İSMAİL YAĞCI

İSMAİL YAĞCI


ADAM OLMAK

21 Aralık 2015 - 09:44

           Sevgili okurlarım; bu haftaki  yazıma Mevlana'nın güzel ve özlü bir sözüyle başlamak istiyorum."Ne elbiseler gördüm içinde adam yok, ne adamlar gördüm sırtında elbise yok." 
İnsanoğlu'nun tutarsızlığından ve günümüzde meydana getirdiği çelişkilerden sıkılıp, umutsuz anlarımın güzel sözleri diye bir liste oluşturmak istesem, bu sözü birinci sıraya yazarım…
              Adam olmak gerçekten de zor. Kişileri adam etmek; topluma faydalı bireyler yetiştirmek için, günümüzde bir sürü okullar,üniversiteler açılmış, TV kanalları,gazeteler çoğalmış ama bakıyoruz ki, gittikçe  toplumsal sorunlar, saygısızlıklar, tahammülsüzlükler, 
ve aile içi şiddet artmış.Yardımlaşma ve dayanışma ise, yok denecek kadar azalmış. Bu nedenle, doğru ve dürüst adam gibi insanı, mumla arar olmuşuz.Onun için, günümüzde adam gibi adam çok az ve zor yetişiyor
           "Çarşaf gibi diplomam var" diyerek, ortalıkta dolaşan, doğruluktan ve kültürden nasibini almamış, adam olamayan bu insan müsveddeleri, toplumumuzun yüz karası.
Okumak cehli giderir, eşeklik bakidir" diye boşuna söylenmemiştir.
            İşte;sonradan görme bu diplomalı  görgüsüzler, yumurtadan çıkmış fakat kabuğunu beğenmiyorlar
            Ülkesine faydalı olmayan, doğup büyüdükleri kente ve memleketine hizmet getirmeyen, hemşerilerine sahip çıkmayan, kendinden aşağı ve zayıf olan insanlara iyi davranmayan kişi, adam değildir.
              Aşağıda ki fıkrayı çoğunuz bilir ama,yeri geldiği için ben yine de anlatacağım.
Vaktiyle, dar gelirli köylü bir ailenin oldukça yaramaz bir oğlu varmış. Aile, oğullarının iyi yetişmesi için her türlü çabayı harcamış. Baba, çocukluğunda ve gençliğinde ona birçok öğütler vererek yol göstermiş. Fakat çocuk, babanın bu öğütlerini bir türlü dinlememiş. Günün birinde de aile ocağını bırakıp kaçmış.
    Bu hayırsız evlat, türlü sahtekârlıklar, madrabazlıklar ve yağcılık yaparak, nüfus sahibi insanlara sokulmalarla, günün birinde her nasılsa o devrin başbakanlığı gibi bir mevki olan Sadrazamlığa kadar yükselmiş. Sadrazam olunca da, köydeki babasını huzuruna getirmeleri için, askerlere emir vermiş.Zavallı köylü, "Seni Sadrazam istiyor" dedikleri zaman şaşırmış kalmış. Kendisiyle sadrazamın ne ilgisi olabileceğine bir türlü aklını erdirememiş. Nihayet emri yerine getirmek için, ihtiyar köylüyü palas pandaras Sadrazamın huzuruna getirmişlerZavallı ihtiyar bir de ne görsün? Sadrazam makamında oturan kendi oğlu… Babasına, değil ayağa kalkıp elini öpmek, hoş geldin bile demeden; 
 -"Baba, sen bana adam olamazsın, adam olamazsın deyip dururdun. Bak işte devletin en yüksek makamına kadar çıktım ve Sadrazam oldum. Hazinem altın dolu" deyince, Kendisini; köyünden kaldırıp ayağına kadar getiren ve içeri girdiği zaman, yerinden bile kalkmayan oğluna; -"Oğul, ben sana vezir olamazsın, paşa olamazsın, zengin olamazsın, demedim; adam olamazsın dedim!" demiş ve köyüne dönmüş. 
     Adam olmak kolay değilAdam dediğin konuşacağı yerde susup, susacağı yerde konuşmayacak. Az ama öz konuşacak. Sözünü sohbetini dinletecek. Sesindeki tınısından ayırt edebileceksin sevincini, kederini.
    Kendine özgü bir duruşu olacak adam dediğinin. Örneğin merhametle şecaatin, sadakatle ihanetin, cehaletle nedametin ayrımına varabilecek. Söyledikleriyle yaptıkları çelişmeyecek. 
    Doğal olacak adam dediğin. İşine geldiği gibi davranmayacak. Özü neyse sözü de o olacak. Kırk yerinden eğip bükmeyecek lafı. Söylemeden önce ölçüp biçecek, söylediğinde de sözünün arkasında durmayı bilecek. 
    Adam dediğinde izzet- i nefis olacak. Midesi değil, yüreği geniş olacak. Kadını önce ana bilecek. Kızına da oğlu kadar evlat diyebilecek. Bacım dediğine meyil etmeyecek. Yar dediğini sahiplenecek. Duracağı yeri de,durduracağı yeri de bilecek. Öyle kazanında her şey kaynamayacak.  
    Sevmeyi bilecek adam dediğin. Aşkın belden aşağıda değil sol yanında olduğunun farkında olacak. Ruhundaki tek korku; sevdiğini incitmek, kaybetmek olacak. Yar yâdına düşende, yaprak gibi titreyecek. Adam dediğin haysiyetli olacak. ''Ben erkeğim yaparım! '', demeyecek. Namusun bacak arasında değil; yürekle beyin arasındaki o devasa arena da olduğunu bilecek. Sapla samanı karıştırmayacak. Yürekte başka, parmakta başka yüzük taşımayacak. 
    Bir gönüle; iki Leyla sığdırmaya kalkacak kadar aptal olmayacak.
    Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az…

Bu yazı 24123defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum