YAŞANMIŞ ÖYKÜLER “NAMAZ YOLDA KOYMAZ !”

Yayınlama: 10.05.2024
78
A+
A-

70’li yılların sonlarıydı.

Orta okul öğrencisi olan delikanlı dedesiyle yaşamış olduğu bir hatırası ve bu hatırada dedesinin bir sözünün gün gelip hayatını nasıl etkilediğini hayretler içinde görecek, dedesine ve kendisini yetiştiren, elinden tutup şuur veren “Milli Mücadeleci ” diye adlandırılan şahıslara dua edecekti.

Bir gün ilçemizin Hacı Hasan Camii’nde akşam namazını dedesiyle birlikte kılan delikanlı evlerine doğru gidiyorlardı.
Bir müddet yürüyen dede – oğulun sessizliğini nur yüzlü, aksakallı dedenin konuşması bozdu.
Dede durmuş, batı tarafına doğru uzattığı işaret parmağıyla gökyüzünde parlayan, Toroslar’ın bir kolu olan Kocayaran Dağının zirvelerinin arkasından sıyrılmış, yeryüzünde karanlığı kovmaya çalışan ayı göstererek şöyle diyordu.
-Bak oğlum şu an camiden çıktık. Namazlarımızı kıldık aferin sana.
Biliyormusun oğlum, senin kıldığın namaz şu gördüğün aydede gibi, parlak ve net.
Benim kıldığım namaz ise; ayın yanında duran yıldız gibi küçük ve silik. Ben ihtiyar ve yolun sonundayım. Sen genç ve henüz yolun başındasın. Biliyormusun Cenab – ı Allah gençlerin ibadetli olanlarını çok seviyor, sizlere bir çok müjdeler veriyor. Sizin mükafatınız daha büyük, ecriniz işte bu ay kadar aydınlık ve tesirli olacak.”
Dedesi tekrar duraksadı ve sözlerine şöyle devam etti.
” Bak oğul kıldığımız namazlarımız bize, ahiret yolculuğunda bir şefaatçi, bir kurtarıcı, dünya hayatımızda da yoldaşımız olacak.
Evladım, ömrünce şu sözü hiç aklından çıkarma emi;
-“namaz yolda koymaz !..”
Delikanlı dedesinin bu sözlerinden gayet memnun olmuş fakat;
-” namaz yolda koymaz” sözüne de bir anlam yükleyememişti. Ne alakası olabilir di ki; namaz ile yolun? O gün dedesine bu sözün ne manaya geldiğini de soramamış, onu öylesine, namazın önemine binaen vurguladığı bir cümle, olarak yorumlamıştı.

Aradan yıllar geçmiş, gencimizin dedesi çoktan dâr-ı bekaya irtihal etmişti.
Bu delikanlımız, evlenmiş çoluk – çocuğa karışmıştı.
Bir gün Avrupa’da yaşayan anne ve babasını Antalya Havalimanı’dan uğurlayan delikanlı dönüş yoluna revan olmuş, ikindi namazını yolu üzerinde yer alan Korkuteli ilçesinde kılmayı planlıyor, ardından akşam namazını da orada ifa etmeyi düşünüyordu.
Ancak Antalya trafiği, onun bu isteğini engeller gibi olmuş vakit bir hayli ilerlemişti. Saatine bakan delikanlı Antalya’nın çıkışında ki Döşemealtı ilçesi, Yukarı Karaman Mahallesi “Yalınlı Kepezbaşı Camisine doğru yöneldi. Bu cami, tek minaresiyle iki katlıydı. Delikanlı, merdivenleri tırmandı. Tam caminin kapısına el atarken gayri ihtiyari arkasına dönüp baktı nedense …
Yolun hemen bir kaç yüz metre ilerisinde bazı resmi araçların yolun iki tarafında çakarlarının yanıp söndüğünü farketti. Kalabalıklar da göze çarpıyordu.
-“Trafik polisleri rutin kontrollerini yapıyor herhalde..”
diye mırıldandı.
İçeriye girdi. Namaz sonrası çıktı arabasına bindi. Kontak anahtarını çevirdi. Tam hareket edecekken bir den aracının evraklarını kontrol etme ihtiyacı duydu. Evraklarını dikkatle incelerken; araç trafik sigortası poliçesinin süresinin yaklaşık bir ay önce bittiğini farketti.
Yola devam ederse trafik polisleri, aracını durdurarak el koyup, bağlayacaklardı muhakkak…Yani yola devam etme şansı olamayacaktı.
Polislerin o bölgeyi terketmesini beklemekten başka bir çaresinin olmadığını düşündü. Bir müddet bekledikten sonra caminin merdivenlerinden çıkarak ileriye doğru baktı ve trafik polislerinin bölgeden ayrıldığını gördü.
İndi aracına bindi memleketi Gölhisar’a doğru hareket etti.
Evet …Delikanlı ikindi namazını kılmak için durmasaydı eğer; trafik polisleri tarafından trafik poliçesinin geçersiz olduğu gerekçesiyle aracına el konulacak yoluna devam edemeyecekti.
Bu durum karşısında delikanlının dedesinin yıllar önce söylediği, fakat o gün bir mana veremediği sözü aklına geldi.

-“Namaz yolda koymaz !..”

O an sarsıldığını hissetti.
Geçmişte namazın dünyada insanlara nasıl bir yoldaş olabileceğini anlayamayan delikanlı, şimdi bu sözün ne manaya geldiğini bizzat yaşayarak idrak ediyordu.
Ve kendisinin namaza başlamasında büyük emeği olan merhum mahalle cami imamı ve ” Milli Mücadeleci” olan oğullarını ve dedesini şükranla yad etti. Dudakları titreyerek vefat edenlere dualar eşliğinde Fatihalar gönderdi.
Namazın hem ahiret ve hem de dünya âlemi için ne kadar önemli, hayatımızı disipline eden, kulluğun şahikası, Müslüman olmanın en ulu nişanesi, bizleri kötülüklerden alıkoyan, yön veren, yolumuzu açan, ne denli ulvi ve muhteşem bir ibadet olduğunu iliklerine kadar hissetti. Tarifi imkansız hislerle yoluna devam etti.

Öyle ya;
“Namaz onu yolda koymamıştı.”

Delikanlı, daha sonra gördü ki; dedesinin bu sözü;
-“namaz darda koymaz” diye söylene gelen bir atasözüymüş meğer.
Dedesi bu atasözünü;
-“Namaz yolda koymaz !” diye bilerek yada bilmeyerek değiştirmiş, tevafuk olarak torunu bu sözün sırrını bizzat yaşayarak anlamıştı.

İşte bu delikanlımızın yolu ne zaman Antalya’ya düşse; bu hadiseyi yaşar gibi olur, her defasında yanında olan şahıslara, evlatlarına yada torunlarına anlatırken ağlamaklı şekilde, gözleri dolar, sesi kısılır, o müthiş günü hatırlar dalar gider …
Dilinden de şu ilahi duayı eksik etmez.
-” Ey Rabbimiz beni ve neslimden olanları namazda devamlı kıl. Rabbimiz, duamı kabul buyur.”

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.