HAYATIMIZA YÖN VEREN DEĞERLER KİMLERDİ BU GÜZEL İNSANLAR? YENİDEN MİLLİ MÜCADELECİLER… 39. BÖLÜM MÜCADELE ŞEHİDİ MUSA AKIN – 1

Yayınlama: 22.11.2023
Düzenleme: 22.11.2023 23:50
49
A+
A-

Saygıdeğer okuyucularım,

 

Hatırlarsınız yazı dizimizin başlayış hikayesi, “Hayatımıza Yön Veren” bir büyüğümüzün vefatı, dolayısıyla kendisine ve ailesine duyduğumuz ahde vefa borcunun dile getirilmesidir.  Yani bütün bu satırlar bir ” ahde vefa paylaşımı” onun tezahürüdür. Önce “Kimlerdi Bu Güzel İnsanlar?” diye sorduk. Sorunun cevabı olarak “Yeniden Milli Mücadeleciler” karşımıza çıkmıştı.

 

Yazımız o kadar ilgi çekici bulunmuş olmalı ki; daha sonra okuyucularımızdan gelen talepler doğrultusunda bu güzel insanları ve güzide hareketi daha derinden inceleyip anlatmamız istendi. Tabi kısıtlı imkalarla gazetemiz sütunlarında 57 haftadır yayınımız devam etmekte, sitesinde de 38. Bölümüne ulaşmış durumdayız.

 

Ahde vefa dedik!… Zaman zaman ahde vefanın öneminden bahsettik. Bu duygu ve düşüncelerle  Yeniden Milli Mücadele Hareketinin kurucu lider kadrosundan ve davaya hizmet etmiş kahramanlarını tanıtmaya gayret ediyorduk. Bu fikirden hareketle 1980 öncesi ülkemizde yaşanan anarşik olaylarda, vatan, millet, devlet müdafasında komünizme ve doğuda ayrılıkçı kürtçü harekete karşı  verilen mücadelede; kaybettiğimiz “Yeniden Milli Mücadele Hareketi mensubu’ isimsiz kahramanlardan şehit edilen “Yeniden Milli Mücadele Şehitlerini” konu edinmeyi çalışacağız.

 

Edindiğimiz bilgilere göre; Yeniden Milli Mücadele kadrolarından birçoğu öğretmen, “Mücadele Şehitleri” olarak Musa Akın, Zeki Yılmaz, Mustafa Şahin, Hüseyin Avni Abanoz, Haydar Dilek, Bekir Sıddık Yavuz, İbrahim Esen, Kadir Ülkü, Adem Erdem, İbrahim Özyurt, Süleyman Karaoğlu, Selami Başaran, Veysel Keleş ve Mehmet Emrullah, Hareketin verdiği şehitler olarak kayda düşülmüştür.

Bu vesile ile vatan müdafasında komünizme karşı yiğitçe mücadele vermiş, bu uğurda öldürülen tüm mücadele şehitlerini minnetle yad ediyoruz. Ruhları şad olsun. Mekanları cennet olsun.

1970 ve 1980 yılları arasında ülkemizde yaşanan iç karışıklıklar, sağcı-solcu çatışması olarak addedilen aslında “bir kardeş kavgasından” başka bir şey olmadığı sonradan anlaşılan, bu memleketin evlatlarının değişik grup ve partiler adı altında paramparça edilerek hergün onlarca gencimizin kurban edildiği, birbirlerini katlettiklerini hatırlıyoruz.

O kadar kaotik bir ortam vardı ki; devlet oteritesi her geçen gün kayboluyor, ülkenin emniyet güçleri, polisleri dahi bu ayrışmadan nasibini alıyor, sağcı-solcu dernekler adı altında bölünüyorlardı.Orduya sızan ayrılıkçı gruplar ve kominizan faaliyetler cabasıydı. Başta okullarımız ve sendikalar olmak üzere ayrışma ve çatışma hayatımızın her alanında kendini gösteriyordu. Öyle ki;  sabah evden çıkan bir babanın ya da bir öğrencinin akşam evine sağ-salim dönmesi meçhul gibiydi. Kurtarılmış bölgeler, grupların hakimiyeti altına alınmış mahalleler, güvenliğin tamamen kaybolduğu kaos ortamı…

O dönem komünist gruplarla ülkücü camianın silahlı çatışmaları devam ederken, zamanın en güçlü sağcı, Milli – İslami gruplarından olan Milli Mücadelecilerin de bu silahlı eylem ve çatışmalar içine çekilme gayretleri, tuzakları ve tahrikleri olmuş, Milli Mücadelecilerden de şehitler verilmiştir. Hareketin lideri Aykut Edibali, her türlü darbeci, kanunsuz, gayrı meşru eylem ve hareketlerin dışarısında hareketi ve hareket mensuplarını muhafaza edebilmek için olağanüstü çabalarla teşkilatını meşru zeminde tutabilmiş, gayrı meşru eylemlere tevessül edilmemiştir. Edibali’nin bu gayretlerinin 12 Eylül İhtilalinden sonra ne kadar isabetli ve doğru bir strateji olduğu yaşanan hadiseler sonu anlaşılmış, daha sonra teşkilat mensuplarınca ve oteriterler tarafından takdirle karşılanmıştır. Aykut Edibali’nin ve teşkilat mensuplarının onca dikkat ve çabalarına rağmen mücadele saflarından şehitler verilmiş ama bu anarşik eylem ve tahriklere asla kapınılmamış, şiddet eylemlerinden uzak durulmuştur.

1978 yılında Diyarbakır Yeniden Milli Mücadele Sancağı Başkanı Öğretmen Musa AKIN’ın şehit edilmesinden sonra büyük bir üzüntüye kapılan Milli Mücadeleciler, günlük yayın organı Bayrak Gazetesinden şu çağrıda bulunmuşlardır.

“Komünist terör karşısında aczi sabit olan iktidara soruyoruz: Ne zaman çekileceksiniz?”  diyerek;

Şehit Musa Akın’ın demokratik zeminde biran önce katillerinin bulunmasını istemişlerdir. Aynı şekilde Mücadelecilerin haftalık mecmuası Yeniden Milli Mücadele Dergisinde; Şehit Musa Akın için;

“Bu  satırları  yazmak,  bir  dost,  bir  öğretmen  ve  bir  kardeş  için  çok zor. Diyarbakır’ın  yetiştirdiği  bir  yiğit  şehid  oldu.  Gerçek  bir  mümin,akıllı  bir vatansever ve yılmaz bir mücadeleciydi o. Baykuşların kardeş kavgasının zehirli tohumlarını  ektiği,  nifak  ateşim  harlattığı  Türkiye’mizde,  birliğin,  kardeşliğin, insanlığın, gerçek milliyetçiliğin ve göz nurumuz İslâm’ın safında şerefli bir nefer olarak şerefli yerini almıştı. İddiasız, yapmacıksız, ciddi, inançlı ve yürekli…” İfadelerine yer verilerek şehit Musa Akın’ın şehadetinden duyulan üzüntü dile getirilmiştir.

1980 öncesi kaotik ortamda yaşanan eylemlerin ve cinayetlerin faillerinin birçoğu aydınlanamamış hep karanlıkta kalmıştır. Faili meçhul saldırılar, zaman zaman gündeme taşınmış birçoğu “Kontrgerilla” olarak addedilen gayri meşru,ne olduğu belirsiz kuruluşun üzerine yıkılarak geçilmiştir.

Şehit Musa Akın’ın 21.11.1978 yılında öldürülmesi olayı Milletvekili Altan TAN tarafından 03/05/2012 – 102 tarihinde bir soru önergesi olarak mecliste dile getirilmiş, TAN ifadelerinde soru önergesini şu şekilde dile getirmiştir;

(…) “Ben, milletvekili olduktan sonra, ilk olarak, bu arkadaşlarıma bir vicdan borcu olarak, bir arkadaşlık borcu olarak bütün bunlarla ilgili Sayın Başbakana soru önergeleri yönelttim ve şunu sordum,  dedim ki: Musa Akın, 21.11.1978 senesinde, Diyarbakır’da Ergani nüfusuna kayıtlı, Ergani’nin Ziyaret köyüne kayıtlı gencecik bir ilkokul öğretmeni, yeni evli, eşi hamileyken Diyarbakır  Mardinkapı semtinde öldürüldü. Otuz dört senedir katilleri belli değil.” (…)

Yazı dizimizin bu bölümünde Milli Mücadele Şehitlerinden, Diyarbakır sancağı sorumlusu, şehit Musa Akın’a olan vefamızı dile getireceğiz. Elimizdeki kısıtlı bilgiler ışığında şehidimizi anlatmaya, anmaya gayret edeceğiz.

Bu arada yazı dizimizle ilgili katkılarınız esirgemeyen başta Mehmet Mutluoğlu, Abdurrahman Zeynel, Bilal Sürgeç,  Abdurrahman Siler, Celalettin Sargın ve Muherrem Yakın beyfendilere teşekkürlerimizi bir kez daha dile getirmek istiyoruz. Bilahare okuyucularımızdan yazı dizimizle ilgili, Yeniden Milli Mücadele Hareketini anlatan her türlü bilgi, döküman, fotoğraf, hatıra ve benzeri argumanları, yorum ve düşüncelerini bizlerle paylaşmalarını tekrar hatırlatmış olalım.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.