BÜLENT OKUNAKOL

BÜLENT OKUNAKOL


HAYATIMIZA YÖN VEREN DEĞERLER – 17 KİMLERDİ BU GÜZEL İNSANLAR? YENİDEN MİLLİ MÜCADELECİLER

28 Şubat 2021 - 20:15

Saygıdeğer okuyucularım,

Öncelikle; 16 hafta önce başlatmış olduğumuz “Hayatımıza Yön Veren Değerler, Kimlerdi Bu Güzel İnsanlar? Yeniden Milli Mücadeleciler” adlı yazı dizimize göstermiş olduğunuz ilgi ve alakadan dolayı tekrar teşekkür etmek istiyorum. Yazımız yurt içinden ve yurt dışından, “Özellikle Milli Mücadeleciler” yanında “Ülkücü Camia” tarafından da ilgiyle takip edilmekte. Bize ulaşan okuyucularımız yazı dizimizin devamını ısrarla istemekteler. Haftalık bir yayın organı olmamız hasebiyle sütun olarak dar çerçevede kaldığımız muhakkak. Onun için bu dizimizi gazetemizin internet sitesinden haftada 2 gün olmak üzere daha seri bir şekilde devam ettirmek düşüncesindeyiz.

Hatırlayacağınız gibi 1991 yılı üçlü ittifakının hangi zor şartlarda, hangi olağanüstü özverilerde gerçekleştirildiğinden bahsetmeye devam ediyorduk. Şu hususu belirtmeden geçemeyeceğim. Bu ittifak aslında, sadece 3 partinin isteği ile değil, 3 partinin tabanlarının, milletimizin milliyetçi, muhafazakâr kesiminin ısrarlı ve heyecanlı beklentilerine tercüman olan duygu ve fedakarlıklarının bir tezahürü olarak karşımıza çıkıyor. IDP Lideri Aykut EDİBALİ ve kadroları bu ittifakın çok daha uzun yıllar öncesinden her zaman dile getiricisi ve ısrarcısı olurken, MÇP Lideri Alparslan TÜRKEŞ ve Ülkücüler de benzeri ittifaklara açık olduklarını deklare etmişlerdir.

Meclise Refah Partisi bayrağı altında giren MÇP ve IDP’lilerin birliktelikleri maalesef çok kısa sürmüş, özellikle EDİBALİ “İttifakın daha büyük kapsamlı, daha geniş kitlelere ulaşarak gelişerek büyümesini, tüm milliyetçi, muhafazakar ve İslamcı grupları da bünyesine alacak yeni bir hareket ve YENİ BİR PARTİ BAYRAĞI ALTINDA GERÇEKLEŞMESİNİ ısrarla dile getirmiş, TÜRKEŞ’in EDİBALİ’nin hazırlamış olduğu “yeni bir ittifak” uzlaşmasına imza koymasına rağmen Rahmetli ERBAKAN ve Refah Partisi bu protokole imza koymamıştır.



Geçen hafta dönemin IDP Tokat Milletvekili Sayın İbrahim KUMAŞ’ın da belirttiği üzere Refah Partililer ittifak sonu ortaya çıkan tablodan memnun kalmadıklarını ifade ederek, “eğer bir ittifak olacaksa; bu ancak REFAH PARTİSİNE İLTİHAK şeklinde gerçekleşecek bir oluşumla sağlanabilir.” Demişlerdir. Daha sonra MÇP ve IDP’lilerin Refah Partisinden ayrılıp gitmeleri noktasında olumsuz tavır ve söylemlerde bulunulmuştur.  

Nitekim bu gelişmelerden sonra MÇP kanadı 52 günlük bir birliktelikten sonra Refah Partisinden 19 Milletvekili ile istifa edip ayrılmış, daha sonra MÇP olarak MHP’ye katılmışlar, mecliste ayrı bir parti olarak çalışmalarına devam etmişlerdir.

IDP ise her şeye rağmen Refah’ın komisyon çalışmalarına katılmaya devam etmiş ve 4 ay sonra bir basın açıklamasıyla Refah Partisinden ayrıldıklarını kamuoyu ile paylaşmışlar, “ancak bizler inanıyoruz ki çok daha büyük milli ittifak bir gün mutlaka gerçekleşecektir. Tarihin akışı Türkiye ve dünyadaki gelişmeler karşısında bunun bir zaruret olduğu mutlaka görülecektir. Bizler, her türlü zorluğa rağmen ittifak ile ilgili bu çabalarımızı sürdürecek ve bundan asla vazgeçmeyeceğiz. Bu bağlamda ittifakta yer alan tüm unsurlara ittifak için uğraşan tüm vatandaşlarımıza sevgiler, saygılar sunuyoruz. Her üç partinin tabanlarına tüm kardeşlerimize ittifaka gönül veren herkese sesleniyoruz;
UMUDUNUZU YİTİRMEYİN. BUGÜN OLAMAYAN BİRÇOK ŞEY YARIN MUTLAKA OLACAKTIR!...” şeklinde ifadelerle istifalarını duyurmuşlardır.




Türkiye’de 1991 İttifakından önce Aykut Edibali’nin değişik zamanlarda önderlik ettiği ittifak çalışmalarının hikayesini ve üçlü ittifakın sürecini bir kez de IDP Genel Başkanı Aykut EDİBALİ’nin ağzından dinleyelim:

MİLLİ İTTİFAKIN ARKASINDAKİ MİLYONLARIN İSTEĞİ NEDİR? İRADESİ NEDİR?

Islahatçı Demokrasi Partisi’nin eski Genel Başkanı, RP Kayseri Milletvekili Aykut Edibali, RP-MÇP-IDP ittifakının öyküsünü şöyle anlatıyor:

İttifak çalışmalarının tarihi bir hayli eskidir. I960’lı yıllardan beri birlik ve bütünleşme çalışmaları var. Ancak 1991 yılı ittifakının öncüsü sayılabilecek; 1987 “Milli Partiler İttifakı” özlemi ve çalışmaları bir hayli eskidir. Benim katılmadığım, 1960 sonrası arayış ve oluşumları bir tarafa bırakacak olursak, 1970’ten sonra başlayan bütün arayışlarda katkımın bulunduğunu söyleyebilirim. Sayın Bölükbaşı, Sayın Bozbeyli, Yılanlıoğlu, Türkeş ve Erbakan’ın katıldığı çalışmaları “70 öncesi çalışmalar’’ diye isimlendirebiliriz.

1987 Fazilet Misakı ve Milli Partiler İttifakı çalışmaları, IDP’nin kuruluşunun hemen ardından başlamıştır. Şöyle ki, partimizin genel kongresinden sonra değerli dostum, MÇP eski Genel Başkanı Sayın İsmail Hakkı Yılanlıoğlu ile yaptığımız bütünleşme müzakereleri. Sayın Yılanlıoğlu’nun çok ani bir şekilde parti genel başkanlığından bir emrivaki sonucu ayrılmasıyla, sonuçlanmadan bitmişti.

Sayın Koç’un MÇP Genel Başkanı ve Sayın Tekdal’ın RP Genel Başkanı olarak bulunduğu 1985 yılında, iki eski genel başkana, ittifak önerimizi götürdüm. Koordinatif işbirliği diye isimlendirdiğim öneriler paketini Sayın Koç ve arkadaşları ile müzakere ettik. Sayın Tekdal ve arkadaşları ise müzakere için müsait görünmediler. Ve ittifak önerimize bir cevap alamadık. Bu ikinci teşebbüsümüzde müspet sonuç alamayışımız, teknik hatalarımız yanında, muhataplarımızın olaya bir ittifak olarak değil, ama bir iltihak olarak anılmaya müsait ruh hali etki etmiştir sanıyorum.



1985 ve 86 yıllarında yaptığımız bu ittifak teşebbüsünden sonra, 87 yılını ve MÇP’nin başına Sayın Doğru’nun gelmesini beklemek gerekmiştir. Sayın Doğru’nun, genel başkanlıktan sonra amacının sağı bütünleştirmek olduğu ifade edilince, kendisine yukarıda anılan, tarafımızdan hazırlanmış “Fazilet Sözleşmesi”ni sunduk. Böylece sağda ciddi, tutarlı bir entegrasyonun temelini belirleyelim, çatısını kuralım istedik.

Önerilerimiz kabul edilince, kısa sürede. Fazilet Misakı (Milli Partileri İttifakı) Sözleşmesi imzalandı, neşir ve ilan edildi. Bütün milli partilere açık bir sözleşme niteliğindeki bu kollektif sözleşme. Sayın Doğru ve şahsım tarafından imza altına alınmasına rağmen o zaman RP’nin başında bulunan Sayın Tekdal tarafından imzalanmadı. Ve bu ittifak eleştirildi. Sayın Tekdal’ın o zaman ifade ettiği görüşleri şu safhada belirtmekte yarar görmüyorum. Ancak böylesi bir tepkinin muhafazakâr camiada hiç de hoş karşılanmadığını hatırlıyorum. Üç lider tarafından kurulması beklenen ittifak iki liderin sorumluluğu altında bir süre yürüdü, ancak o yaz başlayan referandum sözleşmesini sunduk. Böylece sağda ciddi, tutarlı bir entegrasyonun temellerini belirleyelim, çatısını kuralım istedik. Çalışmaları ile sayın liderlerin partilerinin başlarına dönmesi ve Sayın Doğru’nun çok ani olarak MÇP Genel Başkanlığından alınması, kurulan 87 ittifakının yürütülmesini imkânsız kıldı.

Mahalli seçimlerde de ittifakı yaşatmak mümkün olamadı. Bu bir umudun yeşermesi idi. 87’den zamanımıza kadar gönüllerde büyüdü, tomurcuklandı. Geçirdiğimiz genel seçimler ve mahalli seçimler, Türk demokrasisinin çarpıklığını, sağlıksızlığını gösterdi. İttifakı, aklın zarureti, vicdanın emri haline getirdi. Nihayet 1991 ara seçimlerinde yeniden uyandı.


Üç lider arasında başlayan görüşmeler, varılan sonuçlar halkın umudunu, bekleyişini ve heyecanını arttırdı.

Siyasi Partiler Kanunu ve ilgili mevzuat, haksız ve gereksiz bazı yasaklar getirmiş, bu yasaklara göre seçim ittifakı yapamazsınız, bir partiyi seçimde destekleyemezsiniz. Bu yasakların elbette anlamı yok, ama hâlâ yaşıyor. Bir an önce kaldırılmaları gerekli.

Parçalanan oyların bir yerde toplanması gerekliydi. Ben ve Sayın Türkeş partilerimizden istifa ederek, RP’den aday olduk... Büyük muhafazakâr halk kitlelerinin siyasal umudunun gerçekleşmesi ve halkın siyasete ağırlık koyması mümkün olabildi. Üç liderin birlikte halkın karşısına çıkması, halkın umut ve heyecanının odağı oldu. Her il ve ilçe bu manzarayı görmek istedi. Sembolik olarak bir birlik ve ittifak gerçekleşti. Kurucusu millet oldu. Halk oldu. Millet ittifakı, hiçbir ayrım gözetmeksizin Meclis’e gönderdi. Bir uzlaşma, sözleşme olarak, özlediği birliğin gerçekleştirimi saydı. Parçalanmaya karşı olduğunu gösterdi. Taban birleştirdi. Demokratik, haklı, meşru bir sözleşmeye, milyonlarca insan imza koydu oylarıyla. Üç partiyi ve toplamını aşan bir büyük topluluk, irade ve amaç onayı çıktı.

Artık eski kalıplarla, eski anlayışlarla, bu büyük ittifakı temsil etmek mümkün olmaz. Yepyeni bir oluşum karşısındayız. Bu bütünleşmeye uygun çözümler getirmeliyiz. Bu bütünleşme, kaynaşma iradesinin önünde kimsenin duramayacağına, milletin uzlaşmayı en geçerli formüller altında bulacağına inanıyorum. Yeni siyasal çözümler ve formüller gerekli.

Milli ittifakın arkasındaki milyonların isteği nedir? İradesi nedir?

Bu isteğe uygun çözümler, bizce şöyle özetlenebilir:
Milli güçlerin özelliklerini koruyan, gelişme isteklerini karşılayan, hürriyetçi, yerli, bilime açık, halkın özlemlerine cevap verici bir siyasal yapı, milli ittifakın bütün renk ve tonlarını barındıran bir siyasal yapı. Bu yapıyı oluşturmak için, hüsnü-niyet bulunduktan sonra, bugünden daha müsait gün yok. Yarım bıraktığımız işi tamamlayalım. Yeni bir protokolle, ittifakın kurumlaşması ve gelişmesi dönemini açmamız gerekiyor. Sayın Türkeş’le üç gün önce imza ettiğimiz yeni protokolün. Sayın Erbakan tarafından imzalanması ile ittifakın güçlenme dönemi açılabilir inancındayım.” Şeklindeki ifadeleriyle ittifaklar ile ilgili düşüncelerini dile getirmiştir.


Saygıdeğer okuyucularım Türk Siyasal hayatının en önemli gelişmelerinden olan “1991 RP-MÇP-IDP arasında yapılan seçim ittifakının öncesi, ittifak çalışmaları ve sonuçlarını ele aldığımız bölümümüzü bu haftaki yazımızla sonlandırıyoruz. Elbette eksiklerimiz, hatalarımız olabilir. Ama özetle ulaşabildiğimiz kaynakları, belge ve bilgileri sizlerle paylaşmaya gayret ettik. Özellikle döneme tanıklık eden önemli şahsiyetlerin görüşlerine yer verdik. 

Daha sonraki yıllarda merhum, şehit Muhsin YAZICIOĞLU’nun kurmuş olduğu “Büyük Birlik Partisi ile Millet Partisi arasında gerçekleşen bir takım “ittifak çalışmaları” olsa da bu çalışmalardan bir netice alınamamış, uzun soluklu olmamıştır.    

Önümüzdeki hafta yazımızda 1991 yılındaki ittifakta Burdur 3. Sıra Milletvekili adayı olan, Millet Partisi MYKY üyeliği yapmış, daha sonraki 2008-2012 yılları arasında “Anadolu Eğitim, Kültür ve Bilim Vakfı” başkanlığı yapmış, günümüzde ise aynı vakfın “Genel Müdürlüğü”nü yürütmekte olan; Milli Mücadele kadrolarından Sayın Ali AY’ın, “Milli Mücadele Hareketi” ile ilgili genel bir değerlendirmesine yer vereceğiz.

Sağlıcakla kalın,
Rabbim’ize emanet olun saygıdeğer okuyucularım.     

Bu yazı 571 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar