OSMAN AKKOÇ

OSMAN AKKOÇ


ELİN EKMEĞİ KANLIDIR

09 Haziran 2020 - 11:59

    Sevgili okurlarım; 
    Her hafta yazdığım gibi bu haftada son defa yazıyorum. Derler ki "yahu Osman bu deyimler ülke çapında var. Sen bunu yöremize mal ediyorsun. 
    "Ben yöremize ait olanları en başında bildiriyorum. Hiç bir kimse bu deyimlerin yöresine ait olduğunu kanıtlayamaz. Fakat öyle yöresel deyimler var ki isim olarak, yer olarak deyimlerde geçmekte olan deyimler o yöreye aittir. 
    Genelde konuşulan deyimlerin her yörede deyime uygun bir olay olduğunda bu deyimlerin hikayesine başvurulmuş o deyimin o olaya ait olduğu ortaya atılmıştır. Anlatmış olduğum deyimler ve hikayelerle çoğunluğuna yakını bu yörede geçtiğini tahmin ediyorum. Çok az kişi benim bu deyimlerimin hikayesini uydurduğumu söylerken, çoğunluğuna yakın okurlarımız harika olarak nitelendirmekte ve devamlı zevkle okuduklarını bildirmektedirler. 
    Her iki eleştiride benim çalışmama haz vermektedir. Şimdiki deyimimiz yöremizde başkalarının işlerinin zor olduğunu, kendi işin gibi olmadığını belirtmek için kullanılmaktadır. Bu deyimin bir kaç benzeri var. Bunlarla sizin başınızı ağrıtmak istemiyorum. 
    Şöyle biraz gerilere gidelim. Yöremizde 50 yıl öncesine kadar iş sahası çok az olmasından bir çok ilçe ve köyümüzün insanı gurbete gidip mevsimlik işlerde çalışarak kış aylarının rızkını çıkarmaktaydı. 
    Şimdi bu iş çok aza inmiş hatta bitmiştir. Ülkemizde olduğu gibi gerek Ramazan Bayramında olduğu kadar bilhassa Kurban Bayramının birinci günü kurban kesilince aile efradı toplanır kesilen kurbanın etinden türlü yiyecekler yapılarak yenir, fakirlere dağıtılır. Sizinde hatırladığınız gibi camilerimizde bayramın birinci günü sabahı mahalle ve köy halkı bayram namazından sonra herkes evinden birisini üzerinde çeşitli yemekler getirir yenirdi. Ama bu gelenek kalktı. Benim bildiğim kadarıyla bunun anlamı kul hakkı yada dargın kişilerin bir yerde oturup barıştırılması anlamına geldiğidir.
    Yöremizde toprak ağaları dahil bir çok kişi yanında amele tutma yada hizmetkar çalıştırmaktaydı. Bu kişiler işveren kişilerin yanında yemek yiyemez, onların  yediği yemeklerden içini geçirir, gönlü kırılırdı. 
    Şimdi sizlere anlatacağım " Elin ekmeği kanlıdır." deyimimizin hikayesini duyduğum kadarıyla anlatmaya çalışacağım. 
    Bir fabrikanın oluşu, o yöre insanının gururu, sevincidir. Hele yetiştirdiği ürününün işleneceğini bilirse, pazarlayacağını bilirse, onun hayatta en büyük sevinci olduğuna kaniyim. Ama fabrikalar aynı yerlere toplanmış, hem iş, hem işçilik yönünden, çeşitli zorluklar yaşanmıştır. Köylerden kentlere büyük göçlerin nedeni de budur sanırım. Fabrikaların olmayışı, bazı kişilerin, zorunlu olarak bazı kişilerin eline düşmesi sonucun bu deyimimizin en büyük nedeni olmuştur. 
     1976 yılında ilçemizin önde gelen, sevilen, sayılan eşraflarından birisi olan İbrahim Erkaptan amcamızın anlattıklarını şöyle bir kulak verelim.
    "..... ağanın iki tane hizmetkarı vardır. Ağa hizmetkarlarını kurban kesilmekteyken yardım etmesi için çağırır. Ağanın yanında bir kaç ağa daha vardır. Kurbanın etini onlarında yemesi için çağırır. Zaten bunlar akrabadırlar. Evin önünde kurban kesilmiş ekmekler konmuş etler pişmişken yığılı olan buğday ekmekleri yıkılarak kesilen kurbanların kanlarının içine düşer. Yanındaki hizmetkarların görmemesi için ağalar ellerinden geleni yapar, ekmeklerin üstünü silerek kendileri yemez, ekmekleri hizmetkarlara fark ettirmeden yedirirler. Her nasılsa bu olay ağaların birisi tarafından bir toplumda dile getirilir ve  o toplumda ki insanlar çeşitli yerlerde konuşarak , elin ekmeği kanlıdır deyimini bu güne kadar taşırlar. " 
    Konunun ikinci bir anlatılışı ise şöyledir: 
    Bu deyimimizin ikinci hikayesini ise rahmetli ekmekçi Kamil Özer şöyle anlatmıştır. "Yine aynı ... ağanın sahip olduğu toprakta çalıştırdığı yirmi beş - otuza yakın hizmetkarı vardır. Ağa 6-7 tane kurban kestirir ve kurban kesilirken hizmetkarların yarısı kurban kesimine yardım etmekte diğer yarısı ise işine devam etmektedir. Kurban kesilir, etler pişirilir, sofralar kurulur, ağalar sofraya oturur. Onlarca üst üstüne yığılı olan buğday ekmekleri her nasılsa kesilen kurbanların kanlarının üstüne devrilir. Orada bulunan hizmetkarlar bunu görür ve ağa hemen hizmetkarları tembih eder. "Bu ekmekleri temizleyin kendiniz de yemeyin ama görmeyen hizmetkarlara yedirin ki ekmekler heder olmasın. Ama sakın kimseye söylemeyin." der. Ekmekler olayı görmeyen hizmetkarlara yedirilir. Olayı gören hizmetkarlar dayanamayıp olayı halka anlatır. İşte yöremizde bu deyimin hikayesi de böyledir.

Bu yazı 6757 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum