MEHMET ÇELİK (EYİSİ)

MEHMET ÇELİK (EYİSİ)

MİSAFİR KALEM

PARAMPARÇA

17 Şubat 2020 - 10:23

          Uzanırsın masanın üzerindeki çiçek vazosuna çiçek koyacaksın, elinden düşer paramparça olur, tüh be dersiniz. Ortalık cam kırığı, temizlemek kalır sana. Temizlerken eline bir de cam kırığı batar canın acır.
         
     Çalışırken terlersin gözündeki gözlük buharlanır, görmen engellenir çıkarır sileyim derken, elinden düşer camı kırılır. Al sana iş. Durup dururken şehre gideceksin göz doktoruna çıkıp gözlüğünü değiştireceksin.
    
    Paran var, almışsın yeni veya temiz bir otomobil. Dünyalara değer, çok sevdiğin bir oğlun var, yeni ehliyet almış. "Baba ver kontağı arabayla biraz dolaşayım" dedi. Kıramadın. Allah vermeye az sonra kaza yapmış, haber geldi. Apar topar vardın, oğlunu çıkarmışlar içinden dikeliyor.  Elinle dokundun, "baba bir şeyim yok". Bir de döndün baktın, sanki buruşturulmuş teneke Coca Cola kutusuna benziyor otomobil. Mal canın yongası derler. O kadar para verip almışsın için yanıyor ama çocuğunun kurtulduğuna da seviniyorsun bir yandan. Böyle durumlarda üzüntüyle sevinci bir arada yaşıyor insan. Bu gibi "olaylara" görünmez kaza denir. Ne yazık ki yaşıyoruz.

        Parçalanmak…
          Aileden sivri zekâlı birisi çıkar, "sıkıldım bu iş bilmezlerden, aralarında yaşamaktan, ne söz dinlerler, ne de iş yaparlar" diyerek kendi kendine böbürlenir durur. Bu söylemi, aile içinde ve çevrede hoyratça tekrarlar durur. Hele de biraz mürekkep yaladıysa! Ailedeki üyelerin  birinin alın teriyle. Tadından yenmiyor işin. Hani bir söz var ya babanın oğluna söylediği, "Oğlum ben sana Paşa olamazsın demedim, adam olamazsın dedim". O sözler geliyor insanın aklına. 
          Bu tür insanlar, aynı semtte olsalar bile ailesinden biraz uzakta yaşamak isterler. Kendini farklı sanıyor, gözü daima dışarıdadır. Güya başka insanların arasında popüler olacağını sanıyor. Kendi ailesi aleyhinde konuşurken, karşısındakinin "insan olsan kendini ailene kabul ettirirsin" dediğini duymazdan gelir. Bu insan, ailesinden uzakta memur veya sigortalı belli başlı bir işte çalışıyorsa, yıllık izinlerinde kasıntılı olarak soyut şekilde, döner gider. Emekli olunca da başka yerlere yerleşir. İleride, havai fişek gibi parçalanır gider. Kestane kabuğundan çıkınca, kabuğunu beğenmezmiş.
          Günümüzde İnsanlarımız, sivil toplum örgütlenmelerinden uzaklaştırıldı. Gerekli olan! Balıkçılar, avcılar, berberler, kasaplar, nakliyeciler, aklına gelebilecek bütün sınıfların dernekleri olmalı. Olmalı ya, içi doldurulup özümlenmeli göstermelik olmamalı. Oralarda yardımlaşma ve bütün güzellikler yaşanmalı. Bebelerimizin gözleri orada açılmalıdır. 
          İşte "Aile" de parçalanmak değil, bir örgütlenme işidir. Aileni yüz üstü bırak, haydi sivri zekâlı gideceğin yere git de başın bala batsın.
          Saygılarımla. 

Bu yazı 226defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum