MEHMET ÇELİK (EYİSİ)

MEHMET ÇELİK (EYİSİ)

MİSAFİR KALEM

DİNLEMEK ve DİNLETMEK

14 Ocak 2020 - 11:27

    EYİSİ

    Eyisi amca, 1942 yılı Denizli - Çameli’nde büyüğü 4 kızdan sonra doğmuş ve ana - babaları çok sevinmişler “ İyi olacak bu çocuk” derken Eyisi kalmış adı. Asıl adı Mehmet ÇELİK’tir. 1957 yılı ilkokul mezunudur. 5 çocuğu vardır. 2005'te eşini kaybetmiş. Gölhisar’ın Kargalı Köyünde baba ocağı evinde tek başına yaşayan 75 yaşlarında mütevazi bir amcadır. Yazdığı: Baba Ocağı ve Bizim Kargalılar adlarında iki kitabı okurlarıyla buluşmaktadır. Bundan sonra makalelerini okuyacaksınız.  

    Sevgili canlar güzel insanlar ve okuyanlarım hepiniz birer "Değer"siniz bizim için. Yakınlarımızdakilerle selamlaşıyoruz, dertlerimizi sıkıntılarımızı paylaşıyoruz. Sohbetlere gelince; nedir bilinmez! Konuşanın sözünü bitirmeden dinleyeceğimiz yerde, içimizden bir dürtü haydi sen de konuş sesiyle sabırsızca giriveriyoruz araya. 
    
    Konuşan da iddia ile sözlerine devam ediyor, sözümü bitirmedim daha demeyi bile gerek görmüyor. Zaman zaman aynı şeyi o da yapıyor. İkisi de konuşuyor, kimse kimseyi dinlemiyor. Kültür müdür, dert midir bilinmez oldu. Arap dünyasındaki arapların konuşurken her saniyede vallah vallah deyişleri geliyor aklıma. Ne yazık ki içindeyiz, yaşıyoruz bu olumsuzlukları.
    
    Konuşan kişiyi iyice dinlemeliyiz. Konuşulan KONU'da farklı düşündüğümüz veya yersiz bulduğumuz kısımları aklımızda tutup, sabırla dinleyip o kısımları nezaketlice düşündüklerimizi söylemeliyiz sonunda. Kabul eder etmez onun işi, çok da dikte edilmemeli, konuşurken de ses tonumuzu iyi ayarlamalıyız. Mimikler bile önemlidir. Yoksa curcunayı kendimiz başlatmış oluruz. Eğer ilk konuşan kişi konuları değiştirerek konuşuyorsa uyarmalıyız konumuz şu idi diye. Dikkat edilmez ise, bir arada olan bu insanlarımız az da olsa kalplerimiz kırık başlarız önümüzdeki günlere.
    
    Konuşmalar, insan sayısına göre nitelik taşır. İki kişi arasındaki konuşmada hatalar düzeltilebilir ben öyle demek istemedim gibi, bazen de şakalar bile girer devreye. Dinleyenlerin sayısı fazlaysa tabi ki nezaket ve üslup çerçevesinde konuşur konuşmacı.
    
    Büyük kalabalık topluma (kitleye) hitap eden konuşmacı: İlk girişi Canlar, Dostlar diyerek samimiyeti uzatmadan konunun önemine geçilmelidir. Konuşacağını da, önceden son noktasına kadar beyninde özümlemelidir. 
    
    Çok örnek vermek dinleyenleri sıkıyor. Çok da kolay değil kitlenin bir ağırlığı, saygınlığı olur konuşmacının üstünde. Saygılarımla.

Bu yazı 264 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum