BÜLENT OKUNAKOL

BÜLENT OKUNAKOL


HAYATIMIZA YÖN VEREN DEĞERLER - 12 KİMLERDİ BU GÜZEL İNSANLAR? YENİDEN MİLLİ MÜCADELECİLER

24 Ocak 2021 - 00:28 - Güncelleme: 24 Ocak 2021 - 00:37

Saygıdeğer okuyucularım; Yazı dizimize Milli Mücadele hareketinin siyasallaşma sürecinde Islahatçı Demokrasi Partisi'nin kurularak çalışmalarına başladığı dönemden itibaren özet olarak anlatmaya devam ediyoruz.

Kuruluş ve teşkilatlanma çalışmalarıyla birlikte propaganda dönemine girilmiş, Milli Mücadeleciler büyük bir aşk ve iştiyakla kolları sıvamış, faaliyetlerine başlamışlardır.

            Siyaset arenasına ihtişamlı bir şekilde giriş yapan Milli Mücadelecilerin partisi Islahatçı Demokrasi Partisi ilk seçim sınavını 1986 yılında katıldığı Milletvekilliği Ara Seçimi ile verecektir. Bu ara seçimlere hazırlanan Islahatçılar; şehir-şehir, bucak-bucak, köy-köy dolaşarak davalarını anlatırlar, partilerine oy isterler. Tüm benlikleriyle seferber olan Mücadeleciler, ellerindeki kıt kanaat imkânlarıyla adeta seferberlik ilan etmişler seçim bölgelerine dağılmışlardır.



Fakat propaganda çalışmalarında birçok haksız rekabetle karşı karşıya kalmışlar, medya desteğinden yoksun ve devletin, milletin kurumu olan TRT'den de adil bir şekilde kendilerini anlatma, tanıtma ve propaganda imkânına sahip olamamışlardır.

Ayrıca Mücadelecilerin yöntem ve propaganda şekilleri yanında sloganları dahi taklit edilerek mesajlarının halka ulaşması, Islahatçı Demokrasi Partisi’nin farkındalığı sürekli gölgelenmek, boğulmak istenmiştir.   
            Burada izniniz olursa bu dönemle ilgili Milli Mücadele Teşkilatı'nın Burdur sorumlusu rahmetli Ramazan UZ ağabeyimizden bahsetmek isterim:

“Yanılmıyorsam bu ara seçimlerde olmalı. Viyana'dan gelerek bu seçimlerde bil fiil yer alarak propaganda çalışmalarına katıldım. Rahmetli Ramazan ağabeyimiz Milletvekili adayı idi. Kendisine, ekibine özellikle ilçem Gölhisar'daki çalışmalarda arkadaşlarımla birlikte iştirak ettik. İlçemizin merkezi ve köylerinde çok ciddi çalışmalar içinde bulunduk. Ramazan ağabey ve arkadaşlarımız her anı kıymet biliyor, propaganda çalışmalarına durmaksızın, yorulmadan, aşkla ve heyecanla sürdürüyorduk. Belde ve köy ziyaretlerine devam ediyorduk. O zaman yollarımız asfalt değil, taş, toprak halindeydi. Köylerimizin tozlu yollarında koştururken yemeklerimizi pınar başlarında kurulan zeytin, peynir, helvadan oluşan yer sofralarında yerdik.

Bir gün bir köyden diğerine geçerken bir vakit namazını diğer köyün camisinde kılmayı planlamıştı Ramazan ağabey. Yolda giderken zamanda bir hayli daralmıştı aslında. Derken yolculuk esnasında kullandığımız aracın tekerine sertçe bir taş değmişti. Bunun üzerine Ramazan UZ ağabeyimiz derhal durmamızı, bunun belki de ilahi bir ikaz olduğunu, uygun bir yerde geciktirilen namazımızı ifa etmemizi istemiş, namaz sonrası yolumuza devam etmiş idik. Ramazan UZ ağabeyimiz diğer binlerce Milli Mücadele kahramanı gibi Burdur sorumlusu, fedakâr, cefakâr bir ağabeyimizdi. O dönem Burdur'daki çalışmalar dernek ve parti merkezi yanında irtibat merkezi olarak kullanılan, "Argun Kitapevi" de her Mücadelecinin uğrak yeriydi. Argun ismi Milli Mücadele kurucu ve liderlerinden "Yavuz Arslan Argun"un ismine duyulan saygıya binaen konulmuştu sanırım. Her izine gelişimizde Argun Kitapevi'ne uğrar, hasbi hal ederdik. Ramazan ağabeyimizin derdi, tasası, telaşı hep davası, vatanı, milletiydi. Kendisine ve ailesine ayıracak zamanı olmadı. Biz onu hep öyle bildik.



1989 yılında Viyana'da adresimize gelen, temsilciliğini yaptığım, haftalık Bayrak Gazetesi'nin manşetinde yer alan bir vefat haberi ile sarsıldık. Ramazan UZ ağabeyimizin vefatını öğrenmiş idik. Gurbet ellerde Ramazan ağabeyimizin ruhuna Yasin-i şerif ve Fatihalar göndererek teselli bulmaya çalıştık. Ramazan ağabeyimiz bir dava arkadaşımızın bir meselesini çözme niyetiyle Antalya'ya giderken bir trafik kazasında vefat etmiş, cenazesi de Burdur'un Merkez Camisinden Burdur tarihinde nadir görülen yoğun bir katılımla kaldırıldığını okumuştuk. Altın kalpli güzel insanlardandı Ramazan ağabey. İnanıyoruz ki o Din-i İslamın, güçlü Türk devletinin, büyük Türk Milletinin, bu aziz vatanının yüceltilmesine yönelik bu davaların yaşadığı, yaşatıldığı Milli Mücadele Hareketi'nin bir komutanı, bir mücahidi ve bir serdengeçtisiydi. Vefatı sonrası evlatlarına mal-mülk değil, şanla şerefle taşıdığı Milli Mücadele’nin adını ve onurlu mücadelesini miras bırakmıştı. Allah ondan ve ahiret hayatına göçmüş, tüm Milli Mücadele lider ve kadrolarından razı olsun, mekânları cennet olsun inşaallah.”

           
1986 ara seçimleri sonuçları açıklanmış, fakat Islahatçı Demokrasi Partisi seçimlerde bir varlık gösterememiş %1'ler civarında bir oy alabilmiştir. Bu sonuç Milli Mücadeleciler nezdinde bir hayal kırıklığı oluşturmuş, şok tesiri yapmıştır. Seçim sonrası Genel başkan Aykut Edibali başkanlığında bir araya gelen Mücadeleci kadrolar, bu seçimin sonuçlarını mercek altına yatırmışlar, neden ve sonuçları tartışılmış, nerede hangi zafiyetler oluşmuş, sebepleri müzakere edilmiştir.



1987 Milletvekili seçimlerinde tüm gayretlere rağmen benzer sonuç alınmış, 1989 yerel seçimlerinde ise benzer sonuçlar yanında 6 belediye başkanlığı (3’ü ilçe, 3’ü belde) kazanılmıştır. Alınan seçim sonuçlarından sonra zaman zaman hareketten kopmalar yaşanmaya devam etse de Milli Mücadeleciler her türlü propaganda gücünden yoksun, ekonomik sıkıntılarla boğuşa, boğuşa adaletsiz, haksız seçim sistemlerine inat mücadelelerini devam ettirmişler, "Sancaklar inmez" sloganıyla parti çalışmalarını sürdürmüşlerdir.
           
Yaptığımız araştırmalar ve edindiğimiz bilgiler ışığında kitle partilerinin Milli Mücadele Kadrolarına el atarak gerek parti bünyesinde ve kuruluşunda faydalanmış, bu kadrolardan bazıları bakanlık, müsteşarlık, belediye başkanlıkları düzeyinde görevler almışlar, hukuk, eğitim, sanat, akademisyenlik alanlarında da başarılı birçok mücadeleci önemli görevlere getirilmişti. Dolayısıyla Milli Mücadeleciler sağ, milliyetçi, muhafazakâr partilerin her dönem el attıkları, başvurdukları, yetişmiş hazır kıtaları olmuşlardır.

Bu bağlamda edindiğimiz bir iddiaya göre;

Turgut ÖZAL’ın Cumhurbaşkanlığına hazırlandığı seçim dönemi öncesi, o dönem sağlık bakanlığı yapmış Milli Mücadele Kadrolarından, önemli şahsiyetlerden Halil ŞIVGIN, Aykut EDİBALİ’ye giderek kendisini ve Milli Mücadele Kadrolarını Anavatan Partisi’ne davet eder.



Edibali’nin Anavatan Partisi Genel Başkanlığına gelmesi, Turgut ÖZAL’ın Cumhurbaşkanı olmasından sonra da Edibali’nin Başbakanlığı için Anavatan içinde yer alan tüm mücadele kadrolarıyla birlikte çalışacaklarını dair söz verir. Bu teklifin şahsının mı yoksa ÖZAL’ın mı bir kararı olduğu tarafımızca bilinmemekle beraber Ankara’da bilgilerine başvurduğumuz dönemin Mücadele Kadrolarından aldığımız bilgiler ışığında diyebiliriz ki; Halil ŞIVGIN’ın bu teklifi Aykut EDİBALİ ve çalışma arkadaşları tarafından istişare edilir.

Fakat bu teklif Edibali ve çalışma arkadaşları tarafından kabul görmez. Sanırım daha önce Adalet Partisi’ne 1977 seçimlerinde verilen destek, birlikte hareket edilip bir grup milletvekilinin Adalet Partisi listelerinden Milletvekili seçilme sözü Demirel tarafından verilen sözün tutulmamış olması, Milli Mücadele Kadroları’nın kullanıldığı iddiaları sonrası Adalet Partisi gibi bir partiye verilen bu desteğin Milli Mücadele tabanında huzursuzluk oluşturduğu ve yapılan eleştirilerden sonra hareketten bir takım kopmaların yaşandığı bilinmekteydi.

Anavatan’a verilecek benzeri bir destekle Islahatçı Demokrasi Partisi’nin ve Milli Mücadele kadrolarının partinin bünyesine çekilerek zamanla yok edilip, parçalanabileceği endişesi ağır basmış Halil ŞIVGIN’ın yaptığı bu teklif o dönem rağbet görmemiş olabilir iddialarına rastlıyoruz.

Haftaya; 1991 yılında Refah Partisi, Milliyetçi Çalışma Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisi’nin oluşturduğu üçlü ittifakın kuruluş hikâyesini Edibali ve Milli Mücadele kadrolarının ittifakın oluşturulmasında gösterdiği olağan üstü gayretlerden ve bu ittifakın Türk siyasi hayatında oluşturduğu etkisi, sonuçları, başarısı ve yankılarından bahsetmeye çalışacağız.
               

Rabbimize emanet olasınız aziz okuyucularım.         

Bu yazı 328 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar