BÜLENT OKUNAKOL

BÜLENT OKUNAKOL


HAYATIMIZA YÖN VEREN DEĞERLER – 16 KİMLERDİ BU GÜZEL İNSANLAR? YENİDEN MİLLİ MÜCADELECİLER

20 Şubat 2021 - 19:53

Saygıdeğer okuyucularım,

1991 ittifakı ile ilgili konumuza devam ediyoruz. Bu hafta ittifak sonrası seçilerek meclise girmiş, Milli Mücadele kadrolarından Tokat Milletvekili Sayın İbrahim KUMAŞ’ın değerlendirmelerine geçmeden önce ittifak konusu üzerinde neden durduğumuza dair birkaç cümle etmek istiyoruz.

                Türk siyasi hayatının belki de en önemli gelişme ve sonuçlarını hazırlayan bu ittifakın çok çalkantılı ve zor bir süreçten geçtiğini neredeyse imkânsız hale gelmişken Milli Mücadele ve (IDP) lideri ve kadrolarının inanılmaz gayret ve fedakârlıklarıyla nasıl gerçekleştirdiğinden bahsetmeye çalışmış idik. IDP’li yetkililer ittifakın sağlanması yönünde her türlü fikir ve düşünce birliğini sağlama hususunda çok samimi bir şekilde, yekvücut halinde hareket ediyorlarken; Refah ve MÇP kesiminde ise bu ittifaka karşı çıkan çok ciddi kesimler var idi. Kanaat önderlerinden, yazarlara ve parti içinde ittifaka karşı fikirsel düşünce alanında olumsuz bir hayli görüş mevcut idi. Refah grubundan Güneydoğu kesimi temsilcilerinden, günümüzün önemli siyasi aktörlerinden Altan TAN, Güneydoğu’da istifa edenlerin sözcüsü konumunda olup, şu iddiaları dile getiriyordu;

“ Türkleri İslam Enteryonalizm’inden, batı ile uyuşuk ABD’nin Orta Doğudaki jandarması, Orta Asya’daki taşeronu, milliyetçi bir noktaya çekmek Türk Cumhuriyetleri’nin, İslami değil, laik-batıcı bir noktaya gelmelerini sağlamak amaçlı, böyle bir ittifak senaryosunun gerçekleştirilmesi ve Refah Partisi’nin bu ittifak içine çekilerek sağa kaydırılması hedefleniyor.” Diyerek ittifaka karşı çıkarken, RP, MKYK Üyesi Hasan Hüseyin CEYLAN ise ittifaka kendisi gibi birçok arkadaşı ile birlikte destek veriyor;


“Her üç partinin temel özelliği İslam’cılık. İslam’a hizmet, ilay-ı kelimetullah adına, yani Allah (cc) şanını ve kelamını yüceltme adına gayret sarf etmek idi. Önemli olan Allah’ın davasını, şahsı üstün tutarak kişilerin Allah’ın davasını bayraklaştırmış olmasıdır. Asıl hedef zaten budur. Bu düşüncenin tabanlarda yayıldığını ve bu hedef doğrultusunda kardeşliklerin arttığını görerek mutlu oluyorum.” Demiştir.

Öte yandan 3 partinin ittifakında yalnızca İslamcılık temelinin olması diğer milliyetçi çizgiye sahip siyasiler, kanaat önderleri, yazarlar yeterli görmemişler, “milliyetçilik” anlayışının da birleştirilmesini yani “Türk İslam Sentezinin Vurgusu”nun yapılmasını istemişlerdir. Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Nevzat YALÇINTAŞ verdiği destekte, ittifakın başarısını;

“ Anadolu’da asırlardan beri kendiliğinden oluşmuş olan Türk-İslam bütünleşmesinin bir tezahürü olarak değerlendiriyor, “Türk Kültürü” ile “İslam İnancı”nın birbirlerinden ayrı şeyler olmadığına vurgu yapıyordu.                 

Saygıdeğer okuyucularım,

İttifakın oluşması elbette kolay olmuyordu. Çünkü ittifak aynı konuda, aynı hedefler doğrultusunda anlaşmak, fikir birliği yapmak, karar birliğine varmak ve top yekün söz birliği ile hareket etmek, ortak amaca yürümek manasına geliyordu. Bu bağlamda Milli Mücadeleciler ve Islahatçı Demokrasi Partisi kadroları ve Liderleri Aykut Edibali sık sık Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (sav)’ın 622 yılında Medine’ye hicreti sonrası, Medine’de yaşayan, nüfus olarak azınlık konumunda olan Müslümanlar, Yahudiler ve Müşrikler arasında yapılan “Medine Sözleşmesi”ni örnek gösteriyor, bu kadar farklı inanç ve kültür farklılıkları olan toplulukları bir araya getiren İslam anlayış ve ahlaki erdemlerin ön plana çıkartılarak inanlar arasında ve üçlü ittifakın gerçekleşmesinde çok daha kolay olacağını belirtiyor ve  bir model olarak sunuyordu.



İttifakın oluşması için kurulan komisyonda IDP adına görev yapan, sonra Tokat Milletvekili olarak meclise giren Milli Mücadele kadrolarından saygıdeğer büyüğümüz İbrahim KUMAŞ’ın o günkü gelişmeleri anlatan açıklamalarına geçmeden önce kendisinin gazetemize ve yazı dizimize göstermiş olduğu ilgi, alaka ve açıklamaları için bir kez daha teşekkür ediyor, şükranlarımızı arz ediyoruz.

 İbrahim KUMAŞ o dönemleri anlatırken Türk Siyasetine hakim olan “pragmatik ve makveyelist” yaklaşımların maalesef İslami – muhafazakar – milliyetçi akımları temsil ettiği iddia edilen partilerimize de ne kadar derin bir şekilde sirayet ettiğinden bahsediyor, açıklamayı uygun görmediğimiz hayret ve hayal kırıklıklarından dem vuruyordu.

KUMAŞ, Milletvekilliği görevini sürdürürken çok aktif çalışmalarıyla tanınmış, milletvekilliği süresince meclisin en çalışkan vekilleri arasında gösterilmiş ve en fazla söz alıp, konuşma yapan vekillerden olmuş, adeta tek başına bir parti gibi çalıştığı o günlerde dile getirilin ifadelerde kendini bulmuştur. Kendisi ile 1993’deki Aykut Edibali Viyana Konferansında beraber olmuş, o gün yaşananları kendisinden bizzat dinleme imkanı bulmuştum.



KUMAŞ ittifak çalışmalarıyla ilgili yazı dizimize görüşleriyle şu katkıları kaydetti:


20 EKİM 1991 RP,  MÇP, IDP İTTİFAKI
 
1980 İhtilali ile yeni Anayasa, Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Yasası yeniden yapılmış. TBMM’de en fazla 2,5 partinin temsil edilmesi öngörülmüştü. Bu da Türkiye genelinde yüzde 10 barajı ve illlerde en az yüzde 25 barajla sağlanmış dolayısıyla her partinin mecliste temsilinin önüne geçilmişti. Yasal olarak partilerin herhangi bir ittifakı da mümkün değildi. Ancak kendi partilerinden istifa edip anlaştıkları partinin listesinden seçime katılmak mümkün olmakta yasal olmayan ittifakların yolu hile ile bertaraf edilebilecekti.

1991 seçimlerine Refah Partisi ile Milliyetçi Çalışma Partisi birlikte katılmak üzere görüşme yapmışlar ancak anlaşma sağlanamamıştı. Sonrasında Islahatçı Demokrasi Partisi olarak bizim de katılımımızla görüşmeler yeniden başlamıştı. Üç partiden temsilciler belirlenmiş ve bir komisyon oluşturulmuştu. Mezkur komisyon üyelerinden birisi de bendim.

Komisyonda ilk olarak 1989 Mahalli Seçimlerine üç partinin ittifakla girmiş olması halinde TBMM’de temsil edilecek sandalye sayısı bulunarak başlandı. Bu hesaba göre; en az 45 milletvekili ile temsil edilme imkânı olabilecekti. Üç partinin ayrı ayrı girmeleri halinde üçünün de %10’luk seçim barajını aşamayacakları aşılması halinde dahi bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda temsil edilebileceği aşikardı.

İttifakın oluşmasında halkımızın büyük katkısı yadsınamaz. Seçimlere 1989’da en çok oy alan RP listesinden katılma kararı alındı. 1989 seçimlerinde hiçbir oy artışı olmasa bile partilerin oylarına göre kesin seçilecek 45 milletvekili RP 30, MÇP 15 ve IDP 3 milletvekili çıkaracak şekilde bir paylaşım gerekmekteydi. Ayrıca yine oy oranlarına göre; listelere koyulacak aday sayıları da 1989 seçim sonuçları dikkate alınarak belirlenmişti.

İttifak, varılan anlaşmaya göre; RP listesinden aday gösterilmek suretiyle yapılacaktı. Diğer iki parti adaylarını Refah Partisi’ne iletecek liste son hali ile YSK’ya verilecekti.
Refah Partisi’nin listeleri kendilerinin vermesinden ötürü Milliyetçi Hareket Partisi verdikleri isimlerin listelere tam yazılmadığını öğrenmiş ve takipçisi olmuş ve düzeltilmesini sağlamışlardı.

Islahatçı Demokrasi Partisi olarak vermiş olduğumuz 30 kişilik liste, tarafım ve rahmetli Hamdi Kalyoncu ile birlikte YSK’ya teslim edilmeden YSK’nın bir odasında kontrol ettiğimizde sadece 13 adayın listede yer aldığı ve kesin olarak seçilecek yerlere koyulacak adaylardan Sivas 3. sıra adayı rahmetli Ömer POLAT’ın listeye alınmadığı tespit edilmişti. Diğer iki aday Kayseri 1. sıra adayı IDP Genel Başkanı Aykut EDİBALİ ve Kahramanmaraş adayı Recep KIRIŞ ise yerlerini korumaktaydı.

YSK’ya listeleri getiren yetkili, IDP’nin listesine “Arka sayfadaki 2 konu hariç diğerlerini halletmeye şeref sözü veriyorum.24.9.1991” yazarak imza ettirildi.



Listelerin düzeltilmesi için Refah Partisi Genel Merkezine iki arkadaş giderek yetkili genel başkan yardımcısı ile görüşme gerçekleştirildi. Kendilerine bu yapılanın yanlış olduğu ve İslami duyarlılığı olan bir partiye yakışmayacağını ifade edildiğinde “Dini niye karıştırıyorsunuz bu bir siyasettir.” cevabı ile karşılaşılmış ve listelerde herhangi bir düzeltme yapılmaksızın seçimlere gidilmiştir.

Seçimler için seçim bölgem olan Tokat’a gittiğimde üç partiyi destekleyenler tarafından ittifakın büyük bir coşku, sevinç ve heyecanla karşılandığına bizatihi şahit oldum. Bu heyecan, dalga dalga yayılarak üç parti teşkilatınca genel başkanların tek tek Tokat’a gelmelerinin kabul etmeyeceklerini ve birlikte gelmelerini istedikleri yönünde yapılan olumlu tazyik neticesinde üç partinin Genel Başkanları ilk olarak Tokat’ta bir araya gelmişlerdir.

Tokat, ittifak sırasında taleplerinin ne kadar yerinde olduğunu da seçim sonuçları ile göstermiş, yapılan hesaplara göre ancak bir milletvekili çıkarma imkanı varken 85 bin oyla birinci parti olarak her üç partiden de birer milletvekili seçerek meclise yollamıştır. Halkımızda ittifaka teveccüh göstermiş RP 40, MÇP 19 ve IDP 3 milletvekili olmak üzere toplam 62 milletvekili ile temsil şansı yakalanmıştı. Ancak daha sağlıklı bir ittifakın olması halinde en az 150 milletvekili ile temsil edilme imkânı olabilirdi.

İttifaka oy verenlerin seçerek meclise yolladıkları vekillerinden tek istekleri ittifakın genişleyerek devam etmesi olmuştur. Bu toplumsal talep, genel başkanları da tesir altında bırakmış olmalı ki; seçimden sonra ilk yapılan basın toplantısında üç lider, bu ittifakın genişleyerek devam edeceğini ifade etmişlerdir. Ancak toplumsal talep ve üç liderin sözlerine rağmen yerine bu haklı talep yerine getirilememiştir.

62 milletvekili ittifakla seçilmiştik hepimiz ittifak milletvekilleri idik. Aynı zamanda halka hep birlikte söz vermiştik. İttifak nasıl devam edecek? Nasıl genişleyecek? Bu soruların cevabını bulamadık, veremedik. İttifak sanki iltihak gibi anlaşıldı. 4 aydan fazla RP içinde kaldık. Ben şahsen bütün Refah Partisi toplantılarına ve grup toplantılarına katıldım. Ancak bizim varlığımızdan rahatsız olduklarını hissediyordum. Hatta şunları duyduk. “Sırtımızdan milletvekili seçildiler inmiyorlar.”

Ahlakı, ölçüleri, prensipleri olan samimi ve dürüst bir anlaşma olmalı ve bir mutabakat yapılabilmeliydi. Böyle bir milli mutabakata o zaman ihtiyacımız olduğu gibi her zaman ihtiyaç vardır. 
19.2.2021. Ankara. İbrahim KUMAŞ.

Haftaya kaldığımız yerden konumuza devam etmek üzere...

Sağlıkla kalın aziz okuyucularım...
 

Bu yazı 1435 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar