MEHMET ÇELİK (EYİSİ)

MEHMET ÇELİK (EYİSİ)

MİSAFİR KALEM

HER ŞEY BAŞLANGIÇTA GÜZEL

17 Mart 2020 - 18:25

          Mahalleliler, Kiracısın. Evimizi değiştirelim dersiniz. Başlarsınız ev aramaya. Akşam eve dönünce, "hanım bir ev buldum bir görelim beğeneceksin" diyerek sevincini gizleyemez o gün uyuyamazsın. Vardığınızda, kaçırmayalım düşüncesiyle hemen temizliğe ve boyaya koyulursunuz. Şura çocukların odası, bak salon da geniş, balkonda çay içmeye doyulur mu denir. "Aaaa… Adam şu boşluğa maydanoz nane de serpiştiririm taze taze koparırım". Çocuklar da koridorda öte beri koşuştururlar.
          Baba akşam işten dönünce, pencere camı kırık, ana üzgün. "Ansızın bir taş cam içeri dökülüverdi, baktım bir oğlan çocuğu kaçtı gitti, uzun saçlı bir şey". Ararlar bulurlar. Rahmi'nin oğlu. Duyanlar herkes ayakta seyrediyorlar. "Yeni komşuya da hoş geliş etti Rahmi'nin yaramazı" diyorlar birbirlerine mahalleliler. "Komşu, ben yeni taşındım mahallenize, oğlunuz bizim evin camını kırmış". Karşısında dikilmiş göbekli, haftalardır traş olmamış, pantolonu düşük birisi sigarası ağzında. "Demek sende uydun değil mi bu mahallenin garezcilerine. Seninle uğraşamam çekil git üstümden akşam akşam. Benim oğlum cam filan kırmaz".
          Kış mevsimi, eve dönerler. Cama naylon gererler. Uyku yok o gece. İç geçirir adam, eski komşumu boş yere kırdım gidip özür dilemeli bari. Ana da eski komşuları Esma'yı, Hatice'yi ve sevimli yaramaz çocukları anımsadı, özledi.
          Şoför İlyas dün gece yarısı kullandığı VOLVO kamyonu park etmişti evinin önüne bir haftalık aradan sonra. 5 yaşındaki kızı Gülfidan çığlık atıyordu babam geldi diye sevincinden. Ertesi gün ikindi, traş olup banyodan sonra yeni gömleği sırtında kahveye gelip komşusu Mahmut'un yanına oturdu şoför İlyas. Günlerden pazardı.
          Mahmut, "İlyas be, seninle bir kenara gidip de şöyle uzun uzun konuşamadık, belki de neşelenirdik biraz. Güya komşuyuz. Ne olacak böyle iş iş derken, bir gün belli mi olur ansızın nalları dikiveririz birimiz. Vallahi eller oturur yerimize. Gerçi yenecek malımız da yok ya". İlyas arkadaşının ne demek istediğini anlayamadı. Laf olsun diye, "para mı artıyor ele güne muhtaç olmayalım diye didinip duruyoruz işte" dedi. Mahmut İlyas'a, "kalk şöyle gezelim biraz hava alırız". Kalktılar yürüdüler çarşıda, birer sigara yaktılar aynı paketten. Şehrin kenarındaki önü asmalı kahvenin uç masasına oturdular.
          "Eee… Anlat bakalım İlyas, nereleri gezdin dolaştın Anadolu'nun? Bizler hanımının dizinin dibinden ayrılamıyoruz. Dükkandan eve, evden dükkana git gel günler böyle geçiyor biliyorsun".
          Mahmut'un sanayide "Oto döşeme" dükkanı vardı. Döşemeciydi. Bir galfası 2 çırağı çalışıyordu dükkanında. 
          İlyas, "Komşu benimki çekilecek dert değil, elin işi ekmek parası, haftalarca ailenden ayrısın onca yol, kirlenirsin banyo yapamazsın günlerce. Kendi kamyonun olsa bir başka, belki yüzün güler biraz".
    İş ortaklığı,
          Komşu, benim biraz birikmişim var. Beraber yeni bir sıfır kamyon alalım, sen bu işi iyi biliyorsun öder gideriz. Olmaz mı? İlyas, "Mahmut bu işin şakası olmaz! Sıfır kamyonun fiyatı şimdi trilyona varıyor. Maskara oluruz sonra". Böyle dedi ya şoför İlyas'ın heyecanı yüzüne yansıdı.
          Önce elindeki kamyonu patronuna teslim etti. İkisi de İstanbul'a gittiler, önünden peşinatını verip bir sürü senet imzaladılar. Gelirken Eskişehir'de yeni kasasını koydurdular üstüne. 12 tekerlekli kırmızı "Mercedes" kamyonla gelip sokaklarına durdular. Önce Mahmut indi aşağı elini siper ederek, balkonlara bakmaya başladı. İlyas da kornayı uzun uzun çaldı. Eşleri de balkondan olup bitenleri seyrediyorlardı, ortak kamyon alacaklarından haberleri yoktu. İlyas indi amblemi olan yıldızını öptü ve panjurunu eliyle sıvazladı. Neredeyse ağlayacaktı sevincinden.
          Ertesi gün ikisi de gittiler hayvan pazarından bir koç satın alıp geldiler, uğur kurbanı kestiler ve kurban kanından tekerleklere sürdüler. Çocuklar da etrafında dolanıyorlardı. Bazıları içine bindiler.
          Kamyona ilk İzmir'e kasalanmış KİRAZ yüklediler, üstüne çadırını örttüler. Mahmut da yanındaydı, şoför İlyas ayağının ucunu basıyordu gaz pedalına. İzmir'den İstanbul'a yük sardılar bu sefer. İstanbul'daki ambarcı İlyas'ı tanıyordu. "Kaptan, seni Trabzon'a yollayacağım kamyonun Karadeniz yollarına alışsın" dedi. Karadeniz yolları sıkışık ve virajlıydı. Mahmut, "İlyas, bu arabaya Konya yolları olmalı şöyle bastıracaksın" Bir hafta içinde oradan oraya yük sardılar. Evlerine döndüler sonunda. Oturdular paralarını saydılar kamyonun ilk taksidi çıkmıştı. İlyas doğruldu Mahmut'a sarıldı. "Kardeş sayende el uşaklığından kurtuldum" dedi.
          Mahmut, ben dükkana bakayım başlarında olmazsam bu çıraklar iş yapmazlar diyerek sanayiye gitti. Mahmut'la İlyas iki ortak mutlu ve sevinçle ahenk içinde çalışıyorlardı. İlyas o tükenmez yolları kat ederken ara sıra ortağını arıyor bilgileniyordu. Kamyonun 6 taksidini ödediler iki taksitlik paraları vardı geride.
          Mahmut'un hanımı hiç yokluk görmemiş yaş olarak da İlyas'ın eşinden büyüktü ve kibirli birisiydi. İlyas gile gelip gitmediği gibi, gördüğü yerde selamı da esirgiyordu. Mahallenin kadınlarına, sayemizde kamyon ortağı oldular, eğer biz olmasaydık sürünüp duracaklardı şoför maaşıyla diyordu.
          İlyas'ın eşini gören kadınlar da "kız bacım"  döşemecinin gök görmedik karısı, mahallenin kadınlarına, sizin için söylemediği kalmamış. Sizi güya onlar besliyorlarmış. Kolumdaki bileziklerimin hepsini o kamyona yatırdım diyor.
          Bir gün yoldan yorgun uykusuz geldi İlyas. Kapıda karşıladı kızı Gülfidan, doyasıya öptü babası. Çocuk koştu gitti anasına, koşarak geri geldi, "anam çok ağladı baba". Başını kaldırdı gözleri kızarmıştı. Ne oldu kız? Anladı şoför İlyas. Sabah yine geçti direksiyona, yük sardı şehirden şehirlere kilometreleri tüketti ama, dalgındı kaza yaparım diye ödü kopuyordu. Geldi evine. Mahmut'la buluştular. "Komşu; tükenmez çok hayaller kurmuştum, Dünyam değişecek diyordum, her sevincin sonu böyle hüsran mı oluyor bilmem" dedi İlyas. 
    Mahmut da "ortak, yıllarımı tükettim boş yere bu soysuz gök görmedikle! Haklısın" dedi. Galeride kırmızı MERCEDES kamyonun camında "SATILIK" yazıyordu. Saygılarımla.

Bu yazı 165 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum