BÜLENT OKUNAKOL

BÜLENT OKUNAKOL


AVUSTURYALI FRANZ'IN KAHKAHASI -1-

19 Nisan 2020 - 21:48

 Sevgili okuyucularım,
    
    Bu yazımızda temizliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz ve temizliğin önemini bir kez daha idrak ettiğimiz böylesi günlerde yıllar önce Avrupa'da çalışırken, Avusturyalı bir genç ile yaşadığım bir hatıramı sizlerle paylaşmak istiyorum.

1990'lı yıllarda Avusturya'nın başkenti Viyana'da bir alışveriş merkezinde işçi olarak çalışıyoruz. İşyerinde yaklaşık 60- 70 eleman vardı sanırım. Biz Türkler olarak 5 veya 6 kişi olabiliriz. İşyerinde Bir kaç kardeşimizle birlikte vakit namazlarımızı da aksatmamaya çalışıyorduk. İdarecilerimiz bizlerden memnun olmalılar ki bir sorun çıkartmıyorlardı. Yani saygı gösteriyorlardı. 
  
 Biz de Allah adına kazancımız helal olsun inancıyla elimizden geleni sarf ediyor işyerinin başarısı için gayret ediyorduk.

    Namazlarımızı ferdi olarak soyunma odasında eda ediyor, abdestlerimizi de hemen bitişiğinde lavaboda alıyorduk. Bir gün iş arkadaşım Avusturyalı Franz merak etmiş olmalı ki; 

    - Neden her ibadet öncesi ellerimizi, yüzümüzü, kollarımızı başımızı, kulaklarımızı ve ayaklarımızı düzenli bir şekilde yıkadığımızı ardından neden namaz için iş elbiselerimizi çıkartarak normal kıyafetlerimizi giydiğimizi sordu.  

-Ben de bunun temizlik amaçlı ve namaz kılmak için  şart olduğunu dile getirdim. Ardından bu temizlik ritüellerinin en başta kendi sağlımız için çok önemli olduğunu izah etmeye çalışıyor, öbür taraftan da; Müslümanların namaz esnasında Allah'ın huzuruna çıktıklarına inandığını ve Râbbimiz'in katında O'na duyulan saygı gereği bedenen ve kıyafetlerinin de tertemiz olması gerektiğini anlattım.

    Franz, ilgiyle dinliyor sormaya devam ediyordu.

     - Pekâlâ bu yaptığınız şart mıdır? Yani Allah böyle olmazsa ibadetinizi kabul etmez mi ? diye sordu. 
    Ben de; - Evet şarttır. Dedim ve şöyle bir örnek verdim.

    - Franz, biz beraber bir işyerinde çalışıyoruz. Bu işyerinin belirli kuralları ve çalışma şartları var değil mi, bu şartları da işverenin belirlediğini ve bizim şartları önceden iş sözleşmesi gereği kabul ettiğimizi söyledim.
    Franz: - Elbette dedi.

    Ben de devamında 
    - Ayrıca müşterilerin karşısına elimiz, yüzümüz, temiz, tıraşımız yerinde ve en uygun iş elbisesiyle çıkmak zorunda mıyız? Bu işyerinin ve işverenin bizler den istekleri ve şartları mıdır ? Düşün ki yarın önemli bir şahsiyetin, yüksek bir idarecinin mesela bir valinin huzuruna çıkacaksın. Nasıl gidersin.? 
Elbette en güzel şekilde ve en uygun kıyafetler içinde değil mi? İşte Müslümanlar da bu duygularla ibadet anlayışını bu düşünceler içinde gerçekleştirirler. Şeklinde izah etmeye çalıştım. 
    Genç İş arkadaşım Avusturyalı Franz, anlattıklarım karşısında; sanırım hiç te beklemediği cevaplar almış olmalı ki sık sık manalı şekilde söylediklerimi tasdik ediyor,  

    - Evet ilginç ve mantıklı tarzında başını sallayarak bir şeyler mırıldanıyordu. Söylediklerimi derin bir ilgi, alaka ve saygıyla dinleyen Franz çok memnun bir ifadeyle teşekkür etmeyi de ihmal etmedi.
    Aynı Franz bir gün, elinde büyük boy plastik bir kola şişesiyle soyunma odasına gelerek çok merak ettiği bir konuyu sorup soramayacağını kibarca belirtti.

    Sevgili okuyucularım,

    Hikâyemizin devamına Allah Teâlâ' ın izniyle haftaya devam etmek dileğiyle...
  
 " EVDE KAL SAĞLIKLI KAL TÜRKİYE'M !
    Râbbimize emanet olalım inşaallah !...

 

Bu yazı 131 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum