Başka işini gücünü bırakarak kendisi de fiilen ilgileniyordu. Burada çok önemli bir nokta Rahim Abi bu grubu bir arka plan, bir fon olarak görmedi, bir işte kullanmadı. Özkaymak grubu olarak nitelenmesine fırsat vermedi (ki hiç kimse de böyle bir nitelemede bulunmadı). Hiç unutmam Meram-Krom Tesislerindeki ilk oturumlarımızdan birisinde platforma bir ad düşünüyorduk. Arkadaşlardan birisi “Krom buluşmaları” diyelim, farklı da bir şey olur, dedi. Rahim Abi hemen itiraz etti, “böyle bir şey bana mal edilir, ben bunu kabul etmem” dedi. Nihayet genel bir niteleme olduğu için “Meram Buluşmaları” adında anlaşmıştık.

Meram buluşmaları hem bir muhabbet, hem de bir fikir alış-verişi idi. Oturumların, içeriği değişse de formatı değişmeyen üç ana maddeden meydana gelen bir programı vardı:
1) Dünyada neler olup bitiyor?
2) Türkiye’nin gündeminde neler var?
3) Kendi grupsal yapılarımızda ve aynı ortamı paylaştığımız gruplarda ne olup bitiyor, nerede olmamız gerekirdi, nereye geldik? Soruları üzerinde tartışıyorduk.

Bu şablonla oturumlarda pek çok konu ele alınmıştı. Önce bir sunum yapılıyor, sonra üzerinde tartışılıyordu. Şüphesiz bu konular genelde önem düzeyi ne olursa olsun Rahim Abiyi özelde ilgilendiren konular değildi. Ama kanaatimce o tam olarak ifade edemediği, ilerde gerçekleşebilecek bir nostalji tahayyül ediyordu. Bir özel konuşmamız sırasında bana “Mücadele neden böyle kesildi, ileride bir şey olacak mı?” diye sormuştu. Bu soruda söz konusu ettiğim yargıyı pekiştirmektedir.

Bu notlarımı kısa bir hatıramla noktalıyayım. 2015 yılı olabilir, eşim ve küçük kızımla birlikte ailecek bir Akdeniz gezimizde Alanya’da İncekum Otelinde kalmaya karar vermiştik, Rahim Abinin haberi yoktu. Otele yerleştik ve akşam yemeğine indik. O gün o da orada imiş,  bizi görünce kalkıp yanımıza geldi, odamızı sordu “Sizin için orası olmaz yahu dedi” görevlileri çağırdı, eşyamızı uçta iki cepheli güzel bir odaya taşımaları için talimat verdi. Burada birkaç gün kaldık. O ağırlıklı görünümünün içinde yumuşak sevecen bir insandı. Bizim canipten özellikle üç kişiyi özel olarak severdi: Mevlüt İslamoğlu, Necmettin Erişen ve Hacı Ali Bozdam Abileri. Bir şey planlarken dayızadem olan İslamoğlu için (biraz da bana bakarak) “aman Mevlüt Beyi unutmayalım” derdi.

Bir ev sahibi olarak kendisi bizimle ilgilenirken eşi Hatice Hanım, eşimin ifadesiyle “bir patron eşi edasıyla değil, mütevazı bir Hanımefendi olarak”, gün boyunca eşlerimize ev sahibeliği yapıyordu, tabi oğlu Adnan Beyi de burada özel olarak zikretmek isterim. Taziyelerimi iletirken kendilerine Allahtan sağlık ve afiyetler diliyorum.
Evet, ölüm sözün bittiği yerdir onun için sözü daha fazla uzatmaya çalışmanın anlamı yoktur. Rahim Abiye Allahtan rahmet, kederli ailesine sabırlar diliyorum. 22 Nisan 2020 Çarşamba.
 
RAHİM ÖZKAYMAK BEY’İN ARDINDAN…
M. FARUK İSLAMOĞLU


 
Kendisi ile tanışmamız 1966 senesinin başında başlar. Gazetede Avrupa Turizm Bürosu için iki dil bilen (Arapça-İngilizce) arandığını görmüştüm. Müracaat ettim. Farsça ve Fransızca da bildiğimi öğrenince hemen anlaştık ve vazifeye başladım. O zaman Konya’da İngilizce eğitim yapan Maarif Okulları vardı. Onlarla beraber imtihana girmiş yukarda bahsi geçen iki dilden birinci olarak diploma almıştım. Yüksek İslam Enstitüsü’nde öğrenci olduğum için müsait olduğum zamanlarda büroya gidip geliyordum. Resmi tercüman olduğum için devlet misafirleri geldiği zaman tercüman olarak beni davet ederlerdi. Rahim Bey, buna çok memnun olur ve memnuniyetini ifade ederdi.

 Büronun alt katına bir halı serdiler, ibadetimizi orada eda ediyorduk. Esasen günlük fıkıh sohbetlerimiz de başlamıştı. Anlattıklarımı zevkle dinlerler, gerekli soruları sorarlardı. Yeri gelmişken ortağı Mehmet Dinekli’yi de rahmetle anıyorum.

Mücadele Birliği kültürel çalışmalarına katılan arkadaşlarımız benimle görüşmeye, bazen buluşmaya gelmeye başladılar. Ne için çalıştığımızı sordu. Antikomünist, antisiyonist bir çalışma içinde olduğumuzu öğrenince çok memnun oldu. Esasen kendisinin komünizme karşı bir takım gayretlerden ve bu konudaki hassasiyetinden bahsetti. Hatırlanacağı gibi öğretmenler sağcı, solcu (TÖS…) olarak ayrılmış olduğunu, solcular karşısında zayıf kalan milliyetçi öğretmenlere lokal tutmaları için maddi yardımda bulunduğundan bahsetti.
18 Kasım 1967 de resmen kurulan Mücadele Birliği’nin kuruluş adresi Rahim ÖZKAYMAK’ın Avrupa Turizmi idi. Rahim Bey bunu ifade ederken gurur duyar ve kendisinin de bu şerefli birliğin üyesi olmakla müşerref olduğunu söylerdi. Yeni Milli Mücadele Dergisi çıktıktan sonra İstanbul’dan Konya’ya Özkaymak otobüsleri tarafından taşınıyordu. Necmeddin ERİŞEN kardeşimize ayrı bir sevgi sempatisi vardı. Onun gür sesine ve ataklığına hayrandı. Konya’nın kazalarına miting için otobüs istendiği zaman memnuniyetle verirdi. Kendi ifadesinden “Necmeddin Bey, her gün tarafları toplamak için gider, sürekli biz Özkaymak olarak otobüsleri tahsis ediyoruz. Tabiatıyla bizim seferler aksamaya başladı. Bir de gittikleri bazı yerlerde olaylar oluyor. Lastiğe kurşun atıyorlar, camları kırıyorlar, otobüse zarar veriyorlar. Necmeddin Bey, Mücadele Birliği’ne bir otobüs hibe ediyorum, benden araba istemeyin gayri dedim. Necmeddin rahmetli sevindi ve gitti, ertesi gün geldi. Rahim Bey, ben bu işten caydım. Şoförü mazotu nereden alacağız, sen yine eski usul yardımcı ol dedi.”

Rahmetli ile dostluğumuz iş hayatı olarak başladı, ideolojik sevgiye dönüştü. Bana sıkı sıkı tembihlerdi “Konya’ya gelişlerinde başka yere gitme, bizim otellerde kalacaksın”. Direkt yerini ayırt derdi. Konya ziyaretimde Antalya’da değilse kendisini mutlaka ziyaret ederdim. Yine bir Konya ziyaretimde amcazadem Ruhi CAVLAK’ı da aldım, Ruhi hacdan gelmişti. Yanına biraz hurma almasını söyledim. Ruhi’yi kendisine takdim etmek istiyordum. Meram’daki işyerindeki bürosunda selamlayacaktık. Her zaman olduğu gibi güler yüzle karşıladı. Hal hatır sormadan hediyemizi takdim ettik. Sekreterini çağırdı. Bir kaba konulan hurmayı bize ve orada bulunan bütün çalışanlarına dağıttırdı. Sanki orada amir değil de bir baba gibiydi. Ayrılırken her zaman olduğu gibi aşağıdaki çıkış kapısına kadar uğurladı. Merhumun kibarlığı Ruhi’nin dikkatini çekmiş ve hayretle bana sorunca “ Ne sanıyorsun bugün seni Konya efendisi ile tanıştırdım” deyiverdim.

Torunlarının sünnet düğününde sanki Türkiye Konya’ya gelmişti. Eski-yeni milletvekilleri, iş adamları ve naçiz şahsımla beraber Konya ve Ankara ağırlıklı bütün arkadaşlarımı eşleriyle davet etmişti.

İkramlarının bir kısmını otelde, bir kısmını da Meram’daki iş yerinde yapardı. Sünnet ikramını adı geçen yerde yaparken yanımıza geldiğinde çam ağaçları hu çekiyordu. Kendisine bunu hatırlattım ve sohbetledik. İnşallah kaynaklarımızda müjdelediği gibi bu güzel ağaçların “hu” ları taksiratına kefaret olur.

Dava arkadaşlarımızı “ağırlıklı Konya ve Ankara” olmak üzere yazları Konya’ya, kışları Antalya ve Alanya’ya davet etmeye başladı. Eşleri ile beraber davet edilen arkadaşlarımızın adedi 40-50 kişiyi bulurdu. İkramlar hep açık büfeydi. Rahim Bey bizlerle ilgilenirken muhterem eşleri Hatice Hanımefendi eşlerimizle ilgilenir, onları memnun etmek için çırpınırdı. Akademisyen arkadaşlarımızın gayretleriyle bu davetler programlı bir şekilde memleket meselelerinin müzakere edildiği bir platform haline geldi.



Rahim ÖZKAYMAK Bey, Konya’mızın abisi Hacı Ali BOZDAM’a yaklaşık yirmi yıl önce “Hacı Ali Ağa arkadaşları (Mücadele Birliği geleneğinden gelenleri kastederek) toplaması senden, misafir edip ağırlaması benden” dedi. Bu toplanma 15 sene önce Antalya Falez Oteldeki ilk buluşma ile başladı. Sonra Konya merkezde ve Alanya’daki otellerde devam ederek bugünlere geldi. ÖZKAYMAK Ailesi yola çıktıklarını, yolda bulduklarıyla asla değişmeyen ahde vefaya sıkı sıkıya bağlı, arkadaşlığın dostluğun tabiri caizse yatısına giderdi. Konya’da ilk buluşmada bu toplantılarının bir ismi ve vizyonu olsun istendi. Bu toplantı bundan sonra ‘Meram Buluşmaları’ adı altında, Konya’nın abisi Hacı Ali BOZDAM tarafından tertip edilecek sekreterya görevini de Muzaffer YILDIRIM yapacaktı. Bu toplantılara Rahmetli ÖZKAYMAK, eşi Hatice Hanım, oğlu Adnan Bey ve eşleri de katılarak yemek ve kahvaltılarda bulunurlardı. Toplantıya Ankara, İstanbul, Eskişehir, İzmir ve Konya merkezden eşleriyle birlikte katılım sağlarlardı. ‘Meram Buluşmaları’ üç gün sürerdi. Konya’dan toplantılarımıza katılan arkadaşlarımızdan 17. ve 18. Dönem Milletvekilimiz Kadir DEMİR, Prof. Dr. Mustafa AYDIN ve Prof. Dr. Caner ARABACI da sunumlar ve oturum başkanlığı yapardı. ÖZKAYMAK, toplantılarda arkadaşlarını ağırlaması konusunda sanki o gün başbakan misafir ediyormuş gibi hassasiyet ve gayret gösterirdi. ‘Meram Buluşmaları’ toplantılarımızda eski vekillerimiz, valilerimiz, profesörlerimiz ve sivil toplum kuruluşlarının başkanları bulunur, ülkemizin dünü bugünü ve yarını ile ilgili bilgi birikimlerini bir disiplin içerisinde katılımcılara sunulur, sunumlar mutlaka kayıt altına alınarak bazen dijital ortamda, bazen fasiküller halinde bazen de kitap halinde ilgili yerlere ulaştırılırdı. Rahmetli ÖZKAYMAK’a Meram Buluşmalarının tarihini belirlemek için gittiğimizde (Hacı-Muzaffer) Kadir DEMİR Bey’in de o günlerde düğünü vardı. “Meram Buluşmasını Kadir Bey in düğün tarihinde yapalım, onun misafirlerini de bizim otelde misafir edelim” dedi. Bu ancak bir babanın oğluna göstereceği şefkatin, fedakârlığın, kadirşinaslığın ve vefanın örneğiydi. Konya’da verdiğimiz iftarları genelde Özkaymak Otel’de verirdik. Bazen de başka yerlerde verdiğimiz de olurdu. Bir yıl iftarı bir başka otelde verdik. Kendi oteli varken, bir başka rakip otele bizimle beraber olmak adına iftarımıza katılırdı.

Bir dönem Ürgüp Türban Oteli almak için en yüksek teklifi veren Rahim ÖZKAYMAK ihaleyi alır. Otelin devrini almaya tapuya gittiklerinde Rahim Bey’e otel arazisinin eskiden Hıristiyan Mezarlığı olduğunu Avukatlarının bildirmesi üzerine tapu işlemlerinin derhal durdurulması ve iptal edilmesi için talimat verir. Özelleştirme İdaresi ihalenin iptal edilmesi halinde 250 bin dolarlık teminatın yakılacağını söylerler. Rahim Bey “ tamam teminatı yakın, ben ihalenin iptalini istiyorum” der. Bu arada İstanbul’dan bir firma Rahim Beyleri arayarak otelin fiyatının çok iyi olduğunu, “biz size 500 bin dolar fark verelim oteli bize devredin” teklifini yaparlar ama Rahim Bey böyle bir ticaretin uygun olmadığını söyleyerek bu teklifi de reddeder.

Devlet 250 bin dolarlık teminatı gelir kaydeder. İşte ÖZKAYMAK inancını milletin değerlerine ne kadar kalpten bağlı olduğunu yaşayarak yaparak gösteren bir lider, inandığı gibi yaşayan bir kahraman, emsali az bulunan, Konya’nın iftiharıydı, koca çınar idi. Koca çınarın geride bıraktığı evlatları da inşallah babaları gibi büyük çınarlar olacak ve babalarını geçeceklerdir…

Günümüzde bir örneği az bulunan; arkadaşlarını ve dostlarını sürekli arayan soran takip eden, vefakârlığın, kadirşinaslığın, ağabeyliğin en uçta örneklerini yaşayan ve yaşatan bir
ÖZKAYMAK AİLESİ…


Değerli arkadaşım Rahim Bey’e Cenab-ı Allah’tan rahmet ve mağfiret dilerim. Mekânı cennet olsun. Kederli ailesine sabrı cemil niyaz ederim.
Baki kalan şu kubbede hoş bir seda imiş…



Saygıdeğer okuyucularım,

Bizde, “Milli Mücadele Hareketi”nin en güçlü ayağından birini oluşturan Konya’da, teşkilatın resmi olarak hayata geçirilmesinde, oluşturulmasında ve faaliyetlerinde çok büyük emeği harcayan, çalışmalarına her türlü katkıyı sağlayan, Mücadele’nin önderlerinden Rahmetli Rahim ÖZKAYMAK’ı bu vesile ile bir kez daha rahmetle ve minnetle yâd ediyoruz. Kabri nur, mekanı cennet olsun inşallah!...

Gelecek bölümümüzde buluşmak üzere….

Sağ kalın, sağlıcakla kalın aziz okuyucularım…

Ramazan-ı Şerifiniz Mübarek, ibadetleriniz makbul ola….

  SON BÖLÜMÜMÜZE GELEN  
 OKUYUCU YORUMLARIMIZ  
















  
 

Bu haber 879 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum