KADIN HAKLARINI İSTANBUL SÖZLEŞMESİ Mİ İSLAMIN SÖZLEŞMESİ Mİ DAHA İYİ KORUR

KADIN HAKLARINI İSTANBUL SÖZLEŞMESİ Mİ İSLAMIN SÖZLEŞMESİ Mİ DAHA İYİ KORUR
29 Mart 2021 - 18:07
                Kadın haklarının çokça ihlal edildiği son yıllarda kadın haklarını korumada İstanbul Sözleşmesinin bir katkı sağlamadığı aksine son yıllarda kadına karşı yapılan işkence, zulüm, taciz vb. olayların daha da arttığını görüyoruz. Bizim burada İstanbul sözleşmesini şöyle veya böyle diye konuşmamızın bir anlamı kalmadı. Çünkü artık İstanbul sözleşmesi fesh edildi. Ama gerçek şu ki kadına karşı işlenen cinayetler daha da arttı. Boşanma vakaları hızla yaygınlaşıyor. Kadın erkek artık birbirine katlanamaz hale geliyor. Oysa daha mutlu bir yaşam için bir yasa hazırlanmıştı. Görünen köy artık kılavuz istemiyor.
                Günümüzde bir tarafta İslam medeniyeti yerle yeksan edilmeye çalışılırken diğer taraftan batı medeniyetinin zirveye çıkarılması sorununu yaşıyoruz aslında. İslam dini emrettiği için uygulanmaktan vazgeçilmeye çalışılan batı medeniyeti istediği için uygulanması için dayatılan kurallar bütününden bahsediyorum.
                İslam dininin ana kaynağı olan Kuran-ı Kerim’de örfe göre uygun bir şekilde aile hayatının sürdürülmesi istenmektedir. Çok mükemmel bir mesaj aslında aile hayatının devamı için. Yaşam şartlarını göz önüne alarak günün şartlarına uygun bir şekilde aile hayatının devam ettirilmesi isteniyor. İnsanlara ilim konusunda üst mertebede olanlara bakmayı tavsiye ederken mal edinme konusunda daha fakir insanların durumuna bakmayı tavsiye ediyor. Oysa batı medeniyetinde tam tersine daima zenginlik konusunda en üst seviyede yaşayan insanların hayatını reklam ederek mutlaka zenginlik makamına nasıl olursa olsun ulaşılması gerekir düşüncesi insanların zihinlerine kazınmaktadır. Kanaatkar olmak insanın aklına bile getirilmiyor.
                İslam dini helal kazancı ön plana çıkartır. Oysa batı dünyası her ne olursa olsun benim olsun düşüncesini insanların zihinlerine yerleştirir.
                İslam dini paylaşımı ısrarla tavsiye eder batı medeniyeti bencilliği önerir. Bizde bir acı kahvenin bile kırk yıl hatırı vardır düşüncesiyle ikramı severiz. Misafirimize ikram etmemeyi ayıp karşılarız. Oysa batı medeniyetinde ikram kelimesi literatürlerinde henüz yoktur.
                Kadınlar konusunda Allahtan korkunuz onlar Allahın sizlere bir emanetidir diyen bir peygamberin ümmetiyiz. Bu şuurla ailemizi korumamız gerekir. Bu düşünceden hareketle İslamiyet’le birlikte kadın kendi değerini bulmuştur.  Çarşıda pazarda satılan bir meta’ olmaktan kurtulmuş ve saygıya ve hürmete layık mükerrem bir varlık olduğu ilan edilmiştir. Müslümanlar ilk dönemlerinde bu şuurla yetişmişler ve aile hayatları huzur dolmuştur. Dövülen, gerektiğinde öldürülen veya meta’ olarak pazarlık konusu yapılan kadın İslam dini ile bütün bunlardan kurtulmuş ve toplum huzura kavuşmuştur. İlk dönemden itibaren kadınların haklarının en güzel bir şekilde nasıl korunduğunu Halife Hz Ömer’den öğreniyoruz. Şöyle ki; Hz Ömer hilâfeti zamanında bir adam, davranışlarını beğenmediği karısını şikâyet etmek üzere Halife’nin evine gelir. Kapının önüne oturur ve Hz. Ömer'in çıkmasını bekler. Derken içerden bir gürültü kopar, Hazreti Ömer'in hanımı, koca Halife’ye bağırıp çağırmakta, fakat Hz. Ömer ağzını açıp da karısına tek kelime söylememektedir. Bu hali gören kapıdaki kimse boynunu bükerek:
— Bütün şiddetine ve sertliğine rağmen, üstelik de müminlerin emîri iken Ömer'in hâli böyle olursa, benim hâlim nice olur? Diyerek kalkıp giderken, Hz. Ömer dışarı çıkar. Adamın arkasından:
— Hayır ola, derdin neydi? Diye seslenir. Adam da der ki:
— Ey müminlerin emîri! Karımın kötü huylarını ve bana karşı haddini aşıp ileri gittiğini sana şikâyet etmek üzere gelmiştim. Senin karının da sana karşı olmadık sözler söylediğim duyunca, vazgeçip geri döndüm ve kendi kendime dedim ki: ‘Müminlerin emiri karısıyla böyle olunca, benim derdime nasıl deva bulacak? Bu sözleri dinleyen Hz. Ömer, adama şunları söyledi:
— Kardeşim, karımın benim üzerimdeki hakları sebebiyle ona tahammül etmeye çalışıyorum. Zira o benim hem aşçım, hem fırıncım, hem çamaşırcım, hem de çocuklarımın sütannesidir. Hâlbuki o bütün bunları yapmak zorunda da değildir. Üstelik gönlümün harama meyil etmesine engel olan da odur. Bu sebeple onun yaptıklarına katlanıyorum, deyince Adam:
— Ya Emîre'l Müminîn! Benim karım da aynen öyle, dedi. Hz. Ömer şunları söyledi:
— Haydi kardeşim, karına iyi geçinmeye bak! Hayat dediğin göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor diye cevap vermiştir.
                İslam âlemi ne zaman kendi öz benliğinden uzaklaşarak batıya meyletmişse toplumun temel taşı olan aile hayatını kaybetmeye başlamıştır. Müslüman kültür kaynağını İslam dininden almalıdır. Aile hayatı ile ilgili mesajları Kuran ve Sünnetten almalıdır. Böylece herkes üzerine düşen görevi layıkı ile yapabilecek ve hayırlı bir eş olacaktır. Böylece kaybetmenin eşiğine geldiğimiz huzur ve saadet aile hayatımıza geri dönecektir. Çocuklarımız daha hayata başlarken batı medeniyetinden emperyalizmi veya kapitalizmi değil, İslam dininden sevgiyi, saygıyı, kardeşliği ve paylaşmayı öğrensin ki onların kuracağı aile yuvaları huzur ve mutluluk dolsun. Selam ve Dua ile

 

Bu haber 2441 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum