Şazeli ÇÜGEN

Şazeli ÇÜGEN


Allah Kerimdir

07 Mayıs 2018 - 09:08

24 HAZİRAN 2018 baskın erken SEÇİM in sosyolojik analizi

16 NİSAN 2017 anayasa referandumunda “önce EVET sonra ALLAH kerimdir”diye yazmış eş ve dostlarıma da “EVET” kampanyasına katılma çağrısı yapmış idim.

Adeta “değiştirilemez kutsal bir düzen” gibi görülen siyasal ve ekonomik istikrar üretmeyen seksen yıllık eskimiş bu köhne yönetim düzeninin değiştirilmesi taraftarı idim. Şimdi de aynı kanaati çok kuvvetli olarak taşımaktayım.

Nasıl ki 1945 II. cihan harbi sonrasında Batıda esen “çok partili demokratik parlamenter” rüzgarlar estiğinde TÜRKİYE olarak “tek partili” sistemden çoğulcu“çok partili” sisteme geçişi yumuşak bir biçimde yapabildi ise şimdi de yeni dünya konjonktürünün gerektirdiği eksende TÜRKİYE olarak kendine özgü partilisi fazla olan “cumhurbaşkanlığı” sistemine geçişin ilk SEÇİMİNİ yapmış olacaktır.

Bu yeni “yönetim modeli” ilklerin yaşandığı siyasal bir tecrübe olacaktır.

Çünkü ilk defa genel seçimlerde % 50 artı bir OY ile cumhurbaşkanı seçilecektir.

Bu hal siyasal anlamda partilerin BLOKLAŞMASINI zorunlu kıldığından “ sıfır barajlı ittifak sistemini” de yasal hale getirmiştir. İTTİFAK yapan partiler de kendi aralarında yine DONT sistemine göre parlamenter sayılarını belirlemiş olacaklardır.

Netice olarak bundan böyle TÜRKİYE genel seçimleri partiler arası oluşturulacak BLOKLARIN rekabeti neticesinde İKTİDAR ve PARLAMENTO şekillenmiş olacak ve koalisyon rejimleri tarihin tozlu sayfalarına terkedilmiş olacaktır.

Ancak ben siyasi iktisadi ve sosyolojik istikrar üretmesini beklediğimiz bu “yeni YÖNETİM modeline” üslup ve davranış olarak REKABETİN “yumuşak geçiş”ortamında olması taraftarıyım.

Çünkü düşmanca tavırlarla yapılan mücadele neticesinde sürgit olan SERT geçişler “keskin SİRKE küpüne zarar verir” misalinde olduğu gibi ÜLKEYİ her daim kutuplaştırarak güç zehirlenmesi hastalığı artmakta ve siyasal REKABETİN dostluklar ve düşmanlıklar üzerinden yapılmasından dolayı hem içerde ve hem de dışarda kamplaşmayı ve kutuplaşmayı artırmakta ve ülkenin tüm enerjisini de heba edebilecek tehlike ve tehditler içermektedir.

Siyasal dış meydan okumaları “mefhumu muhalifinden” hareket edip okuduğumuzda SERT siyasal tavırlar ve de hamaset yüklü dış MEYDAN okuma siyasetleri nin anlamı

DIŞ politikadan aynı ve misli ile karşı meydan okuyuşlarla besleneceğinden ve seçmen kütlelerinin % 70 çoğunluğunun milliyetçi ve muhafazakar reflekslerini kamçılayacağı ve seçimler de SANDIKLARA oy olarak yansıyacağı düşünüldüğünde “muvazaalı bir siyasi AKIL” taşıdığı da madalyonun öbür tarafını ifade ettiğinin ap açık göstergesi demek olacaktır.

Böylesi bir “ters köşe” siyasi bakış açısı ile DIŞ dünya ve ba husus bu siyasal iktidarı istemiyor diye yapılan bir siyasi propagandanın tam tersi neticelerle mevcut siyasal hareketin iktidarını pekiştirmesinden öte hiçbir anlam ifade etmediğini de azıcık siyaset sosyolojisi bilenler için bir kehanet olmasa gerektir. 

Şimdi 24 HAZİRAN 2018 baskın ERKEN seçimleri ile
Yeni YÖNETİM modeline anayasal zeminde ve meşru olarak inşa Allah kazasız ve belasız olarak YUMUŞAK bir GEÇİŞ olacağını umut etmekteyim.
Burada şu MUHTEŞEM soruyu sormak durumundayız diye düşünmekteyim

Bir ÜLKE ki “KİM tarafından” yönetilecek
Ya da bir ülke ki “NASIL yönetilecek” 

Sorusunun cevabına tüm seçmen kitleleri olarak bu iki hayati konu üzerinde çok iyi düşünülerek odaklanacağımız öneme haizdir.

Birinci şıkta ülke YÖNETİMİ bir siyasinin “karizmatik liderliğine” havale edilirken

İkinci şıkta ülke yönetiminin NASIL olması gerektiği konusunda “kurumsal liderliğe” mi emanet edilmelidir sorusunun cevabı HAZİRAN seçimlerinin NİRENGİ noktasını teşkil edeceği kanaatini taşımaktayım.

“Kurumsal liderlik” kavramına belki biraz yabancılaşmış olabiliriz.

Kurumsal liderlik DEVLETİN tüm kurumlarının ortak akıl ve sağduyu ile hukuk düzeni zemininde yönetilmesi anlamına gelir.

Eğer bu KİŞİ seçilmez ise ya da şu KİŞİYİ seçip getiremez isek ÜLKE kaybeder mahvolur gider gibi patolojik siyasal propagandalar ayağı sağlam yere basmayan KABİLE devletlerinde ve AŞİRET düzenlerinde istenen bir yönetim modeli realitesi olduğunu ifade etmeliyim.

Bittabi bu hal “ERKEN baskın bir seçim dir”
İlk olarak hemen ifade etmeliyim ki çok zaman ve imkan israfı olmaması açısından ve de iç ve dış güvenlik tehditleri ve senaryoları açısından elbette ki kayda değer zaman tasarrufu olan isabetli bir siyasal inisiyatif olmuştur

İkinci olarak adı üstünde erken baskın seçim olduğundan ne “UYUM yasaları” iktidar tarafından zamanında çıkartılabilmiş ve ne de MUHALEFET gerekli teşkilatlanma çalışmalarını nasıl olsa UYUM yasaları henüz çıkartılmadı diyerek zamanında yeterince tamamlayabilmiş değildir.

Üçüncü olarak çok önemsediğim “CUMHUR ittifakını” yeni yönetim modelinin mantığına da uygun ve meşru olduğunu ifade ederken eski sistemden yana olan partilerden oluşturulmaya çalışılan KARŞI İTTİFAK cephe çalışmalarının da o kadar meşru ve yeni yönetim modelinin mantığına uygun olduğunu da ifade etmeliyim.

Karşı blokların birbirlerine kara çalma yarışına girmelerini yadırgadığımı da ifade etmek isterim.
Bu nedenle demekteyim ki “tencere dibin kara senin ki de benimkin den kara” diye itham etmemek için SİYASAL rekabeti dostluklar ve düşmanlıklar üzerinden değil ahlak ve hukuk ölçüleri zemininde ve HİZMET ve PROJE siyaseti ile hareket edilmesinin bir zorunluluk olduğu kanaatini taşımaktayım.
HİZMET siyaseti derken hemen sıcağı sıcağına ifade etmem gerekiyor ki
ALT YAPI yatırımları başta olmak üzere “ulaşımda enerjide savunma sanayiinde ve de sağlıkta” çok mükemmel standartlara ulaşan olan ülkemizde
İKTİSADİ politikaların ithalat ve ihracata dayalı MAKRO ölçekte planlamalar yapılarak nispi başarılar elde edilmesine karşın içerde süpermarketlerin AVM tüketim mantığı ile yapılandırıldığını bu nedenle MİKRO ölçekte alt gelir düzeyli olan milyonların hayat tarzlarının az dikkate alındığını tespit etmemiz gerekmektedir

Ayrıca RANT mantığı ile hazırlanan bir BÜYÜK ŞEHİR garabet yasası ile milletimizin doğal yaşam tarzı olan tarım ve hayvancılık alanındaki küçük AİLE işletmelerine yasak getirilerek ÜRETKEN hayat tarzından kopartılıp büyük şehirlere GÖÇ ettirilerek hizmet sektörlerinde “asgari ücretle” çalışan yardıma muhtaç ve TÜKETEN yığınlar olarak ŞEHİRLERE mahkum insan kütleleri haline getirilmesi

Ayrıca kırsal kesimin doğal yaşam yuvaları olan KÖYLERİMİZİN de fosil köyler haline getirilmesi ileride çok daha vahim sosyolojik ve siyasal dalgalanmalara gebe olayların en üzüntü verici bir manzara olacağını da şimdiden görmek gerekmektedir diye ifade ediyorum
İşte bu nedenlerle de diyorum ki

Bütün seçim yatırımlarına rağmen bu aziz ve necib milletin
Her seçimde olduğu gibi bu seçimde de her siyasal kesimi küstürmemek ve darıltmamak için MAVİ ve YEŞİL boncuk dağıtan bu % 51 lik aşırı partizan olmayan ve kemikleşmemiş seçmenin OYU asla bir çantada keklik olarak görülmemelidir.

Bu seçmen davranışının her SİYASAL hareketi ve her siyasal LİDERİ çok yakından sağduyu ile izlendiğinin bilinci ile hareket edilmesini aksi taktir de PARTİZAN olmayan bu seçmen kitlesinin hiç umulmadık DİP DALGA siyasal bir refleks ile tüsinami yapabileceği hiç akıldan çıkartılmamalıdır.

Her şeyden önce SEÇİMLERİN
Meşru siyasal hareketler ile seçmen kitleleri arasında yapılan siyasal ve sosyolojik bir SÖZLEŞME olduğunu söyleyerek tekraren hatırlamalıyız diye düşünüyorum.

“Anahtar teslimi ISMARLAMA liderlik olmaz” hükmü gereğince liderlik çaba ister gayret ister risk ister cesaret ister ve ülke gerçekleri ile bütünleşmek ister. Bu nedenledir ki ÇATI adaylar asla kazanacak pozisyonda olamazlar

Her siyasal hareket ÜLKE gerçeklerine ve sosyal bir tabana dayanır.

Hiçbir siyasal hareketin sosyolojik karşılığı olmadan başarılı olamayacağı hakikatini ifade ederek “aç tavuk kendini darı ambarında görürmüş misali armut biz ağzıma düş” olamayacağından beyhude siyaset çabalarının bir karşılığının olmayacağını da hatırlatarak hayatın her alanında olduğu gibi siyaset sahnesinde de ALLAH ın “hak ediş” yasasının işlediğini asla unutmamak lazım gelmektedir.

Bu nedenle de demek istiyorum ki “siz nasıl iseniz öylece idare edilirsiniz”sosyolojik yasası hükmünü icra etmeye de devam edecektir.
ANCAK hiçbir zaman seçmen kitleleri bir SÜRÜ mantığı ile görülmeyi ve SÜRÜ mantığı ile idare edilmeyi asla istemeyecektir. Böylesine bir siyasal anlayışa tepkisinin çok sert ve acımasız olduğunun tarihi misallerinin çok olduğu da gözden ırak görülmelidir.

TÜRKİYE NİN bölgesinin MERKEZİ bir ülkesi olarak
İmparatorluk bakiyesi ve muhteşem İSLAM medeniyetinin mirasçısı olup “YUMUŞAK GÜCÜ NÜN” tüm gönül coğrafyamızı kapsayan devasa ölçekte bir güç olduğunu hiç unutmadan

SERT GÜÇ olarak bölgesinde orta ölçekte bir DEVLET olduğumuzu düşündüğümüzde bu YUMUŞAK GÜC ÜN hem iç politikada ve hem de dış politikada en temel bir “SİYASAL eksen” olması gerektiği inancı ile bu seçimleri bu temel PARADİGMA açısından değerlendirdiğimi ifade ederek “yumuşak güç” ve “yumuşak geçiş” kavramını bu nedenlerle kullanmış oluyorum.

SERT siyasal tavırlar ve ucu açık iç ve dış meydan okumalar
Hem iç barışı zorlaştıracak ve hem de dış politikada enine ve boyuna kuşatılmışlık eksenlerini kırmak için sahip olduğumuz bu devasa potansiyel olan YUMUŞAK gücümüzü pasif konumlara indirgeyerek “SAVAŞ ekonomisine” ister istemez ağırlık vereceğimizi uzun vadede sürdürülebilir bir SİYASİ tavır olamayacağına işaret etmek istemiş olduk.

Netice olarak
Tüm partiler CUMHURBAŞKANI adaylarını bu tarih itibariyle açıklamış oldular
Bu adaylar tablosu da göstermektedir ki MUHALİF partiler tek tek cumhurbaşkanı adayı göstererek PARLAMENTO aritmetiğine odaklanmışlar ve BAŞKANLIK iddialarını birinci ve ikinci tur olarak en başından yitirerek peşinen bir buket çiçekle Recep Tayyip Erdoğan a sunmuş olmaktadırlar.
SU ana mecrasına yönelmiş gözüküyor. Şimdiden muhalif liderler teşekkürü hak etmiş gözüküyorlar.

SEÇMENE iç ve dış senaryoları dikkate alan basiret ve feraset dileyerek ve SEÇİMLERİN hürriyetin ılıman ikliminde yapılmasını temenni ederek “ittifak cephelerine” hak eden başarır ve iyi olan kazansın diye şimdiden başarılar diliyorum

Seçimlerin
Milletimize ülkemize bölgemize hayırlar getirmesini PARTİAN olmayan samimi sıradan bir okuryazar vatandaş olarak “ALLAH kerimdir” diye dua ve niyazda bulunuyorum.


Vesselam

Bu yazı 11262 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum