BÜLENT OKUNAKOL

BÜLENT OKUNAKOL


HAYATIMIZA YÖN VEREN DEĞERLER - 11 KİMLERDİ BU GÜZEL İNSANLAR? YENİDEN MİLLİ MÜCADELECİLER

18 Ocak 2021 - 15:12

            Saygıdeğer okuyucularım;            
Milli Mücadeleciler ile ilgili başladığımız yazı dizimizin 11.'sini paylaşma gayreti içinde olacağız, sizlerle yeniden beraber olmanın mutluluğunu yaşayacağız.

            Bu yazı dizimizin gerek yurtiçi gerekse yurtdışından ilgiyle takip edildiğini anlıyoruz. Özelden mesaj atarak yazımızı beğendiklerini, objektif yaklaşımlarda bulunduğumuzu, dolayısıyla Milli Mücadele Hareketi'nin sathi de olsa sosyolojik bir analizini yapmaya devam etmemizi istiyorlar. Bu aslında bizim önemli, önemli olduğu kadar da şuan ülke genelinde binlerce şahsın ilgi alanına giren bir davayı anlatma konusunda kısıtlı imkânlarımızla da olsa el attığımızı da hissettiriyor.  
      


      "Bir devletin ve milletin kaderinde, varlık ve bekasında çok önemli roller oynamış, büyük bir dava hareketini, haftalık, yerel yayınladığımız GÖLHİSAR GÜNDEM GAZETESİ'NİN dar sayfalarına sığdırmaya çalışmak belki hamasi, bazılarına göre de fuzuli bir çalışma gibi gelebilir. Ama bu çalışmanın rıza-i ilahi için tüm samimi, vefa duygularıyla kaleme alınmaya çalışıldığının bilinmesini isterim."  


            Zaman zaman ülkemizin değişik şehirlerinden telefonla bizzat arayarak yazımızla ilgili düşüncelerini paylaşan, "Milli Mücadele Hareketi" içinde yer aldıklarını, fakat bir müddet sonra hareketten (kendilerince haklı) ayrılış sebeplerini dile getiren, eski Milli Mücadelecilerle de görüşme, tanışma imkânına kavuşmuş oluyoruz. Yazılarımıza destek boyutunda yaklaşanlar olduğu gibi tenkit ederek de takdirlerini belirten okuyucularımıza da rast geliyoruz.  
           


Öte yandan Yeniden Milli Mücadelecilerin var olduğu, Mücadele Hareketi'nin devamı niteliğinde olduğunu dile getirdikleri "Millet Partisi" içinde faaliyetlerini sürdüren arkadaşlarımızdan da gerek sosyal medya aracılığıyla, gerekse özelimizden arayarak yazı dizimizi takip ettiklerini ve devam etmemiz konusunda teşvik edici mesajlarını da alıyoruz.
            Bu konuda bizde bırakılan intibalara gelince;
            Anladığımız kadarıyla Türk Siyaseti, kültür ve fikir hayatına o dönem damgasını vurmuş "Yeniden Milli Mücadele Hareketi" hakkında yazılan makale, kitap, araştırma tarzı eserlerin çok az olması hareket hakkındaki muamma görüntüsünü sürdürüyor. Ayrıca o zaman dilimini bizzat yaşayan, hareket içinde önemli görevler ifa etmiş "ağabey" konumundaki şahsiyetlerin suskunluğu, beni arayan şahısların eleştiri konusu yaptığı mevzuların başında geliyor.
           



Milli Mücadele Hareketi'nin önemli mevzilerinde görev almış şahıslara da benim de şahsi bir çağrım olacaktır:
            " -Muhatap olduğum ya da bu yazı dizisi sürecinde beni arayarak düşünce ve fikirlerini paylaşan, dilek ve temennilerini de belirten, şimdi değişik siyasi ve sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla, faaliyetlerini, hizmetlerini sürdüren Mücadelecilerin genel kanaati;
            " Milli Mücadele Hareketi yeniden mercek altına yatırılmalı, bu konu gerçek erbapları ve uzmanlarınca yeniden araştırılıp, yorumlanması, hakikatlerin gün yüzüne çıkarılması gerekmektedir. Aksi takdirde devam eden süreçte bazı şahsiyetler "zan altında" tutulmaya devam edecek, ya da bu hareketin yeni bir heyecan, yeni bir ruhla, yeniden şümullü bir şekilde devam etmesine belki de vesile olacaktır.
            Buradan âcizane sesleniyorum; "BAZEN SUSMAK EN BÜYÜK TENKİT GİBİ GÖRÜLEBİLİR... AMA KANAATİMCE SUSMAK BAZEN EN BÜYÜK YALANCILIKTIR!" diye düşünüyorum.    
       



     Diğer mevzu ise; "Evet "Milli Mücadele Hareketi" çok önemli görevler ifa etmiş iman, devlet, millet ve vatan müdafaasının en güzel örneğini vermiş, devlet kademelerine önemli görevler alacak, donanımlı kadrolar yetiştirmiştir. Binlerce inançlı, vatansever gencin elinden tutmuş, bu yetiştirilen kitleleri gayri İslami, gayri milli güçlerin ve tuzakların pençesine düşmesinden, en azından 12 Eylül öncesi yaşanan kaotik ortamdan, anarşiden, kardeş kavgasından uzak tutarak, bir nesli koruyarak millete hizmet noktasında organize etmiş, tehlikelerden uzak tutmayı başara bilmiştir.
            Bu Mücadele Hareketi bu önemli görevini ifa ettikten sonra derin güçlerce, devlet eliyle kurulmuş, devlet eliyle maalesef dağıtılmış, tarihteki yerini almıştır." Şeklinde ifadelere de iddialarında yer veriyorlar.
           


Bazıları nostaljik yaklaşımlarıyla o günleri yad ederken kendilerince bu hareketin neden dağıldığını izah eden tutumları yanında, hareket içinde bulunurken yapmış oldukları çalışmaları, fedakarlıkları, arkadaşlıkları, dostlukları sanki özlemle yad ediyormuş izlenimini bırakırlarken, bir hayıflanmanın, buruk bir hasretin, sevdasını kaybetmiş bir mecnunun derin bir hikayesini dinliyorsunuz her seferinde (.....)
            Bazı Mücadeleciler ise; "Milli Mücadele Hareketi'nin adeta bir suikasta kurban gittiği, derin güçler tarafından sabote edildiği, liderin egosuna ve lider kadroları arasında yaşanan şahsi, fikri ayrılıklara kurban edildiği, bu kadar güçlü bir teşkilatın aslında hak ettiği nihai hedefe ulaşması gerektiği" kanaatiyle "binlerce fedakâr, cefakâr, inancına adanmış insanın davasının, hayallerinin, yaşantılarının, hedeflerinin heder edildiği dolayısıyla buna sebep olanlara haklarını helal etmediklerini" dile getiriyorlar.
            Ama birçoğu ne olursa olsun edep ve adap sınırlarını zorlamadan kendilerini ifade ederken; mahcubiyet içinde, o dönem Milli Mücadele kadrolarının çalışmalarını anlatırlarken yapılan olağanüstü fedakârlıkları, candan-canandan, anadan-babadan-bacıdan vazgeçmiş serdengeçtilerden bahsederlerken duygularını ifade etmekte zorlandıklarını büyük bir hayal kırıklığı içinde olduklarını anlıyorsunuz.
            Bu intibalarımızı belirttikten sonra "Yeniden Milli Mücadele Hareketi"nin siyasallaşma, partileşme sürecine kadar gelmiş "Islahatçı Demokrasi Partisi"nin" 1984 yılındaki kuruluşundan ve yankılarından bahsetmeye başlamış idik.
           


Hatırlarsanız Milli Mücadele Hareketi'nin partileşerek fikriyat, düşünce ve gayelerinin iktidar olması hedeflenmiş, "Hedefimiz Milli Devlet" sloganıyla vücut bulmuş çalışmalarının bir şekilde devletimizin ve ülkemizin idaresine talip olunduğu gerçeği deklare edilmişti. Siyasallaşma sürecine geçişte geç kalındığı gerekçesiyle hareketten önemli kopmaların daha önce yaşandığını da ifade etmiştik.
            Islahatçı Demokrasi Partisi kuruluşuyla Milli Mücadeleciler içinde büyük heyecan ve mutluluk uyandırmış, biran önce "İktidar Olma" hevesiyle çalışmalara başlanmış, ülke genelinde teşkilatlanarak "Teşkilatlanma Barajı" kısa bir sürede aşılmıştır. Partinin kuruluşunu, ilk büyük kongresinden sonra attıkları manşetlerle okuyucularına duyuran gazeteler, devletin, milletin televizyonu olan TRT adeta daha sonra Islahatçı Demokrasi Partisi'ne ambargo uygulamışlar, büyük bir sessizliğe bürünerek, ilginçtir; "Bilmiyorum, Görmedim" edasıyla IDP'yı yok yerine koymuş, çalışmalarını milletten saklama gayreti içine girmişlerdir.
            Haftaya kaldığımız yerden sürecimize kaldığımız yerden devam etme temennisiyle...
            Rabbimize emanet olasınız aziz okuyucularım.                
           
                  
            
               
             

Bu yazı 1069 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar