BÜLENT OKUNAKOL

BÜLENT OKUNAKOL


AH AYASOFYA !

12 Temmuz 2020 - 00:53

  1453 te Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul'un fethedilmesinden kısa bir sonra, yapılan çalışmalar neticesi kiliseden, camiye çevrilen Ayasofya 1934 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile ibadete kapatılarak müzeye çevrilmişti. 
481 yıl cami olarak kullanılan Ayasofya nihayet geçtiğimiz hafta içinde 86 yıl sonra Danıştay'ın aldığı kararla yeniden ibadete açılmış oldu. 
    
Geçtiğimiz aylar boyunca tartışılan Ayasofya konusu  bu kararla nihayet bulmuş, Ayasofya Diyanete devredilmiş, 24 Temmuz 2020 tarihinde kılınacak Cuma namazı ile yeniden Müslümanların ibadet edebileceği bir camiye dönüştürülmüş olacak.

    Bazı okurlarımızın hatırlayacağı üzere Ayasofya ile ilgili düşüncelerimizi bu köşede paylaşmış Ayasofya'nın, " İstanbul Fethi'nin bir sembolü, Fatih Sultan Mehmet Han'ın da bir miras, ve vakfiyesi olduğu" gerçeğini dile getirmiş ve Ayasofya'nın her şeye rağmen yeniden ibadete açılması gerektiğini vurgulamıştık. 

    Bu bağlamda Ayasofya'yı tekrar cami hüviyeti ile ibadete açan Hükümetimize ve bürokratlarımıza teşekkürü bir borç biliyoruz. Bu kararla milyonlarca Müslüman'ın talebi yerine getirilmiş oldu. Dolayısıyla tebrik ediyoruz, hayırlı olsun... mübarek olsun... kutlu olsun...!

    Ayasofya'nın ibadete açılması ülkemizde milyonlarca kitle tarafından sevinç ve heyecanla karşılanmış muhalefet partilerinin de alınan bu karara destek açıklamaları ayrıca takdirle karşılanmıştır. 
    Yurt dışından ise başta ABD, RUSYA, AB Ülkeleri, UNESCO ve özellikle Yunanistan'dan beklenen olumsuz sert tepkiler gelmiştir. Unutulmamalı ki ; 1934 yılında Ayasofya İbadete kapatılırken iç ve dış güçlerin emir ve baskısı olmamıştır. Yeniden ibadete açılırken de kimseden buyruk ve izin almaya da ihtiyacımız yoktur. Ayasofya sadece bir ibadethane değil, tüm dünyayı etkileyen siyasi, askeri, kültürel ve ekonomik bir fethin sembolü olup Ortaçağı kapatıp, "Yeniçağ"'ın başlamasına sebep olan Cihanşümul bir gelişmenin sembolüdür. Ayasofya, dünyaya TÜRK MÜHRÜNÜN VURULDUĞU ve TÜRK ASRININ başlangıcının bir nişanesi, gurur kaynağıdır!

    Ayasofya, Yunanistan güdümlü Fener Patrikhanesi'nin ve Fener Patrikhanesine bağlı Ortodoks dünyasının sembolü merkez ibadet hanesi iken, İstanbul'un Fethiyle tarihen " Kılıç Hakkı" olarak fetih sembolü kabul edilmiştir.  Hadiseleri değerlendirirken Türkleri baskıcı ve yasakçı gibi göstermeye çalışmak büyük haksızlık olur. Hatırlatmak isteriz ki; Türkiye ve özellikle İstanbul'un, farklı din ve kültürlerin barış ve huzur içinde yaşadığı bir ülke ve şehir olma vasfını ve gerçeğini bu hadise ile kapatamazsınız. Hafılarınızı birazcık yoklayınız! Geçtiğimiz yıllarda İstanbul Belediyesince 15 Milyon TL. harcanan SVETİ STEFAN Kilisesi'nin açılışını bizzat Bulgaristan Başkanı Boyko Borisov ile Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan birlikte yapmışlardı. 

    Son dönemde, ülkemizde Edirne'deki Büyük Sinagog, Gökçeada'daki Aya Nikola Kilisesi, İskenderun'daki Süryani Katolik Kilisesi, Diyarbakır'daki Sur Ermeni Protestan Kilisesi, Gaziantep'teki Nizip Fevkani Kilisesi, Cunda'daki Taksiyarhis Kilisesi, Edirnekapı'daki Aya Yorgi Kilisesi'nin de aralarında bulunduğu 14 ibadethane onarımdan geçirilip ülkemizde yaşayan Hıristiyanların hizmetine sunulmuştur.  Ayrıca İstanbul Süryani Kadim Vakfı Mor Efrem Süryani Ortodoks Kilisesi temeli 3 Ağustos 2019'da atıldı. Temel Atma Törenine bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan'da katılmıştır. 2 yıl içinde tamamlanması planlanan kilise "Cumhuriyet Döneminde Sıfırdan İnşa Edilmiş İlk Süryani Kilisesi" olacaktır.  Akdamar, Sümela gibi kapalı,harabe kiliseler restore edilerek ayine açılmış, Akdamar Kilisesinin Masrafları devletin hazinesinden karşılanmıştır. 2012 yılında Surp Giragos Ermeni Kilisesi 2 buçuk yıl süren onarım ve restorasyon çalışmasından sonra törenle ibadete açılmış Diyarbakır'da 100 yıl sonra ilk defa çan sesleri duyulmuştur !

  

 Türkiye'de benzeri yüzlerce kilise restore edilip açılırken 40 Bin civarında da Ev Kilisesi açılmasına müsaade edilmiştir. Lozan Antlaşmasına göre; Türkiye'de İstanbul hariç ülkemizdeki tüm diğer metropolitlikler (*) kapatılmış buna mukabil, Yunanistan'daki Batı Trakya hariç tüm müftülüklerde kapatılmıştı.  Lozan'a göre sadece İstanbul, Kadıköy, Tarabya, Adalar, Gökçeada ve Bozcaada metropolitliği açılabilecekti. Son dönemde Lozan'a aykırı olarak Bursa, Kütahya ve Isparta'ya metropolit atandı. Ayrıca bununla birlikte 60 kilisenin de açılışına müsaade edildi. Pekala tüm bunlara karşılık Yunanistan'da ne oldu biliyor musunuz ( …..? ) bayramlarda dahi orada yaşayan soydaşlarımız 10'larca cami kapalı tutulduğu için bayram namazlarını dahi kılmaktan mahrum kaldılar yada  değişik mekanlarda kılmak zorunda kaldılar. Ayrıca 3 Eylül 2016'da İzmir'e 94 yıl sonra Bir metropolit'in atanmasını da hatırlatalım. Sadece İstanbul'un  Fatih ilçesinde 60'ın üzerinde Kilise olduğu gerçeğini de belirtmeden  geçmeyelim….

    Sevgili okuyucularım ülkemizde özellikle Yahudi ve Hristiyanların dinlerini yaşama konusunda her türlü hürriyetleri sağlanmış, haklarıkorunmuş, huzur ve barış içinde ibadetlerini yapabilmektedirler. Buna karşın Avrupa ve bilhassa Yunanistan'da kapatılan bar, pavyon gibi eğlence merkezine çevrilen, Kiliseye dönüştürülen yüzlerce camimizi sayabiliriz. Avrupa'da yaşamış olan bir gurbetçi  olarak Müslümanların İbadetlerini yerine getirebilmeleri konusunda yaşadıkları  güçlükleri bizzat yerinde görmüş, yaşamış bir kardeşinizim. Avrupa’daki Mescid ve Camilerimizden dışarıya ezan sesi dahi veremezken Türkiye'de yüzlerce kilise kapıları açık, çanları özgürce çınlamaktadır. 

    Ayasofya zaten bizimdi. Biz kendi irademizle kapattık. Kendi irademizle yeniden ibadete açıyoruz. Dünya'nın ve Hıristiyanlık aleminin bu konuda bize söyleyeceği hiçbir şey yoktur. Benzer hadiselerde kendilerinin yüzlerce sabıkası, zulüm ve adaletsizliği ortadadır.

    Millet olarak, devletimizin almış olduğu bu kararı destekliyor, her şeyimizle devletimizin yanında olduğumuzu yeniden beyan ediyoruz. Kanaatımca; Ayasofya sadece ibadethane değil,” Fethin Sembolü, Fatih'in mirası” olduğu gibi günümüzde de “Milli İrade ve Kararlılığımızın yeniden tescili “ ve dünyaya ilanı manasına gelmektedir. 
Yaşasın Ayasofya Camimiz !

Yaşasın Güçlü, Büyük Türkiye Cumhuriyeti Devleti !
Kalın sağlıcakla  sevgili okuyucularım.

(*) Metropolit: Hristiyanlıkta bir bölgenin tüm kiliselerinden sorumlu piskopos veya başpiskopos. Ortodoksluk'ta: Yunan Kiliselerinde Başpiskopos ile Piskopos arasında bir unvanken, Slav Kiliseleri'nde ve Antakya Patrikliğine bağlı kiliselerde Patrik ile Başpiskopos arasında bir unvandır.

Bu yazı 113 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum