SERMAYESİ ERİYEN ADAMA ACIYIN…

SERMAYESİ ERİYEN ADAMA ACIYIN…
05 Aralık 2016 - 09:41

    Bir veli pazara gider.
    Pazarda pazarcı malını satmak için şöyle bağırıyor:
    -Sermayesi eriyen adama acıyın!
    Bu sözü duyan veli düşer bayılır. Onu görenler hemen koşar yanına gelir ve ayılması için elini yüzünü ıslatırlar. Bir müddet sonra kendine gelir. Etrafında toplanan meraklı kalabalık dayanamayıp sorar:
    - Efendim, size ne oldu böyle, bir rahatsızlığınız mı var? Ansızın düşüp bayıldınız. Sizi böyle görünce bizlerde üzüldük ve de merak ettik bu halinizi. Mahsuru yoksa bizimle paylaşır mısınız sizi bu hale düşüren nedir?
    - Evladım, az önce buz satan kardeşinizin sözü beni çok etkiledi. O malını satmak için kullandığı cümleler beynime balyoz gibi indi. Ayakta duracak dermanım kalmadı. Yığılıp kalmışım. O, "Sermayesi eriyen adama acıyın." dediğinde ben de kendimi düşündüm.
    Her gün ömür sermayem eriyip gidiyor. Bir daha telafisi olamayacak. En önemli sermayemi verimli kullanamazsam halim nice olur? Nefsimin serkeşliği beni korkutuyor. Rabbime mahcup olmaktan korkuyorum.
    "Ömür sermayeni nasıl harcadın?" derse ben ne cevap vereyim?…
İbret alana güzel bir ders…
    Acaba biz sermayemizi nasıl değerlendiriyoruz?

 

MÜMİN YENİLİKLERDEN  HABERDAR OLMALIDIR

                Bir gün bir tüccar sahabe, Şam'da ki Hristiyanlar' dan aldığı içi zeytinyağı dolu bir kandili getirip mescide asmış.
           O günlerde Müslümanlar Medine'de böyle bir kandili hiç yakmamışlardır. Gelen cemaat bunun Şam'daki Hristiyanlardan alındığını öğrenince, Müslümanların mescidine Hristiyanlar'ın yaptığı kandilimi asıyorsun?  Rasulullah gelince seni azarlar gibi şeyler söylemişler.
              Az sonra efendimiz ( s.a.v. ) gelip dumansız külsüz yanan ışık veren kandili görünce kim getirdi bunu ? diye sormuş. Odakilerde suçlu gösterir gibi getireni göstererek; Şam'dan Hristiyanlar' dan alıp getirmiş demişler.
            Bunun üzerine peygamberimiz kandili getiren sahabeye tebessümle bakarak şöyle dua etmiş "; sen bizim mescidimizi aydınlattın Allah ta senin kalbini aydınlatsın. İnsanlığa faydalı şeyler müminin kaybettiği malı gibidir. Nerede ve kimde bulursa bulsun hemen sahip çıkıp almalıdır"..Buyurmuşlar. Müslümanlar olarak yeniliklerden uzak kalmamamız gerektiğini anlatan  ne güzel bir misal değil mi? 

 

EN DOĞRU  YALAN

    Vakitlerden bir vakit padişah, çağırmış tellalları, "Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim!" diyerek ilanını halka duyurma emri vermiş.

    Yalan güzel bir şey değil; ama padişah bu ilanla zeka testi yapacakmış. Yarışma zamanı gelince padişah, katılanları teker teker huzuruna çağırmış. Biri, kendinden emin bir şekilde yalanını söylemiş: "Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü.". Padişah: "Bunun neresi yalan? Kuş kartaldır, aslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mı götürür tabi!". İkinci yarışmacı, "Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar." demiş demesine; ama padişah buna, "Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Tac da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Tac kimin kafasındaysa kral odur tabii!" cevabını vererek bunun yalan olmayacağını ifade etmiş. Bir başka yarışmacı da, "Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!" diyerek yalanını ortaya koymuş. Amma velakin padişah, buna da bir cevap vermiş: "Senin ok, bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce  ok, takılacak yer bulamayıp yere düşmüştür.". Böylece padişah, her yalana geçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha "Bu yalandır!" dedirtememiş. Ancak son yarışmacı hariç. 

 

 



Bu haber 2073 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum