MEHMET ÇELİK (EYİSİ)

MEHMET ÇELİK (EYİSİ)

MİSAFİR KALEM

KARGALAR YOK

27 Ocak 2020 - 18:03

    Köyümüz: Burdur'un Gölhisar ilçesine bağlı, Kargalı köyüdür. Arkasında, yeşil ormanıyla Koçaş dağının vadisine kurulmuş 90 haneli bu köyün tarlaları, aşağıda göle kadar geniş ovada yer almaktadır. Çöğür ağaçların başlarından uçuşan karga kuş sürüleri diğer ağaçların başlarına konarlardı. Nedense bu köyde kargalar çok olduğundan "Kargalı köyü" olmuş köyümüzün adı.
        1950-1970'lere kadar tarlalarımızın az kısmına, Yağpınarı su gözeneğinden faydalanılarak pancar ve mısır ekilirdi. Diğer çoğu tarlalara da arpa, buğday (kuru mahsül) ekilirdi. Ağustos aylarında kuru mahsüller biçilince, sığırtmaç çobanı sığırları anızlara yaylıma sürer, çöğür ağacının gölgesinden gözetler akşam üzeri toparlar getirir, köyün ortasına koyuverirdi sığırlarımızı.
        Köylüler çift sürerken sabanıyla, azık torbasını dönüm başına koyar çiftini sürerken yaramaz bir karganın biri konar azık torbasını alır uçar giderdi. Eve dönen adam "hanım çok acıktım" deyince, "herif azığını neyledin?" karga aldı uçtu gitti denirdi. O yaramaz kargalar yok şimdi. Arar olduk. Dağa oduna giderken çalılar arasında yavrularıyla keklikleri ve tavşanları görüyorduk. Bahar mevsimleri sabahları kekliklerin ötüşünü evlerimizden duyardık. O kuşlar ve canlılar yok oldu.
        1970'lerden sonra tarlalarımıza susuz anason, çörekotu, haşhaş ekmeye başladık. Otları çapalanıyordu. Bu arada ziraat uzmanları belirdi ortalıkta. Yabancı otların imhası bahanesiyle bizlere zehir satıyorlardı, alınteri paramızla. Biz erkekler ot yolacağımız yerde kahvede taş oynamaya başladık. Kadınlarımız da evlerde çay içerek dedikodu yapıyorlardı birbirleriyle.
        Eskiden o yıllar güz günleri, tarlalardaki yabani armutları çırpar getirir bir çuvala koyar ağzını bağlar, iki hafta sonra erdi mi döker önümüze komşularla çor çocuk yerdik. Bilinçsizce bizler, o çöğür ağaçlarını kestik yaktık odun yerine kökünü kazdık. Ovada gölgesinde oturacağımız az sayıda dikili ağaç kaldı.
        Ürünlerimize yardımcı olduğunu sandığımız o zehirler, önce canlıları ve çevreyi öldürdü. O kravatlı uzmanlarda seyirci kalıyorlar bir şey demiyorlardı.
        Şimdi 2015'lerde, köy kenarında yüksek bir tepeye çıkıp baktığında Gölhisar ovasına, deniz gibi bembeyaz naylon SERALAR kurulduğu görülür. Kara topraklar görünmez oldu. Içlerinde zehirli sebzeler yetiştiriliyor. Ekilen ürünlere destek vereceğiz diyen bir yetkili de yok sanırım. İhracaat garantisi olmadığı için çiftciler yer yer eylem yapıyorlar, ilgilenen kimseyi bulamıyorlar karşılarında.
        Bir zamanlar, Avrupa'da "veba" salgınından yığınlarca insanlar ölmüşler. Onun gibi, zehirli sebzeleri yiye yiye ölür gidermiyiz bilmem. 1985-2015 yılları arasında köyümüzden 14 kişiyi kaybettik, kanser hastalığından. Saygılarımla.

Bu yazı 289 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum