YAĞMUR DUASI VE BİR ATEİST ÖĞRETMEN

Yayınlama: 02.05.2024
379
A+
A-

Havaların yıllardır kurak geçmesinden sonra bu senede kış ve bahar aylarının yağışsız geçmesi sonrası ilçemizde, Yusufça Kasabamız ve bir çok köyümüzde de yağmur duaları tertip edildi.
Özellikle kış aylarında hiç kar yağışı olmaması yanında bahar aylarında da yağmurların çok az olması ülkemizin bir çok bölgesinde aynı kuraklığın görülmesi geleceğimiz için bizleri büyük endişelere sevk ediyor.

Mevcut su kaynaklarını hovardaca harcayan insanoğlu, zannediyor ki; hep yağışlar olacak ve hiçbir sıkıntı yaşamayacak.
Hayatımızın olmazsa olmazı olan suyun değerini ancak onu kaybedince anlıyoruz.
Öyle ki sıkıntıyı görünce; Allah’ı hatırlayıp hemen yağmur dualarına başvuruyor O’ndan yardım diliyor yağmur istiyoruz.
Elbette O’ndan başka gidecek bir güç yada merci mi var ?
Gelelim yağmur dualarına.

Pekala yaptığımız bu dualara Rabbimiz ne derece icabet ediyor, Rahmet dediğimiz yağmurlarını ne kadar gönderiyor?
Yeri gelmişken konu ile ilgili bir hatıramı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Sanırım sene 1978 yılı idi. Aylardan Mayıs ayı olmalıydı.İlçemiz ve çevresinde müthiş bir kuraklık yaşanıyordu. O zamanlar ovamız ve çevresini sulayan ” Yapraklı Barajı’da” yoktu. Tarlaların bir çoğu su olmayınca nadas bırakılmış, bazılarına da ancak kuru mahsuller ekilebilmişti.
Bir çok tarla susuzluktan çatlamış, pulluklar toprağa giremiyor, girenler ise kaya gibi büyük büyük tezekler ortaya çıkarıyordu. Ovalar, dağlar, yaylalar kuraklık nedeniyle adeta kavruluyordu.
Artık tek bir ümit kalmıştı. Yaradan’a yalvarmak, O’na el açmak, O’ndan istemek…
O yıllarda yağmur duaları sanırım özüne uygun yapılırdı.Duaya çıkanlar daha samimi olurlardı herhalde.
İşte o yaz yağmur duası yapılıyordu.

Dua mahalli ilçemizin Konak Mahallesi’nde “Esentepe” mevkiisiydi.
O dönemde Esentepe mıntıkası ilçe dışında yer alıyor, imar sahası içinde değil, adı üzerinde yüksek bir tepe, kıraç ve kırsal,
yani yağmur duasının ruhuna uygun seçilmiş bir alandı.
Tüm ilçe ve civar köylerden gelen halk orada toplanmış duaya çıkmıştı.
Biz o gün Gölhisar Lisesi’nde dersteydik. Sınıfımız caddeye bakıyordu. Bir ara caddeden, kulağa hoş gelen, insanı mest edercesine tekbir sesleri duyulmaya başlandı. İlçemizin Armutlu Mahallesinden her yaştan, kadınlı – erkekli, genç – ihtiyar, çoluk – çocuk hep birlikte kalabalık bir gurup tekbirler eşliğinde yağmur duasına katılmak için gidiyorlardı. Biz öğrenciler hep birlikte ilgiyle pencereye yöneldik. Kalabalığı seyrederken; birden sınıfta öğretmenimizin hışmına uğradık. Coğrafya Bilgisi bayan öğretmeni bu görüntülerden rahatsız olmuş, bizleri azarlıyordu. Bu şahıs daha sonra inatla, yağmur olayının tamamen tabiatın gereği, meydana gelen bir vaka olduğunu, yağmurun yağmasını güya ilimsel verilerle ispatlamaya çalışıyordu. Bunun Allah ile bir alakası olmadığını açıklıyordu. Ayrıca yağmur duası ve duaya giden halkla küçümser havada alay ediyordu. Tâbi bu durum karşısında şaşırmış kalmıştık. Şaşkınlığımızı attıktan sonra ” ateist”olan bu öğretmenimizle ciddi bir tartışmanın içine girdim. Bazı öğrenci arkadaşlarımızda cesaret almış olmalılar ki; onlarda bana destek çıkıyorlardı. Artık ders bir coğrafya bilgisi dersi olmaktan çıkmış, Allah’ın varlığını yada (haşa!) yokluğunu ispat etme dersine dönüşmüştü. Dönem sağ – sol çatışmalarının yoğun olduğu bir döneme rastlıyordu. Bu öğretmenimiz bu cüretkârlılığını birazda siyasi erkten alıyordu muhakkak.
Bana pek diş geçiremezdi çünkü ben sınıfın en başarılı öğrencilerinin başında geliyordum. Lise 1. sınıftaydık ama; boş öğrenciler değildik. O dönemde bizler siyasi olarak” Yeniden Milli Mücadele Hareketinin tedrisatından geçiyorduk. Yani kültürel olarak eğitiliyorduk. Öğretmenimiz bazen deli gibi bağırıyor bizlerin bu direncini kırmaya çalışıyordu. Nihayet ders bitmişti.
O gün hava çok ama sıcaktı. Ortalık adeta kibrit çaksan yanacak gibiydi. Ayrıca gökyüzünde bir tane dahi bulut yoktu.
Bu hengameli ders sonrası Rabbime öyle bir yakardığımı hatırlıyorum.
-Ey Yüce Mevla’mız bizleri, dışarıda yağmur duasına giden kardeşlerimizi ve şu an dua mahallinde, sana el açıp yakaran, dualara, aminnnn aminnnn! nidalarıyla eşlik eden sabileri, pir – i fanileri mahçup etme, ellerimizi boş çevirme Allah’ım !..
Aynı gün,
yağmur duası bitmiş, ikindi saatlerinde bembeyaz güneşli kavurucu sıcak sonrası gökyüzü birden kararmaya başlamış, nereden geldiği belli olmayan yağmur bulutları aniden gökyüzünü kaplamış öyle bir güzel yağmur yağmaya başlamıştı ki;
Hiç unutamam…
Ne zaman bir yağmur duası yapılıyor olsa bu anı hatırlar, gözlerim dolar. O bizi, inananları mahçup etmeyen Rabbimiz’e hamd ederim.
Ha o öğretmenimizi merak edeceksiniz elbette.
Bu öğretmen derslerinde bir daha bu tip konulara asla girmedi. Mahçup bir edayla derslerini verip çıkıyordu.
Daha sonra duyduk ki; bu şahsın yuvası yıkılmış, eşinden ve çocuklarından ayrı kalarak ilçemizi terkedip gitmişti.
Değerli okuyucularım yağmur duası demişken;
yağmur duası nedir? Nasıl yapılır, şartları nelerdir günümüzde yapılan yağmur dualarına ilişkin gözlemlemelerimizi sizlerle öbür yazımızda paylaşmak üzere,
esen kalın..
Allah Teâlâ nın Rahmeti, bereketi ve inayeti üzerimize olsun inşaallah.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.